Bir İçim Su Ayvalık

Ayvalık’ta beni bana anlatan bir şeyler buldum, çok sevdim, her bunaldığımda çekip gitmek istedim. Şimdiye dek 3 kez gittim, daha da giderim orası kesin. Benim için bu denli kıymetli bir yeri de kelimelere dökmek zor olacaktır eminim…

Cunda’nun taş döşeli dar sokakları

Ayvalık’a gidersen sokaklarında kaybolursun; hepsi birbirine benzer ama her yürüdüğün sokaktan farklı hayallerle çıkarsın çünkü farklı hikayeler anlatır; daha önce hiç duymadığın. Sonra bir bakmışsın hepsini dinlemek için can atıyorsun. Kendini orada bulduğunu hissedersin. Doğduğun büyüdüğün yerden başka bir yer ama kırk yıllık dostun olur bir anda. Seveni çok, gezeni çok, ama gerçekten keşfedeni azdır.

Gündüzü gecesine karışmış şehirler gibi hiç uyumamazlık da yapmaz. Hava kararınca hüzün değil; aşk damlar Ayvalık’a. Rakılı balıklı, otlu peynirli sofralarında sevinç varsa sevinç, dert varsa dert, neyin varsa dökersin ortaya. Kimseye ihtiyacın da olmaz, sen sana yetersin. Yalnızlığı sevdirir insana. Hatta Fettah Can’ın şöyle bir şarkısı vardır, fonda ne de iyi gider şimdi: Kaldır yakasını paltonun | Yürü deniz kenarında | Bi sigara yak gölgenle | Konuş icabında…

Cunda Adası

Sabah uyandığında mis gibi zeytinyağının kokusu gelir kahvaltı sofrasından. Renk renk, irili ufaklı zeytinleri görünce daha da kabarır iştahın. Hangi restorana oturduğun önemli değildir. Hepsi de güzeldir. Hatta bir süreden sonra kendini gurme zannedersin. Sonra kelimelere dökemeyince damağında kalan enfes tadı, bir de balık tutmayı deneyeyim dersin. Sana da bana da olmadık işler bulur Ayvalık. Kafanı dinlersin onları yaparken; “Emekliliğimde kesinlikle buraya yerleşiyorum!” dedirtmeden gitmene izin vermez.

​Cunda’sından Şeytan Sofrası’na, Sarımsaklı’sından marinasına, tarihi kiliselerinden Alaçatı da neymiş dedirten sarımsak taşlı evlerine kadar insanı ilk bakışta kendisine aşık eder Ayvalık. Tarih mi seviyorsun? Yoksa sadece huzurun peşinde misin? Ya da hem yakın hem de inzivaya çekilecek bir yer arıyorsun. Hiçbiri? Doğruca Ayvalık’ın yolunu tut derim ben. Çünkü sen ne istersen o renge girer Ayvalık.

Şeytan Sofrası’ndan görünen muhteşem manzara

Herkesin seveceği bir yer diye bir iddiam yok ama herkesin gezip gördükten sonra “Keşke daha önce gelseymişim.” diyebileceği bir yer. Sadece tostundan, rakı balıktan ya da Cunda’dan ibaret değildir burası. En güzel hatta en temiz zeytinyağları Ayvalık’tadır. Kültürel ve din turizmine hitap ettiği gibi gastronomide de on numaradır. Hani şu dokusu da tarihi de bozulmamış yerler hep bizi cezbeder ya? Ayvalık’ta daha fazlası var. Canlılık gibi, sanat gibi…

Mesela Antalya’nın en ünlü otelleri, ta buralara kadar gelip Sarımsaklı’nın kumlarını götürür. Mesela çarşı pazarına erkenden gidip tezgahların arasına karışınca daha önce hiçbir yerde görmediğin şeyler görürsün. Balık tutup akşam kendin pişir kendin ye yapabilirsin. Dalış yapmak için harika bir yer mesela. Ya da koşmak, doğa yürüyüşü yapmak, tekneyle açılmak, uçurtma uçurmak, kısaca nefes almak için…

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Ezgi İbili’s story.