PUSULA’DA BUGÜN: FED, 2017 VE BİZ

2015 Aralık ayının ardından geçen bir yılda Fed faiz artırma isteğini sıkça paylaştı ama bir türlü faizi artıramadı. Ta ki düne kadar… Faiz artmasına arttı, ama asıl önemli olan FED FOMC üyelerinin 2017 beklentilerinin değişmesi. 2016 tahminlerinde fena halde yanılan FOMC üyeleri acaba 2017’de bu kez doğru öngörülerde bulunabilecekler mi? Eğer üyeler haklı çıkarsa, 2017 içinde daha fazla dalgalanma bizi bekleyecek…

Kaynak: Business Insider

Dün yapılan toplantıda Fed piyasaları bir yandan şaşırttı, bir yandan da şaşırtmadı. Fed’in Aralık ayında faiz artıracağı zaten uzunca bir süredir artık %100 oranında fiyatlanıyordu, bu açıdan yapılan 25 baz puanlık artışın piyasa açısından yeni bir değeri yok. Öte yandan piyasadaki genel beklenti, Trump iş başına gelip de vaatlerinin ne kadarını gerçekleştirecek belli değilken Fed’in net bir sıkılaşma sinyali vermekten uzak kalacağı yönünde idi. İşte bu noktada Fed piyasayı fena halde şaşırttı: Daha önce FOMC üyeleri arasındaki genel beklenti 2017’de iki adet faiz artırımı olacağı iken, bu beklenti dün itibarı ile üç adete çıkmış durumda.

Fed’in faiz artırması dünya için felaket değil, ama tatsız… Piyasa kendini 2017’de iki adet artırım için hazırlamışken, şimdi planlar bozuldu. Bu fazladan bir adet faiz artışı, (ki 2017 sonunda Fed faizinin %1,375 olması demek) piyasa için önemli. 2017 içinde dolar cinsi faizler yükselince doların diğer ana para birimleri karşısındaki cazibesi artacak, gelişen ülke para birimleri değer yitirecek. Artan tahvil faizleri dolar cinsi borçlanma maliyetini de, yerel para cinsinden faizleri de olumsuz etkileyecek. Bu açıdan piyasalarda zemin bir kez değişti. Artık 2017 planlarında Fed’i bir kez daha risk faktörü olarak bir kenara not etmekte fayda var.

Yine de bunu kesin gözüyle bakmak zor, zira 2016 için Fed üyelerinin toplam faiz artış beklentisi tam “dört” adet idi. Gördüğünüz gibi, dünkü artış sonrasında yılı sadece “bir” adet faiz artışı ile kapatıyoruz. Tahminlerde bu kadar ciddi bir sapma olmasının nedeni aslında doğrudan ABD kaynaklı değil, küresel piyasalar kaynaklı idi. 2016 başlarında Çin ekonomisine dair kaygılar, gelişen ülkelerden sert çıkışlar görülmesi, Brexit riskinin gerçekleşmesi derken Fed’in eli kolu bağlanmıştı. 2017 için böyle riskler yine olacak mı derseniz, evet elbette ki olacak. O zaman Fed 2017’de faizi mutlaka üç kez artıracak demek de mümkün değil. “Mevcut veriler ışığında görünen o” denebilir sadece. Bu sabah itibarı ile piyasa fiyatlaması da hala iki adet faiz artışı olacağı yönünde.

Eğer yukarıdaki paragraf içinizi biraz olsun rahatlattıysa ne mutlu… Yine de acele etmeyin. Hala birçok bilinmez var, doğru, ama bunların bazıları faiz artışını da destekleyebilecek nitelikte. Mesela Fed Başkanı Yellen’ın açıklamalarında ortaya çıktı ki FOMC üyelerinin çoğu tahminlerine maliye politikalarında (yani Trump sonrasında kamu harcamalarının artması konusunda) bir değişikliği dahil etmemişler. Bu konuda işaretler geldikçe, ya da gerçekten kamu harcamaları attıkça, üyelerin enflasyon ve faiz görüşlerini de buna göre yukarı çekmeleri gerekecek.

Peki, sonuç? Her ne kadar Yellen bu üç adet faiz artışı hikayesinin önemini biraz düşürmeye çalıştıysa da aslında bu konuda çok ciddi bir çaba sarf etmediğini söyleyebiliriz. İşaretler bu anlamda net aslında: Üyelerin tahminlerinin yukarı yönde değişmiş olması, maliye politikalarının etkilerinin henüz tahminlerde olmaması, istihdam piyasasında ABD’nin tam istihdama yakın olduğunun belirtilmesi, dolarda son dönemde görülen değerlenme ve ABD tahvil Pusula faizlerindeki artışa dair herhangi bir referansta bulunulmaması… Sanki daha hızlı faiz artışı yapmak için eli kaşınan, ama piyasadan çekinen bir Fed imajı gibi duruyor…

İşte bu sabah gördüğünüz fiyatlamalar tam olarak piyasadaki bu kaygıları yansıtıyor. Üstelik Fed’in şimdilik faiz artışının devamı konusunda net bir sinyal vermekten kaçınacağı beklentisi ile son günlerde genel olarak pozisyonlarda ayarlamaya gidilmişti. Bugün itibarı ile yeniden “dolar güçlenecek-faiz artacak-gelişen ülkeler zorlanacak” temasının öne çıkmaya başladığını göreceğiz. TL’de ve aslında hemen hemen tüm gelişen ülke kurlarında gördüğümüz değer kaybının bir bacağı USD’deki değerlenme ise, diğer bacağı yukarıdaki kaygılar… Sırf bu sebepten Çin Yuanı’nın değer yitiriyor olması da piyasaları tuhaf bir döngüye sokabilir. Dolardaki değerlenme ile değer yitiriyor olsa da, yetkililerin buna hız veren adımlar atmaları küresel ekonomik dengeleri bir kez daha bozabilir. Bu olursa yine 2016 başına dönmüş olacağız (Tarih hakikaten sürekli tekerrür etmiyor mu?)

2016 başında GOÜ kurlarında gördüğümüz kaos ortamı önce Çin’in Yuan devalüasyonunu kısa tutması ve ABD’den gelen bir dizi zayıf veri ile fazla sürmemişti. Şu anda ise Çin, devalüasyonun devamı konusunda daha rahat görünüyor. ABD ekonomisi ise hem Trump sonrası artacak harcamalar, hem de ticari korumacılığın olası etkileri nedeniyle daha fazla fon çekme potansiyeline sahip. Bu ortamda gelişen ülke para birimlerinde kalıcı bir değer kazancı süreci görmemiz zor. Elbette ABD ekonomisi her şeye rağmen zayıflar, Fed yine geri adım atmak zorunda kalırsa iş değişir. Bu süreçte ise en zayıf durumdaki ülkelerin hangileri olacağı konusunda ise aşağıda yer alan Morgan Stanley kaynaklı çalışmayı inceleyebilirsiniz. Cari denge-döviz rezervleri-tahvil piyasası yabancı oranı-USD bazlı borçlar-enflasyon-reel faiz kriterlerine istinaden yapılan değerlendirmeye göre skoru en yüksek olanlar daha riskli. Bu anlamda G. Afrika, Kolombiya ve Türkiye en riskli görülen ülkeler.

Türkiye açısından zor bir döneme girdiğimiz muhakkak. Bu dönemde ABD’de faiz artırım beklentisi güçlendikçe gözler yine TCMB’ye çevrilecek. TCMB’nin Kasım ayında gecelik borç verme oranında yaptığı 25 baz puanlık artırım piyasa tarafından yeterli görülmemişti. Bu aşamada TCMB’nin çok daha yüksek oranlı bir faiz artışına gideceğini düşünmek doğru olmaz. Piyasada şu anda fiyatlanan da hepi topu 50 baz puanlık bir artış… Kaldı ki TCMB faiz artırmadan da ağırlıklı fonlama maliyetini rahatlıkla bu seviyeye çekebilir. Bu dönemde ülkeleri birbirinden ayrıştıracak konular aslında yine yukarıdaki tabloda var. Faiz bunlardan sadece biri…

Bir sonraki yıla dair beklentilerimizi oluştururken ”önümüzdeki yıl bir çok belirsizlik olduğunu, piyasaların bu senaryolara göre farklı yönler alabileceğini” söyleriz. Gerçekten de sene başında dediklerimiz ile sene sonunda olanları karşılaştırdığımızda çok farklı tablolar gördüğümüz de oluyor. 2017 tam olarak böyle bir yıl olmaya aday. Tüm okuduklarınız şu anda piyasalarda bilinen ve iyi kötü satın alınan beklentiler. Bugün bir beklentinin değişmesinin yarattığı olumsuzluktan bahsettik. Bunun tersi de olmayacak mı hiç? Elbette ki olacak ve bunların çoğu da bizden kaynaklanmayacak. Küresel gelişmeler 2008’den bu yana yönümüzü dikte etti, 2017 de bundan farklı olmayacak…

Tufan Cömert 
tcomert@garanti.com.tr


Originally published on December 15, 2016.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Garanti Yatırım’s story.