PUSULA’DA BUGÜN: “Bakış Açısı”

Dün Picasso’nun Oturan Kadın isimli tablosu New York’ta düzenlenen bir müzayedede $45 milyona satıldı. II. Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafında kaçırılan bu tablo, Fransız direnişçiler tarafından son anda kurtarılmıştı. 6 yıl önce de müzayedeye çıkan tablo, $26 milyondan satılmıştı. 6 yılda dolar bazında %73 getiri… Hiç fena değil, ama finansal piyasalarda yeterince uzun süre beklerseniz daha da cazip getiriler söz konusu…

Picasso’nun 1935’te yaptığı bu tablonun ilham kaynağı, ressamın 9 yıl birlikte olduğu Dora Maar’dır. Dora Maar aynı zamanda ressamın belki de en bilinen ve bugün Birleşmiş Milletler’de bir kopyası bulunan La Guernica isimli çalışmasına da önemli katkılarda bulunmuştur. Her ne kadar bugünkü ana fikrimiz finansal yatırımlarda sabrın önemi olsa da, La Guernica’dan kısacık bahsetmesem olmaz. İspanya İç Savaşı sırasında, 27 Nisan 1937 tarihinde Almanların saldırısıyla bombalanan İspanya’nın Bask Bölgesi’ndeki Guernica kasabasının durumu Picasso’yu derinden etkiler. Sanatçı bu olaydan sonra tamamladığı eserine La Guernica adını verir. Paris’teki bir sergide Alman bir generalin Picasso’ya “Bu tablo sizin eseriniz mi?” diye sorması üzerine ünlü ressam hafızalara kazınacak “Hayır, sizin eseriniz” cevabını verir. Tablonun mesajı o kadar güçlüdür ki, 2003’te ABD Savunma Bakanı Colin Powell BM’de Irak’a savaş ilan ederken, tablonun üzeri örtülür

Picasso’nun şu ana dek en yüksek fiyatla satılan eseri, 2015’teki müzayedede $215 milyona satılan “Cezayirli Kadınlar” isimli tablosu. Bu tablo aynı zamanda “bir müzayedede en yüksek fiyatla satılan tablo” unvanına da sahip. Gördüğünüz gibi sanat ruhumuza olduğu kadar yatırımlarımıza da katkıda bulunabiliyor. Ama yine de finansal piyasaların sunduğu cazibenin yanında sanat yatırımları bazen oldukça geriden geliyor. Mesela dün Business Insider’da yer alan bir habere göre 20 yıl önce ABD’de halka arzdan $1000 tutarında Amazon hissesi alsaydınız, bugün yatırımınızın ederi $491 bin olacaktı!

Amazon örneği yeni ve büyüme potansiyeli müthiş bir iş fikrini barındırdığı için belki biraz abartılı… Ama kuşkusuz Türkiye’de de böyle fırsatlardan bahsedebiliriz. Mesela bundan tam 20 yıl önce 1000 TL’lik Garanti Bankası hissesi alsaydınız, bugün elinizde yaklaşık 194 bin TL’lik hisse olacaktı (aynı dönemde endeksteki 1000 TL’nizin getirisi 64 bin TL’de kalacaktı. Yani, kalacaktı derken lafın gelişi). Elbette burada işin içine korkunç enflasyon oranları da giriyor, bu yüzden buna dolar bazında bakmak daha anlamlı: Bu durumda $1000 karşılığı Garanti yatırımınızın ederi bugün itibarı ile $7560 olacaktı (yandaki grafik, kaynak: Reuters). Bu geçmiş 20 yılda yaşadıklarımıza bakarsanız, oransal olarak hiç fena değil.

Hisse piyasasının her zaman diğer piyasalara göre daha cazip olduğunu ifade ederiz. Gelin bunun doğru olup olmadığını aynı örneklerden giderek inceleyelim. TCMB’nin bankalar ortalama mevduat faizlerini yayımlamaya başladığı 2002’den bugüne hesap yaptım. 2002 yılında 1000 TL için 3 aylık mevduat yapsak ve ondan sonra paramıza

hiç dokunmasak, bugün yaklaşık 14.500 TL’miz olacaktı (yandaki grafik, kaynak: TCMB, GY). Aynı tarihten bugüne Garanti Bankası hissesine yatırdığımız 1000 TL ise, 18.510 TL olacaktı. Bu çalışmayı genişletirsek, bundan çok daha yüksek getirili hisseler olduğunu da göreceğiz. Özetle doğru seçim ile oluşturulmuş bir hisse portföyü uzun vadede diğer tüm enstrümanlardan çok daha iyi getirecektir. Bu noktada doğru seçim ile neyi kastettiğimi açıklayayım: Portföy oluştururken altın kural sadece yüksek getiri potansiyeli olan hisseleri (ya da enstrümanları) koymak değil, aynı zamanda portföy riskini de makul bir seviyede tutmaktır. Bugün getiri potansiyeli bankalardan çok daha yüksek, görece düşük hacimli bir çok hisse mevcut, ancak bunlardan oluşturacağınız bir portföyün oynaklığı ve riski çok yüksek olacaktır. Geceleri rahat uyumak istiyorsanız, daha likit, daha az oynak hisseleri ve hatta hisse dışı enstrümanları da portföyünüze koymalısınız.

Sizin adınıza ben sorayım: “Borsa zaten 2–3 günde bir rekor kırıyorken, faizler bu kadar yüksekken, hem de Fed faiz artırımlarının eli kulağındayken neden hala hisse taşıyayım?” Öncelikle, faizlerde önümüzdeki dönemde enflasyondaki kademeli gerileme ve TCMB’nin likiditeyi biraz gevşetmesi ile sınırlı da olsa bir düşüş bekliyoruz. Dün bu görüşümüzden hareketle yeni gösterge tahvilde alım önerdik. Fed faiz artırımları konusunda ise durum net: Fed’in faiz artırması ABD’de işler iyi gittiği için oluyor, bu durumda potansiyel olarak dünya ekonomisinde canlanmadan ve daha yüksek şirket karlarından bahsetmemiz gerekir. Diğer piyasalar açısından bunun farklı yansımaları olsa da Fed’in faiz artırması küresel çapta tüm borsalar açısından aslında gayet olumlu. Buyrun size veriler: 1988’den bugüne Fed 4 kez faiz artırım sürecine girdi. Bu 4 artırımın 3’ünde MSCI EM endeksi yükseldi ve ortalama getiri de %18,9 oldu! Son faiz artırım süreci ise 2015 Aralık’tan bugüne baktığımızda 18 aydır devam ediyor. Bu dönemde MSCI EM endeksinin performansı mı? %29,9…

Türkiye ekonomisi açısından bir çok konuda aklımızda soru işaretleri olabilir. Bunlar nihayetinde borsamızın diğer gelişen ülkelere göre daha zayıf performans göstermesine de yol açabilir. Ama en azından bunun bahanesi Fed olmamalı. Bakış açımızı değiştirmemiz lazım. Belki bu noktada yine Picasso’dan ilham alabiliriz. Yanda gördüğünüz otomobil Andy Saunders isimli bir İngiliz’e ait. Saunders, Picasso’dan esinlenerek aracını 6 aylık çalışmayla bu şekle sokmuş. İsmi de “Picasso’nun Citroen’i”… Picasso yaşasa buna biner miydi emin değilim…

Tufan Cömert
Birim Müdürü — Yatırım Danışmanlığı
tcomert@garanti.com.tr