Ama olumlu kampanya yaparsak, çay içmeyi bırakıp, o çamurun içinde bütün gün çalışan, ter kokan işçilerin, evine iş yerine gidip onlara üstten bakmak, aşağılamak veya küçümsemek yerine, onlarla dürüstçe arkadaş olursak, BİZ KAZANACAĞIZ!
“NO” filminin gerçekleri: Türkiye’de “Hayır” nasıl kazanır?
Midori Kocak
91

Tek bir kelimede saklı bütün yazının özü hatta kampanyayı kazandıracak formül “Dürüstçe” çok basit aslında insanları işci, zengin, fakir o bu diye ayırmadan ter kokmasına aldırmadan sadece insan oldukları için onlara saygı duyup onlarla aynı masada oturabilmek, aynı bardaktan su içe bilmek … Ama bu pratikte ne yazık ki mümkün değil, çünkü bu ülkenin sosyalist geçinenleri kazanımlarıyla (Sosyal statü, para, pul) gizli birer faşiste dönüşmüş çay değil sadece starbucks kahvesi içiyorlar ve kendi gibi olmayanları hakir göremeye uygun adım devam ediyorlar. İlk olarak kendimizden başlayacağız değişime, öyle ter kokusuna filan takılmayacağız önce insan diye kucaklayacağız insanları ve saygı duyacağız her inanışa her fikre, şeriat geliyor yalanını unutacağız kim neye inanmak istiyorsa inansın, kim nasıl ibadet etmek istiyorsa etsin umrumuzda olmamalı, namaz kılanı da kiliseye gideni de aramıza alabilirsek başarırız.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.