flu bir fotoğraf

Esra Göregen
Nov 7 · 2 min read

gidiyoruz. yine provincemiz güncelleniyor.
solumuzda güneş ; sağımızda ay.
dağlar görüyoruz, hayret etmiyoruz.
bulutlar sanki üzerimize inmiş uzansak tutacakmışız gibi ama görmüyoruz.
çok hızlıyız ve bunun kilometre ile alakası yok.
bakıyoruz da aslında, gözlerimiz yolda.
çok dikkatliyiz, hangi köşeden araba çıkacak diye
gözlerimiz yuvalarından fırlayacak gibi.
ama görmemekte ısrarlıyız.
yoldayız, önümüzde maviden mora hicret eden gökyüzü, ince şeritli otoban, bizim gibi bir sürü araba, çeşit çeşit insan.
yoldayız ama yürümüyoruz.
adım atmıyoruz ama gidiyoruz hep , sürekli. hiç durmuyoruz.
teypten tüm özlemlerimizi toplayıp da gelmiş gibi duygusallı bir ezgi sızıyor içimize, kulaklarımız hafif ağlamaklı. akşamüstü. vakit tamam olmak üzere.
bu sefer rota başka, yoldaşlar bambaşka.
içecek suyumuz ve dinleyecek hikâyemiz varmış diyerek teskin ediyorum tüm yaşananları yine ve ısrarla bir zeki demirkubuz filminden kesit olarak hisseden kalbimi.
içerisinde bulunduğum komposizyon garip. ama zaten tüm hikayeler o bir takım gariplikler silsilesi akabinde yazılmaz mı ? ya da kandırılmış olabilirim.
tamam neyse bu can sıkıcı soruları geçerek şu flu fotoğraftan bahsedelim .
dedim ya çok hızlıyız diye tam o sırada gördüklerimi kayıt ettim.
net değil ama bana ait, benim gördüğüm ay ve dağlar. hep eksiğiz işte. gözlerimizde tutuklu kalmıyor ki hiç bir gördüğümüz.
bizimle gelsin istiyoruz , bizim olsun. ama mümkün değil.
sultan süleyman’a kalmayan dünya değil mi burası. hatırladık evet şimdi bu hakikati hiç unutmaz ve üzülmeyiz.(!)
etrafımız ıssız desem ezelden sözü verilmişçesine bize yoldaşlık eden ağaçlara haksızlık etmiş olmam değil mi ?
hava karardı. güneş gitti, ay varlığını biraz daha hissettirdi. sağ yanımda hemen. içim ürperdikçe bir bakış atıp ferahlıyorum.
varmak için tüm gayemiz. ama nereye ? döneceğimiz o yerden uzaklaşmanın getirisi ne ?
bir çiftin gözlerinin ışıltısı için bu kilometrelerce gidiş. değse bari. şahit olacağımız ışıltı bir ömür sürüp gitse diyorum. anlık değil ; ömürlük olsun. her şeylerin bir çırpıda tüketildiği, gereğinden fazla anlam yüklendiği ve hakiki mânânın yitirildiği şu zamanlarda ; bir gün kaybederim korkusunun tamamen unutup sahip olmanın sarhoşluğuyla kendini kaybeden insanoğlu !
yani biz. ben. sen. kalbimiz mutluluktan uçacakken, şu mutluluğu yaşatan Allah bir gün en sevdiğimi benden alacak, hakikatini hatırlıyor muyuz ? yükseklerde iken çarpmamak için biraz yavaşlamayı hatırlıyor muyuz ?
Sahi kaç insan kaldı böyle? annesinin göğsünde dinlenirken dahi bir gün o kalbin duracağını hatırlayan, sürekli hatırlamanın rahatsızlığı ile kendisini anlık zevklere teslim edemeyen kaç rahatsız kaldı ki ?
ayağımızı yerden kesen kahkahaları yavaşlatan kaç sancılı ruh kaldı ?
buna ihtiyacımız var. mutlu olmak kadar hakikatleri hatırlamaya ihtiyacımız var. geç olmadan hemen yola çıkmalıyız. Allah’a ve içimize adım atmak olmalı niyetimiz.
zira başka türlü yolu bulamaz insan.
ve son olarak yollar hayret makamıdır, kitap da okunmaz müzik de dinlenmez zannımca. yolda kalbimden başlayarak beni ve içimi bir bütün halinde saran, etrafımdaki tüm ses ve renklerden soyutlayan adını koyamadığım o tılsımlı hisse dayanarak söylüyorum tüm bunları.
kalpten geliyorsa bir fikir ve zikir o daima hakikattir. zaten hakikatin menşei de kalptir.


eylüldü|yolda içimeiçimekonuştuğumdur

    Esra Göregen
    Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
    Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
    Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade