Bir çeşit zaman kaybı: Sunumlar

Püf noktası nerede?

Çok havalı sunumlar… Her şeyi nasıl da süper yapmışlar. Pespembe. İdeal dünya, ideal girişim. Ürün iyi. Geliştirme iyi. Pazarlama iyi. Herkesin bildiği “buzz” kelimeler. Şablon güzel, tamam. Peki başarıya götüren “asıl” şeyler neler? Püf noktası neresi? Bu sorunun cevabı sunumda yok.

Soru Cevap

İşte tam da bu sebepten soru cevap kısmını çok severim. Çünkü akıllı birileri asıl meseleye parmak basmak isterler. Sunumda bahsedilmeyen, es geçilen girişimin destek noktaları bu aşamada ortaya çıkabilir. Sadece girişimcilikte değil, herhangi bir basın açıklamasında bile soru cevap kısmına kadar olan bölüm çoğunlukla çöptür. Herkesin merak ettiği ve can alıcı bilgiler soru cevap kısmındadır. Gerçi bazı sorulara cevap verilmez ve sonuç elde edilemez ama olsun. Genelde yeterli zaman da olmaz. Ama sunum sonrası anlatıcıyı bulup bıktırıncaya kadar soru sormak lazım.

Sorular dolaylı değil, mümkün olduğunca direkt ve yönlendirici olmalı. “Pazarlamayı nasıl yapıyorsunuz?” gibi kabaca değil daha detaylı olmalı. Örneğin: İlk kullanıcılara nasıl ulaştınız? En başta hangi metriklere baktınız? Adwords CPC ve CPI maliyetleriniz nasıl? Sitenize ya da uygulamanıza geri dönüşler en fazla hangi kanaldan oluyor? vs. Cevaba göre bir seviye daha detay istenebilir. “Twitter en iyi geri dönüş kanalınız. Peki Twitter’a özel bir şeyler yapıyor musunuz?” gibi. Burada amaç sorularla başarıyı sağlayan yaklaşımı bulabilmek.

Başarının kaynağı

Bir ürünün başarılı olması, milyonlarca kişiye ulaşması sadece ürünün iyi olmasından değil tamamen başka bir sebepten olabilir. Ürün iyi olmalı. Mümkün olduğunca iyi olmalı. Ama bu zaten herkesin bildiği ve uğraştığı şey. Asıl, pazarda bir fırsat ya da herkesin gözardı ettiği bir açık var mı? Bunu bulmuş kişilerden ipuçlarını alabilmemiz lazım.

Sonuç?

Sunumlara katılmayalım demiyorum. Katılalım ama soru soralım, soru-cevap kısmını daha özenli dinleyelim. Aksi halde gerçekten zaman kaybı.