PUSULA’DA BUGÜN: “Acı Gerçekler”

Yurtiçinde Zafer ve Kurban bayramları, ABD’de de işçi günü nedeniyle son bir haftadır piyasalardaki rehavete kapıldıysanız artık uyanma zamanı geldi! Acı gerçeklerle yüzleşelim: Yaz bitti, okullar açılmak üzere, hayat rutin akışına dönecek. İyi haber ise şu: Piyasalarda radikal bir fark yok, iyimserlik sürüyor…

Öncelikle nerede kaldığımızla başlayalım: Küresel piyasalardaki ana eğilimler hala geçerli, hatta iyimserliğin dozu daha da arttı. Bu ortamda “carry trade” hala kral. Dolardaki zayıflığın sürmesi ile gelişen ülke para birimleri fon çekmeye devam ederken, görece yüksek getiri vaat eden para birimleri daha ön planda olmaya devam edecek.

Eski dostumuz Fed cephesinde yeni bir şey var mı derseniz, faiz artırımını destekleyen değil, bilakis köstekleyen gelişmeler söz konusu. Biz yokken açıklanan istihdam verileri beklentileri karşılamadı, işsizlik oranı arttı, ücretlerde ise yıllık bazda artış geçen ay ile aynı kaldı. Bu sabah itibarı ile piyasada fiyatlanan faiz artırım olasılığı %34 civarında. Eylül ayı toplantısında Fed’in ne yapacağı da artık hemen hemen belli: Enflasyon tahminini aşağı güncelleyecek, bilanço küçültme operasyonu için bir takvim verecek, ancak faiz artırımı konusunda yanar döner olacak (“verilere bağlı”, “geçici olabilir”, “izlemedeyiz”, vs). Özetle Fed faiz artırım süreci yavaş ve tahmin edilebilir olmaya devam ettikçe piyasalar açısından bir endişe unsuru olmayacaktır.

ECB’nin tahvil alımlarını azaltma “arzusu” bu ortamda büyük ölçüde “niyet” olarak kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Euro sene başından bu yana bu kadar değerlenmişken, ECB’nin bunu daha da hızlandıracak adımlar atması anlamlı değil. Diyebilirsiniz ki “ECB Euro’nun değerini belirleme işine mi soyundu?” Merkez bankaları aralarında sözleşmiş gibi “kur hedefimiz yok” deseler de, yatırımcı olarak buna inanır gibi yapıp, gözümüzü açık tutmamız gerekir. Zira yapılan şeyler, atılan adımlar eninde sonunda para birimini değerini etkilemeye yöneliktir. ECB şu ana dek ekonomik gidişatın bu değerlenmeyi haklı çıkardığını söyledi, ancak daha da ciddi bir yükseliş durumunda (1.25 üzeri diyelim) ECB’nin sessiz kalması zor. Bu nedenle EURUSD’de yakın zamanda ciddi bir dönüş beklemesek de kısa vadeli işlemler haricinde bu seviyelerden Euro almayı riskli buluyoruz. Yine de 7 Eylül’deki ECB toplantısını da bir görmek gerek diyerek kendimize bir açık kapı bırakalım. Jackson Hole’da Euro’nun değerine hiç değinmeyen Draghi bakalım bu toplantı sonrasında kendisinin ECB Başkanı olduğunu hatırlayacak mı?

Bu iyimserlik dalgasının devamında TL’de de yakın zamanda ciddi bir değer kaybı görmeyi beklemiyoruz. Ancak güneydoğu sınırlarımızda yeniden bir askeri harekat olasılığının bulunması, Almanya’da seçimler yaklaşırken kızışan iç siyasette Türkiye tartışmalarının öne çıkması ve bozulan makro dengelerimiz (bütçe ve cari açıkta artış) TL için her şeye rağmen pembe bir tablo çizmemize engel. Küresel piyasalar bu denli iyi olmasaydı, muhtemelen yine bu riskler sebebiyle TL’nin neden diğer gelişen ülke para birimlerinden daha zayıf bir performans gösterdiğini tartışıyor olacaktık. Bu rüzgarın kıymetini bilelim.

Risklere değinmişken, küresel risklerde hiçbir azalma olmadığı gibi yeni tehditler söz konusu. Örneğin Kuzey Kore konusu bayram öncesinde soğumuşken, bu hafta sonunda konu bir kez daha gündeme geldi. Kuzey Kore’nin bu kez bir hidrojen bombası denediği bildiriliyor. Güney Kore, Kuzey’in yeni füze denemelerine hazırlandığı istihbaratını paylaşırken, bunun tahmini tarihini de 9 Eylül olarak belirtti. ABD’nin tepkisi tahmin edeceğiniz üzere sert oldu, askeri tehditler haricinde ABD bu kez sadece Kuzey Kore’ye değil, bu ülke ile ticari ilişkilerini sürdüren ülkelere de yaptırım uygulamayı planlıyor. Bu ülkelerin başında Çin yer alıyor. Çin de hemen yaptığı açıklama ile bunun kabul edilemez olduğunu bildirdi. Kuzey Kore’nin hidrojen bombası denediğini açıklaması sonrasında altın diğer güvenli liman enstrümanlarına fark atmış durumda. Hem Fed faiz artırım sürecinin artık altın için bir tehdit olmaktan çıkması, hem de Kuzey Kore konusu altına yaramaya devam edecek. Ancak yine de heyecanlı değiliz bu konuda, çünkü bu risk iştahı ortamında altının yükselişinin bu ivme ile devam etmesi pek anlamlı değil. Kuzey Kore konusu yeniden soğursa (ki umudumuz bu yönde) altın fiyatı da bir miktar düşecektir. Trene binerken dikkatli olmak gerek.

Eylül ayı ABD’de siyasetin kızışacağı bir ay olacak. Bugün itibarı ile tatilden dönen yasa yapıcıların en önemli gündem maddesi borç tavanının artırılması. Daha önce de tartıştığımız üzere bu konuda Trump’ın işi zor. Geri adım atmadıkça, Ekim ayı başı-ortası gibi ABD’de bir kez daha bazı temel olmayan devlet hizmetlerinin durdurulması (government shut-down) söz konusu olacak. Hükümet Harvey Kasırgası nedeniyle acil harcamaya ihtiyaç duyduğunu, borç tavanı tartışmaları ile vakit kaybedilmemesi gerektiğini söyleyerek işi hızlandırma eğiliminde. Eğer bu gerçekleşirse borç tavanını en az bir yıl konuşmayacağız.

Tüm bunlardan sıtkı sıyrılıp dijital para birimlerine yönelen yatırımcılara da bir gelişmeden bahsetmemiz lazım. Çin Merkez Bankası dün bir açıklama yayınlayarak dijital para birimleri karşılığında yapılacak ihraçların yasal olmadığını ve bunlara son verilmesi gerektiğini duyurdu. Açıklama öncesinde $4980 ile zirveyi gören Bitcoin şu anda $4062 seviyesinde! Tatil sonrasında sanırım en son ihtiyaç duyduğumuz şey bu denli yüksek bir oynaklık…

Güzel bir hafta geçirmeniz dileklerimizle…

Tufan Cömert
Birim Müdürü — Yatırım Danışmanlığı
tcomert@garanti.com.tr