PUSULA’DA BUGÜN: HAYATIN DOĞAL AKIŞI

15 Temmuz’un ardından piyasalarımız yaralarını sarmaya devam ediyor. Piyasalarımızdaki görece hızlı toparlanmada, dış piyasalardaki gelişmelerin katkısı da yadsınamaz haliyle. Önlemler almak, her duruma karşı hazırlıklı olmak iyidir, ama bazen bir şey yapmasanız da olur: Hayatın doğal akışı sorunları çözer…

1872’de ABD’deki Yellowstone Milli Parkı yaratıldığı zaman yetkililerin bir sorunu vardı: Kurtlar… Parktaki hayvanlara musallat olan kurtlar kaldıkça, milli parktaki diğer türlerin yaşamı tehlike altında olacaktı. Bu yüzden yetkililer kurtların nüfusunun azaltılmasının iyi bir fikir olacağını düşündüler. İnsanoğlu kendinden başka türler söz konusu olduğunda her zaman ne yaptıysa onu yaptı: Vur deyince öldürdü… Parkta kalan son kurtların 1926’da öldürülmesi ile sorun “çözülmüş” oldu.

İnsanoğlunun ukalalık edip çözdüğünü düşündüğü bu sorun, aslında bambaşka sorunların kapısını açıyordu: Hızla artan geyik nüfusu, ağaç köklerini tüketerek parkta yeni ağaç büyümesini engellemeye başladı. Yapılan hatayı oldukça geç de olsa gören yetkililer, 1995’te başka bölgelerden 31 kurtu Yellowstone’a naklettiler. Halen bölgede 100 civarında kurt yaşıyor. Geçmiş 20 yılda artan kurt nüfusu tarihi geriye çevirmeyi başardı: 1995’te 18 bin civarında olan geyik nüfusu 2014’te 5 bine düşerken, yeni ağaç sayısı hızla arttı. Artan ağaç sayısı ile özellikle kunduz ve kuş nüfusunun da artığı gözlendi… Kıssadan hisse: Doğanın akışına karışmaya gerek yok, doğa öyle ya da böyle kendi dengesini bulur…

Piyasalarda sık sık yetkililerin piyasaya müdahale ederek yönlendirmeye çalıştıklarını görürüz. Elbette burada yasal düzenlemelerden değil, piyasaların yönünü değiştirmeye yönelik çabalardan bahsediyoruz. Piyasanın yetkililere inanmaması ve kendi bildiğini yapması sorun gibi görünse de tartışmaya açık. Fed örneğinde olduğu gibi, çok uzun süredir piyasalar faiz artışının yakın zamanda olamayacağını düşünüyor ve fiyatlıyor. Piyasaları bu konuda sık sık yönlendirmeye çalışan Fed yetkilileri ise artık inanılırlıklarını yitirmeye çok yakınlar. Örneğin bu sabaha karşı bir konuşma yapan Fed üyelerinden Dudley, veriler iyi gelirse Fed’in beklenenden daha hızlı faiz artıracağını, yatırımcıların bu konuda Fed’i azımsadıklarını söyledi.

Piyasanın Fed konusundaki beklentisi şu anda ilk faiz artışının Eylül ayında olması yönünde. Yalnız, 2016 değil, 2017 Eylül! Yukarıda gördüğünüz olasılık dağılıma göre %50 olasılıkla Fed Eylül 2017’de faiz artıracak. Elbette piyasa fiyatlaması her gelen veride değişebilir, ancak trende baktığımızda uzunca bir süredir faiz artırımı değil, artırımın ötelenmesi fiyatlanıyor. Cuma günü gelen ve beklentilerin oldukça altında kalan ABD 2Ç büyüme verisi revizyonu da piyasanın bu beklentisini haklı çıkarır nitelikte. Bu hafta açıklanacak istihdam verilerinin de bu anlamda Fed’in elini zayıflatması durumunda artık bir süre için Fed yetkililerinin açıklamalarının pek bir önemi kalmayacak.

Kaynak: IIF

Bu durumun piyasalarda yansıdığı ve bizi etkilediği alanlar risk iştahı ve doların seyri. Fed’in faiz artıramayacağı, doların da değer yitireceği bir senaryoda gelişen ülkelerin sermaye çekmeye devam etmesi gerekir. Yukarıda yer alan tabloda gelişen ülkelere olan fon akımlarını görüyoruz. Özellikle son iki ayda girişlerin artmış olması, hem Fed’e dair beklentilere, hem de eksi faizlerin gelişen ülke varlıklarını mecburen cazip hale getirmiş olmasından kaynaklanıyor. Bu ortamın bir süre daha devam edeceğini düşünüyoruz. Cuma günü İsviçre’nin 40 yıllık tahvil faizinin de eksiye geçmiş olması ve hatta 50 yıllık tahvil faizinin de an itibarı ile sıfırın altını test ediyor olması bu görüşümüzü destekliyor.

Peki ya Türkiye? 15 Temmuz sonrasında piyasalarımızda oluşan sert satış dalgasının, bu küresel resimde çok cazip alım fırsatları verdiğini düşündüğümüzü bir süredir paylaşıyoruz. İlk hafta piyasalarımızda oynaklık çok şiddetli oldu, ancak geçen haftaki dengelenme sonrasında bu hafta artık piyasalarımızın, diğer gelişen ülke piyasaları ile farklarını kapatmaya devam ettiklerini görebiliriz. Elbette küresel görünüme ek olarak bize has riskler de mevcut. Bu hafta açıklanacak enflasyonun beklentilerden yüksek geleceği konusunda geçen hafta TCMB’nin uyarısı vardı, bu nedenle yüksek enflasyonun piyasalarda ciddi bir satışa yol açmasını beklemiyoruz. Ancak not indirimi konusu piyasalarımız açısından bir risk unsuru olmaya devam edecek. Bu hafta Cuma günü Moody’s Türkiye hakkındaki görüşünü açıklayacağını söylemişti, son açıklamalarda ise bunun 3 ay kadar sürebileceği belirtildi. Özetle 15 Temmuz sonrasında büyüme, dış finansman ve yapısal reformlarda bir yavaşlama olup olmayacağı ya da bunların ne derece önemli olacağı notumuzun gidişatını belirleyecek.

Bu noktada özellikle büyüme konusunda ciddi bir kaygı duymadığımız paylaşalım. 2014 son çeyreğinden bu yana Türkiye beklentilerden çok daha yüksek büyüme oranları kaydediyor. Son büyüme verisinde yatırımlardan ziyade tüketime dayalı büyüme ön plana çıktıysa da, bundan sonraki dönemde kamu destekli yatırım harcamaları büyümeyi destekleyecektir. Turizm için berbat bir yıl olan 2016’nın ardından da 2017’nin çok daha iyi olması beklenebilir. Borçlanma konusunda ise bir sorun beklemiyoruz. Özetle, ilerleyen vadede dış finansman konusunda da kaygılı değiliz. Bu şartlar altında Türkiye’nin notunun indirilmesi oldukça şaşırtıcı olur. Bu yüzden bu Cuma’yı Moody’s’in herhangi bir açıklama yapmadan pas geçmesi olasılığı oldukça yüksek. Bu durumda, piyasalarımızdaki iyimser hava da sürebilir.

Kaynak: Bloomberg

Gördüğünüz üzere bazen olayları akışına bırakmak her şeye faydalı. Bu doğanın dengesi için de, tarihin akışı için de, piyasaların işleyişi için de böyle. Türkiye’nin artan risk primini zaten CDS’te, tahvil faizlerinde, hisse değerlemelerinde gördük. Şimdi bunlar yeniden düzelmeye, kaygılar azalmaya başladı. Bunu geriye çevirmek artık güç…

Bir rivayete göre Napoleon kendisine yazılan ve bir şeyler talep edilen, şikayetler içeren mektuplara 6 ay sonra cevap verirmiş. Napoleon, sorunun bu zaman zarfında kendi kendine çözüleceğini düşünürmüş. Günümüz teknolojisinde bırakın 6 ayı, 6 dakika içinde bir talebe yanıt vermediğiniz zaman bile mesele oluyor tabi! Yine de gözümüzü kapatsak, birkaç ay sonrasına gitsek, şu anda gündemimizi meşgul eden, dengemizi bozan bir çok sorunun da artık dert olmadıklarını görür müyüz dersiniz?

Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle…

Tufan Cömert

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.