Kısa yazmak ya da uzun yazmak, işte bütün mesele bu
Eser Teker
112

Kısa mı Yazmalı Uzun mu?

Kaynak: Pexels.com

Bu sorunun mutlak doğru bir yanıtı yok. Ama Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu‘nun bu ayki Arka Kapak yazısı konuya güzel bir ışık tutuyor.

Fazlıoğlu, sosyolojinin babalarından İbn Haldun‘dan (ö.1406) şu alıntıyı yapıyor;

İlmî alanlarda yazılan kitapların çok özet olması öğretimi bozar. Özet yazılar belleme açısından kolaylık sağlasa da, öğrenme açısından sorun yaratır.
Özet kitaplar, her şeyden önce ‘az sözcükle çok anlam’ ilkesine göre yazıldıklarından ilk elde öğrencinin nüfuzunu engellediğinden anlamayı zora sokar, en azından zorlaştırır; bu nedenle öğrenci, anlamak için fazladan mesai harcayacağından zaman alır.

İbn Haldun’un yanıtını ‘kitaplar ve yaşam tecrübesi’ üzerinden irdeleyen Fazlıoğlu, İbn Haldun’un hayatı boyunca ‘çok sözcükle az anlam’ ifade etme kaygısında olduğunu ama bunun kişisel deneyimlerinden ileri gelen ve bazı tarihi yan etkileri olduğunu da ifade ediyor.

Bu yazıdan iki yargıya varmak mümkün sanıyorum;

  1. Kısa yazılarda istenilen büyük ve tam anlamı vermek kolay değil. Bağlamsal düşünmenin sıkıntısı da bu. Yazarın ne anlattığını anlamak için yine yazarın açıklamalarına ihtiyaç var.
  2. Uzun yazılarda detay ve tekrarlar sayesinde anlamı daha iyi aktarabilir. Lakin ‘yalnız başına okunabilecek kitap yazma’ fikri bile tartışmalı. Dolayısıyla dijital ortamda bunu yapmak hem yazar hem de okur için zor bir iş.

Peki sonuç ne olacak derseniz, fikrim şu;

Blog yazılarında mümkün olduğunca küçük anlam parçaları üzerinde durulmalı. Bu anlam parçasını da en anlaşılabilir kelimelerle fazla uzatmadan aktarmaya çalışılmalı. Sürekli blog yazan Seth Godin, Fred Wilson ve artık Cankut Durgun da gördüğüm kadarıyla bunu yapıyor. Darısı başıma.


Bu yazı ilk kez 19 Ocak 2016'da firatdemirel.com’da yayınlanmıştır.