Sıfırdan başlasaydım, kişisel markamı böyle oluştururdum

Sektöre ilk girdiğimde kişisel marka oluşturmaya dair bir şeyler yazmıştım. Aradan geçen 6,5 yılın ardından öğrendiğim birçok şey ile birlikte fikirlerim biraz daha olgunlaştı ve kişisel deneyimlerimden yola çıkarak bu konuda tekrar yazmak istedim. Yaptığım hataları düşünerek, kendime seslenmeye çalıştım. Bu seslenişimin başkalarına da faydalı olabileceğini düşündüğüm için paylaşmaya karar verdim.

Kişisel marka oluştururken dikkat edilecek şeylerden ilki, oluşturduğun markanın hayatının sonuna kadar seninle birlikte geleceğini unutmamaktır!

Kişisel marka teriminden bahsedeceksek öncelikle markadan söz etmemiz gerekir.

Bilgi Üniversitesi'nden hocam Gresi Sanje "marka nedir?" sorusunun cevabı olarak “Marka vaattir” demişti. Bunun ne demek olduğunu zaman geçtikçe daha iyi anlıyorum.

Vadetmek, bir şey için söz vermek ve bir şeyler için insanları harekete geçirmek demektir. İşte kişisel marka oluşturmanın en zor tarafı budur; kendi hayatına dair başkalarına sözler verirsin; “Sizi temin ederim ki, bundan sonra ben bunu yapacağım” dersin.

1. Marka kategorin ne olacak? Ne satacaksın?

  • Kişisel markanı nasıl bir zemine oturtacağına baştan karar vermen gerekir. Çünkü insanlara vadettiğin şeyi çok fazla değiştirme şansın olmayacak.
  • Oluşturduğun markanın hayatının sonuna kadar seninle birlikte geleceğini unutma. Nasıl ki bir diş macunu markası 10 yıl diş macunu sattıktan sonra “Ben diş macunundan vazgeçtim, şimdi taze meyve satmaya başlıyorum” diye ortalığa çıkamaz, aynı şekilde sen de kişisel markanla her an kafana estiği gibi ben şunu yapacağım diyemezsin. İstersen dersin ama sağlıklı bir yapı oturtmak istiyorsan dememelisin.
  • Birçoğumuzun kendinin farkına varması ve bir şeyler üretmeye başlaması 20 yaşından sonra oluyor maalesef. Aktif üretkenlik dönemi 50 yaşına kadar devam ediyor diye düşünürsek marka oluşturmak için 30 yıllık bir süremiz var demektir.
  • Tüketicilerin senin markanı kabullenmesi için önce senin markanı farketmesi, sonra markana ilgi duyması, peşinden senin markanı diğer markalarla mukayese etmesi, denemek için ikna olması ve en son tekrar almak/kullanmak için aidiyet hissetmesi gerekir.
  • Yoğun PR faaliyeti yürütürsen bu süreçleri 1 yıla kadar bile indirebilirsin fakat eğer kendi halinde biriysen bu süreç gerçekten 10 yılı bulacaktır. Kişisel markamız için harcayacak milyon dolarlarımız olmadığı için minimum 10 yıla ihtiyacımız var diyebiliriz. Bu da demek oluyor ki, 50 yaşımıza kadar kişisel markamızı en fazla 3 defa inşa edebiliriz.
  • Beynimiz kategorize etmeyi sever. Çevrendekilerin seni en az enerji harcayarak tanımlaması için seni bir yerlere oturtması yani kategorize etmesi gerekir. Eğer sen sürekli koyulduğun kategorinin dışına çıkarsan seni değerlendiren beyinler seni “uncategorized” yani bir nevi “işe yaramaz” olarak sınıflandırır.
  • Fakat tüm bunların yanında, hayat insana her zaman en doğru kararları aldıramayabiliyor. Ve sürekli yeni bir başlangıç yapmak zorunda kalabiliyor insan. Yeni başlangıçlar, yeni vaatler demek. Bir öncekini tamamlamadan yaptığı her yeni vaatte güvenilirliği azalıyor insanın. Maymun iştahlı, ne yaptığını bilmeyen bir markaya dönüşebiliyorsun bir anda. İşte bunun önüne geçmenin de en iyi yolu işini tutkuyla yapmak ve işini en iyi yapan kişi olmak için çabalamak.

2. Nasıl farklılaşacaksın?

  • Önce düşün; "Güçlü yanlarım nedir, zayıf yanlarım nedir? Rekabet ettiğim insanlarla kendi markamı nasıl kıyaslayabilirim?"
  • Farklılaştığın noktaya dair insanların aklına bir çıpa at. Ve o çıpadan konuşulduğu her an akıllara senin markan gelsin.
  • Yaptığın işlerde katma değer yarat ki farklılığının bir işe yaradığı belli olsun. Değer yaratmayan farklılıkların altını doldurmak zordur.

3. Marka kimliğin nasıl olacak?

  • Kişisel markanın ne sattığından çok, nasıl sattığı önemlidir. Bu özellik senin marka kimliğini oluşturur. Marka kimliği genellikle çok erken yaşlarda oturur, fakat çaba sarfedersen sonrasında da gelişme şansı vardır.
  • Farklı yapıdaki kişiler yaptıkları işleri farklı şekillerde ele alabilir; "detay odaklı mısın sonuç odaklı mı?" veya “kaliteye mi daha çok önem verirsin, hıza mı?” veya “işlerini sempatiklik ile mi halledersin, saldırganlık ile mi?"
  • İşleri nasıl ele alıyorsan al, eğer "işini en iyi şekilde yapar” sıfatına mazhar olmuşsan en iyi marka kimliğine kavuşmuşsun demektir.
  • Eğer sürekli kategori değiştiriyorsan da alman gereken duyumlar şu yörüngede olmalı: “Ne iş yapıyor olursa olsun, mutlaka en iyisini yapmak için çabalıyordur”.
  • Dış görünüşün ve tarzın da marka kimliğinin en büyük göstergelerindendir.

4. İyi bir isim seç

  • Çünkü daha sonra değiştirmen çok zor olacak. Gerçek ismin, isminin kısaltması, lakabın veya başka bir isim bulmak sana kalmış. Bu bölümün kesin bir doğrusu yok.

5. Mecraları iyi kullan

  • İş yaptığın mecranın en iyisi olmak zorundasın. Onun haricindeki mecraları da iyi takip et ve hangisi senin işine yarar iyi tetkik et.
  • Yönetemeyeceğin mecraya girme, girdiysen en iyi şekilde yönet.

6. Krizleri iyi atlat

  • Büyük markalardan ders al. Kriz yaşamışsan daha büyük bir şey yap. Kendi PR’ını kendin yönet.
  • İnsanların algısını doğru yönet. Sen onlara kendin hakkında bir bakış açısı vermezsen onlar zamanla senin hakkında bazı algılara sahip olacak. Sunduğun bakış açısı ne kadar sıradışı olsa da zamanla kabullenildiğini gördüğünde şaşıracaksın.

7. İşleri boşladığında hatırla!

  • Zaman geçtikçe kişisel markaya yatırım yapma hedefinden uzaklaşabiliyor insan. Yılgınlık göstermeden çalışmaya devam et.
  • Farkında olsak da olmasak da her gün her an bir rekabet halindeyiz. Rekabet için kişisel markanı oluşturmaya çalıştığını unutma.

Toparlayacak olursak;

  • Bir marka olacaksan, sözünün arkasında durmayı bil.
  • İnsanlara kendin ile ilgili ne gibi sözler vereceğini baştan iyi tasarla.
  • Konunu olabildiğince farklılaştır.
  • Farklılaştırdığın konunu kendi özgün kimliğinle paylaş.
  • Paylaştığın mecraları iyi yönet.
  • Rekabet halinde olduğunu unutma.
  • Mümkünse kendin ile ilgili olarak; “Ne iş yapıyor olursa olsun, mutlaka en iyisi için çabalıyordur” dedirt!

Bu yazıyı okumasının faydalı olacağını düşündüğünüz kişiler var mı? Lütfen paylaşın onlarla.