Nihayet, nihayet muhalefette bir kipirdanma!

Ya da, belli ki CHP benim essay’lerimi okuyormus. Sayin Kilicdaroglu, merhaba! Yine onerilerim var!

Selin Sayek Boke’nin, Adalet Yuruyusu sirasindaki roportajlarini izlerken agzim kulaklarimdaydi.

“Referandum sonrasi niye bu kadar tepkisizdiniz?” temali yazimda soyle bir sey soylemistim:

Yapmaniz gereken ilk sey Amerika’daki leftist/liberal medyayla iletisime gecmekti. O sirada Amerika’da onemli bir olay yoktu, ve cumhuriyetci medyanin haricindekiler zaten Trump’i elestirmek icin firsat kolluyordu.
Ulkeyi sikayet eder gibi degil, ama birincisi Amerika’nin takindigi tavri onaylamamanizdan, ikincisi hukuksuz secimi gecersiz kilmak ya da ne bileyim oylari iptal ettirmek icin calistiginizdan dem vuracaktiniz. Bu konusmayi da Selin Sayek Boke yapacakti, ve boylece feminist aciya da oynayacaktiniz: Oyle ya, iyi egitimli bir kadin, partisinde son derece ust duzeyde ve partisini yurtdisinda temsil ediyor.

Tabii “eheheheh, sagduyu ya, mantik neticede” derken Kilicdaroglu’nun The Guardian’da kaleme aldigi think piece dustu onume. “Oooo bak yavas yavas,” derken, New York Times’taki yazisi da geldi. New York Times, malumunuz, son zamanlarda Washington Post ile birlikte Trump’a da en saglam muhalefeti yapan, ustteki alintimda da dedigim gibi leftist/liberal medyanin bir uyesi.

Artik dedim, sart oldu yeni yazi yazmak.

Oncelikle Sayin Kilicdaroglu, goruyorum ki okumussunuz yazdiklarimi. Merhaba! Nasilsiniz, her sey yolunda isallah? Hah, benim iki uc onerim daha var onlari da bir dikkate alirsak…

Gectigimiz donemlerdeki tavsiye listem surada:

Bunlarin yani sira aklima yeni fikirler de geldi.

1- Golge Kabine kurmak: Bu halk paso “Projeniz yok, planiniz yok!” demiyor mu? O zaman bir golge kabine kurup devletin bakanliklarini yakindan takip etmek, planlar, fikirler uretmek ve bunlari halka duyurmak harika bir cozum olur “projesizlik/plansizlik” argumanina. Merkez Turkiye projesi sayesinde, projelerin halkta karsiligi oldugunu biliyoruz. Bunu iki secim arasi donemde de surdurmek, dinamizmi de korumak acisindan sart.

1 a- Parti projelerinde paranin nereden cikacagini da duyurmak: Birlesik Krallik secimlerini yerinden, yakinen gozlemleme firsatim oldu. Zamaninda “Britanyali Kilicdaroglu” olarak isimlendirdigim Jeremy Corbyn’in onderligindeki Isci Partisi (Labour diyecegim) inanilmaz bir oy artisi gosterdi. Bunun en buyuk sebebi de (Muhafazakarlarin kendi ayaklarina sikmasinin haricinde) Labour’in manifestosunda tek tek hangi planin parasi nereden cikacak duyurmasiydi.

Boylece “ehehehe ya parayi nereden bulacaksiniz” sorusunun da onune geceriz. Ha gerci Corbyn de gecemedi debate seviyesinde, “para agaci” deyip durdular — ama halkta karsiligi vardi. Onemli olan da o zaten.

2- Town Hall sistemi: “X partinin baskani/milletvekili geliyor, Y lokasyonunda sorularinizi yanitlayacak!” temali, ve sene icinde surekli devam edecek etkinlikler yapmak da onemli. Halk, sizle birebir iletisim kuracak, size sorularini soracak ve siz de cevaplayacaksiniz. Sorular “simdi siz FETO musunuz?” tadinda bile olsa, orada kazanacaginiz 1 kisi daha sonra cevresine etki edecek.

3- Baskan adayi belirlemesinde onsecimler: 7 Haziran’dan once CHP’nin yaptigi onsecim mantiginin aynisi. 2017 sonu, 2018 basindan itibaren aday adaylari parti icinde aday olacaklar, neredeyse 1 sene surecek bir on secim surecinden gececekler, surekli munazaralar olacak. En sonunda en cok oyu alan kisi baskan adayi olacak. Bu sirada adaylar ve halk da secim psikolojisine girecek. Pek cok kanal ozellikle bu olaya yer verecek — zira parti ici catismaya cok yakin olan olayi hicbir haber kurulusu kacirmaz.

4- Duzenli Facebook/Twitter canli yayinlari: Emin olun rakipleriniz taraftarlarinizdan daha cok izleyecek bunlari. Herhangi bir x partinin tweetlerine bakin, alt tarafi rakip partilerin taraftarlarinin yorumlariyla dolu. Kulaklarina iki uc kelime/cumle girse kar. Ha tabii, soru-cevap seklinde de yapabilirsiniz — town hall sisteminin online versiyonu gibi bir sey yani.

Adalet Yuruyusu’yle muhalefet kanadi iyi bir momentum yakaladi, bunun 2019'a kadar sonup gitmesine izin vermek buyuk kotuluk olur. Artik politika, politika degil; Frank Underwood’un da dedigi gibi sov dunyasi haline gelmis durumda.

Ortasi yok.