“Happiness runs latently in the human’s blood. If it does not come into action, it will not be different from the virtuous person who has fallen asleep.” Aristotle

Image for post
Image for post
Photo by Kawin Harasai on Unsplash

It is certain that the idea “I cannot help being unhappy” has a role that makes people feel responsible. On the other hand, this idea is quite for slackers, and it is of no use to people who want to be happy.

Following a study examining happiness factors, researchers determined that three fundamental factors shape our happiness.*

  • 10 percent, living conditions
  • 40 percent, purposeful behaviors
  • 50 percent, genetics

The genetic factor has also been called the equilibrium point because they thought that 50 percent of the difference between people’s happiness levels is due to our innate traits (such as temperament). So, at the utmost, genetics’ role is %50 in the difference between unhappy and the happiest. This means that genes bring 30 points to some, 20 to some, 45 to another, and 5 to another, out of 100 points of happiness contribution total scores. What is left behind from those that play a role in affecting happiness consists of living conditions (which are the smallest 10 percent) and attitudes and behaviors with a 40 percent share in the happiness. A similar result comes from the research of Martin Seligman, who has spent years in the science of positive psychology: 60 percent of happiness comes from our genes and our environment; The remaining 40 percent belongs to us. All this means that the person who wants to be happy must first review his/her behavior and perspective on life. …


Image for post
Image for post

Internetin olmadığı zamanları aranızda birçok okuyucumun hatırladığından eminim. Internetin nispeten bugünkü kadar geniş sınırlarının olmadığı zamanları da hatırlarsınız. Google’ın olmadığı zamanları bilirim, Türkçe internetin Superonline ve Mynet’ten ibaret olduğu zamanları gördüm.

Lisedeydim, 1998 yılı, boş kaldığım her an kitap okuduğum zamanlar. İngilizce dersine çok katılmıyordum, İngilizcem iyiydi çünkü. Din dersinden muaf tutmuşlardı beni, çok soru sorup (sözde) diğer arkadaşlarımın bilgi alma hakkını engelliyordum. Okulda ders araları 10 dakika, öğle arası 40 dakikaydı. Öğle arasında masa tenisi, ders aralarında her türlü sosyal aktivite.


Image for post
Image for post

İnsanlara ekmek yapmayı öğreterek 2015 yılında 30.000 $ kazanmış olan biri var, biliyor musunuz? Online videolarla insanlara ekmek yapmayı öğretiyor ve para kazanıyor bu kişi. Anlatacağım, ama önce biraz hikaye anlatacağım.

Yaklaşık 2 yıl önce Bodrum’a taşınma hikayemi Medium’da yazdım ve bugüne kadar 200 binden fazla kişi okudu bu hikayeyi. Hatta bu hikaye sayesinde TEDxBursa’da konuşma yaptım, konuşmamı 50 binden fazla kişi izledi YouTube’da.

Bana 2 yılda gelen e-postaları görmeniz gerekiyor. “Fatih, biz de İstanbul’dan ayrılmak istiyoruz, ne önerirsin?” tarzında sorular bunlar. Birkaç kişiyi de ikna ettim hatta ve arkadaş olduk bu sayede.

Bodrum’a taşınmanın bana kazandırdığı en büyük şey yaşama olan bakış açımın değişmesi ve en önemlisi çalışma hayatına olan bakış açımın değişmesi oldu. Zamanımı etkin bir şekilde kullanmak, bana çok akılcı iş hamleleri yaptırdı. Onların en önemlisi ise online eğitim oldu.


Image for post
Image for post

Bu yazının dilinde belki biraz oportünizm sezebilirsiniz, ancak amacım bir oportünist gibi görünmek değil. Aksine, sizlere benim yaşadığım deneyimi anlatarak, sizleri de motive etmek. Online eğitim programları hazırlamak, benim çalışmaya olan bakış açımı değiştirdi. Sebebi ise bu alandaki büyük gelir potansiyeli.

Aşağıda anlatacağım şeyleri anlatıyor olma sebebim ise, yeni açtığım online eğitim programını tanıtmak. Sizlere, kazandıran online eğitim programlarını nasıl hazırlayabileceğinizi anlatıyorum programımda.

Uzun zamandır konuşmacılık yapıyorum. Üniversitelerde, kurumlarda, markalarda. 2011'den beridir 300'den fazla konuşma yapmışım. Fiziksel olarak 50.000'den fazla insana bildiklerimden ve deneyimlerimden bahsetmişim.

Profesyonel konuşmacılık kariyeri bana elbette para kazandırıyor. Artık çok oturmuş sunumlarım var ve her yıl gidip konuşma yaptığım markalar var. Her etkinliğine davet eden üniversite kulüpleri var. …


Image for post
Image for post

4. sınıftayken üst komşumuz Aslı’nın serbest muhasebeci olan babası ile Çelik Blek Teksas, Zagor ve Tommiks kitaplarımızı değiştirerek okurduk. Babam bu ilişkiyi enteresan buluyordu, çünkü tarih kitapları da okurken Teksas da okumamı çok tasvip etmiyordu. Ancak komşumuzdan çok önemli bir ders aldım; birkaç ayın sonunda — ben kendimi bir yandan da çizgi romanlara kaptırmışken — bana ‘En kötü kitabı bile okumak, sana o kitabın neden kötü olduğunu anlatacağı için aslında iyidir’ demişti. Ben çok fazla zaman geçmeden ilgimi yitirdim bu çizgi romanlara, çünkü faydasını sorgulamaya başlamıştım artık.

E-kitaplar ve e-kitap okuyucular her ne kadar yeteri kadar popüler olamamış olsa da halen azımsanmayacak kadar fazla kitap satılıyor ülkemizde. Eğitim sistemi ile ilgili sorunlar uzun senelerdir var, özellikle son 2 senedir (negatif) dramatik değişimler de var ülkemizdeki eğitim anlayışında. Siyasal bir düzlemden bahsetmek değil amacım, ancak yaptığım araştırmalar genel olarak Türkiye’nin, kitap okumak konusunda çok iyi olmadığını gösteriyor.


Image for post
Image for post

İnsanları kitap okumaya motive etmeye çalışan bir kulübün kuralları olması beklenemez, ancak adına ‘crash-course’ diyebileceğimiz ve aklımdan kulüple ilgili geçenleri özetleyebileceğim bir rehber oluşturmanın bir faydası olacaktır diye düşünüyorum.

Öncelikle, bu kulübü insanların ‘profesyonel gelişim’lerine destek olmak amacıyla kurdum. Yani, roman okumayacağız.

Daha çok aşağıdaki konularda kitapları okuyacağız:

● Profesyonel Gelişim
● Sosyoloji
● Antropoloji
● Psikoloji
● Felsefe

Okuyacağımız kitaplar profesyonel hayatımıza pozitif etkiler yapacağından emin olduğumuz janrlara ait olacak. Bir zaman sonra her hafta 3–4 kitap seçip, kulübün Facebook sayfasından yapacağımız oylama ile karar verelim istiyorum bir sonraki haftanın kitabına.

Kitapları mümkün olduğu kadar sıkıcı olmayan kitaplardan seçeceğim. Bazı kitaplar ve yazarlar fazlasıyla popüler olabiliyor, ancak yazım tarzları da bir o kadar sıkıcı olabiliyor. …


Bu ülkenin bir kitap kulübüne ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Özellikle de profesyonel gelişim konusunda beyaz yakalı çalışanları motive edecek bir kitap kulübü. Neden buna ihtiyacımız olduğunu birkaç maddede anlatacağım az sonra, ancak bu kulübü neden ben kuruyorum ve buradaki amaç ne, biraz ondan bahsetmek istiyorum.

Eskiden evlerin oturma odalarında ‘vitrin’ler olurdu. Sadece misafir geldiğinde kullanılan kristal çay bardakları, amcan geldiğinde vitrinden indirilen viski kadehleri, bir süs eşyası olarak çeşm-i bülbüller. Neler neler…

Bizim evimizde de vitrin vardı, ancak bu bahsettiğim nesneler bizim vitrin’de çok az sayıdaydı. Tam bir duvarı kaplayan vitrinin tamamı kitaplarla doluydu. Sadece vitrinde yoktu kitaplar, evin dört bir yanında kitap vardı. …


Image for post
Image for post

2014 Temmuz’unda sosyalmedya.co satıldığında, çok yoğun bir yıldan çıkmıştım. Gezi Parkı eylemlerinden fazlasıyla etkilenen dijital reklamcılık piyasası dolayısıyla 2013 Eylül’ünde açılan eğitim sezonunda eğitime fazla yüklendik. Haftaiçi işlerle, haftasonu da eğitimlerle geçirdiğim bu zamanların sonunda sosyalmedya.co’nun satış sözleşmesinin imzalandığı günün ertesinde Bodrum’a geldim ailemle.

Aylık kiralanan bir ev bulup onu tutmuştuk ve yaklaşık 40 gün kaldık Bodrum’da. Bu 40 gün hem bizim için bir temizlenme oldu, hem de biriktirdiğimiz tatillerin acısını çıkardığımız bir mega-tatil oldu. İstanbul’a döndüğümde yorgunluğum halen devam ediyordu ama kendimi de şanslı hissediyordum, 32 yaşında kaç kişi hayata hiçbir gelir beklentisi olmadan 6 ay ara verebiliyor ki?

2014 sonunda başlayan CHP seçim kampanyası projesi, kampanyadan hemen sonra kurduğum ajans derken geçen sene de tatil yapamadım. İstanbul da hiç yardımcı olmuyordu. Özellikle Gezi Parkı eylemlerinden sonra İstanbul her geçen gün biraz daha kirlendi ve biraz daha yaşanılmaz hale gelmeye başladı.


Image for post
Image for post

Turkcell ile ilişkim hep bir aşk-nefret ilişkisiydi. Defalarca bloglarda, medyalarda, sosyal medyalarda Turkcell ile ilgili negatif/pozitif dem vurmuşumdur. Ancak bu defa gerçekten de çok ileri gittiler.

Tüm telekomünikasyon şirketlerinin (Türk Telekom, Digiturk, TTNET, Turkcell, v.b.) kişisel verilerimizi üç kuruşa sattığını hep biliyorduk. Bunu sosyal medyada yazmak dışında hiçbir şey yapmadık. Tüketiciyi izinsiz reklam SMS’lerinden koruma yasası çıktı, ona rağmen halen herkes kafasına göre SMS atıyor, kimse de umursamıyor. — Türkiye!

T.C. kimlik numaranız da dahil olmak üzere, adresiniz, size ait olan bir çok bilgi sürekli el değiştiriyor ve en güvensiz ortamlarda, hiçbir yasaya bağlı olmaksızın, rahatlıkla. İmzaladığımız 12 punto sözleşmelerde satıyoruz kişisel verilerimizi, farkında bile değiliz. …


Image for post
Image for post
Göktürk’e havadan bir bakış

1.5 seneye yakın bir zaman önce, yağmur yağdığı ve şoförü gelmediği için evine bıraktığım, ismini yapmış ama bugünlerde eleğini asmış bir reklamcı büyüğüm sordu: “Nerede oturuyorsun?”, ben de: “Göktürk’te” diyince, “Hayatını kazanamamış insanların orada demek” dedi.

Beni tenzih ederek söylediğini bildiğim için ve ben de öyle düşünmeye o zamanlar henüz başladığım için muhabbeti oradan devam ettirdik.

Hayatını kazanamama mevzusu tamamen “kazandığı para x harcadığı para” denklemi ile ilgili. Düşünün ki beyaz yakalı, genç profesyonel bir çift var, bir de çocukları var, 3 kişilik çekirdek aile halinde yaşıyorlar. Oturdukları ev mortgage, %25 peşinatı aileleri vermiş, ama aylık mortgage’ları kendileri ödüyorlar. Göktürk’e ilk gelenlerden oldukları için oturdukları evi 1 milyon TL’ye anlaşıp aldılar. 400 bin TL’si peşin ödenmiş, 600 bin TL’yi 10 yılda ödeyecekler. Faiziyle birlikte 750 bin desen, yılda 75 bin, ayda 6.250 …

About

Fatih Güner

Thinking is an admirable exercise. Digital Thinker // Public Speaker #herhafta1kitap

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store