Ardına Bakma Yolcu
Bodrum Kalesi’ne karşı dalga sesini içinde hissetmek muazzam bir eylem.
Hepimiz insanız elbet hata yapacağız. Kim hata yapmadan doğru yerlere varabilmişki hayatta? Geçniş insanlar, geçmiş duygular sanki kalbimizin derinliğinde yanlış zamanda patlamayı bekleyen bir volkan.
Hayatın akışına bırakmak gerek ruhu.
Aynı defterin farklı bir sayfasına yeni bir başlangıç lazım olan şey değil aslında. İhtiyacımız olan tek şey “yeni bir defter”
365 sayfadan oluşan, her sayfası bembeyaz olan mavi kapaklı bir defter. Mavi diyorum çünkü uçsuz bucaksız gökyüzünün, sonsuz derinlikteki denizin rengi mavi. Sonsuzluğun rengidir mavi.

Dünü geçmişte bırakmadığın sürece bugünü göremezsin. Sanki her şey geleceğe bağlı sanıyoruz ama kuruntu bütün bunlar. Bugününü yaşayamadığın sürece geleceğini şekillendiremezsin. Önemli olan bugündür. Geçmişin ve geleceğin arasındaki zorlu ama kısa köprü “bugün”
İnsanın doğasında var engelli yollara meyilli olmak. Ama ne fayda?
Galibiyet senin tarafında olduğu sürece her savaş güzeldir. Peki ya mağlubiyet? Çoğumuz sindiremeyiz kaybetmeyi, arkada kalmayı. Unutulan bir şey var, dibi görmediğin sürece zirveye ulaşamazsın.
Suyun her daim kaldırma kuvveti vardır ama telaş yaparsan boğulursun mesela. Yaşamakta aynen böyle bir şey. Akışa ayak uydurmak lazım gelir.
Yık bütün tabuları,
Kır bütün zincirleri,
Yak bütün eski sayfaları…
Kendine gel!
Mutsuzluğu yaşamazsan, mutlu olduğunu anlamazsın, anlamazsan kıymetini bilemezsin. Kural budur her daim.
Ardına bakma ki açını genişletebil. Dünü dünde bırak ki bugününü yaşayabil. Şükret mesela, hala nefes alabiliyorsun, ne demiş üstad “nefes alabildiğin sürece hala umut var demektir.”
Güzel günler istiyorsan, güzel insanlar biriktir mesela. Güzel duygular besle kalbinin en derin noktalarında.