Sanırım Empati

Empatinin ne kadar matah bir şey olduğu özellikle kişisel gelişim meselesinin ayyuka çıkmasıyla söylenir oldu. Bu da neredeyse 5–10 yıl öncesine tekabül ediyor. Bense empati kelimesinin anlamını ve dahi varlığını bile bilmezden evvel yani 6 yaşımdan beri empatik bir insan olduğumu söyleyebilirim. Basit bir örnek vermek gerekirse; mahallede futbol maçı yaparken eğer öndeysek rakip takım yenilince üzülür diye iyi oynamaz baskı kurmaz ve gol yememize üzülmezdim. Hatta bunu yaparken rakip takım benim tavrımı anlar bilerek yeniliyor şeklinde düşünebilir, üzülür diye de canhıraşane oynuyormuş gibi yapardım.

Sanırım bu günlerde bu huyumdan vazgeçmek üzereyim.

Empatik olmak kısaca karşındakiyle aynı duyguları hissedebilmeye çalışmak olarak tanımlanabilir. Yani “Size yapıldığında hoşlanmayacağınız bir şeyi başkasına yapmayın.” Gerçekten basit ve güzel bir düstur. Lakin kafamı kurcalayan ve beni daha iyisini aramaya yönelten bir soru var aklımda: Ya benim hoşlanmadığım şey başkasının hoşuna giderse? İnsanları nasıl tektipleştirebilirim ki? Hem de monotonluktan ve sıkıcılıktan bu denli şikayetçiyken.

Sanırım ben fikrimi değiştirdim.

Empatik olmak yerine doğrudan karşımdakinin düşüncesini sormayı yeğleyeceğim artık. Karşımdakinin nasıl hissettiğini sormayı yeğleyeceğim.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.