PUSULA’DA BUGÜN: “Her Şey Çok Güzel Olacak”

Dün yeni bir rekor kıran BIST100 ve Dow Jones, iyimserliğin piyasalarda henüz bitmediğinin, tersine risk iştahının artarak devam ettiğinin müjdecisi. Bunun devamı konusunda adeta yıldızlar sıraya dizilmiş gibiler, Merkez bankaları, oynaklık göstergeleri, fon yöneticisi anketleri, her şey mevcut ortamın korunacağını işaret ediyor. Her şey çok güzel olacak… Ne yanlış gidebilir ki?

Garanti Yatırım
Aug 8, 2017 · 4 min read

1998 tarihli, başrollerinde Cem Yılmaz ve Mazhar Alanson’un oynadığı “Her Şey Çok Güzel Olacak” isimli filmi hatırladınız mı? Yıllardır görüşmeyen abi-kardeşin maceralarını anlatan filmin konusu ile adı aslında büyük bir çelişki içerir, zira filmde ikilinin başı beladan kurtulmaz. Fakat her zaman bir umut vardır.

Bugünlerde piyasalarda bu filmi hafif tersten izliyoruz. Piyasalarda çeşitli sorunlar, belalar sık sık karşımıza çıkıyor, ancak bunların etkisi yaz yağmuru misali, çok sınırlı kalıyor. Eh, sürekli böyle olunca da yatırımcılara bir rehavet çökmesi doğal. Piyasalardaki trend o kadar güçlü ki, olumsuzluğa oynamak size çok ciddi para kaybettirecek. Bu iyimserlik ne kadar abartılı, ne kadar normal, apayrı bir tartışma konusu. Hatırlarsanız geçen hafta borsaların, tahvil piyasasını ölçüt kabul ederek bakarsak hala ucuz sayılabileceğini tartışmıştık. Elbette bir çok risk var, ancak bu şimdilik borsalardaki iyimserliğin devamını engellemiyor. Hal böyle olunca da başta BIST olmak üzere, yeni rekorlar hiç şaşırtıcı olmamalı. Yine de “her şey çok güzel olacak” demeden önce, neyin yanlış gidebileceği konusuna bir bakmamızda fayda var…

Fed konusunda uzun süredir aynı görüşü paylaşıyorum: Enflasyon eğilimlerinde belirgin bir bozulma yokken, Fed’in faiz artırımlarına devam etmesi anlamlı değil. Fed piyasalarda balon olduğunu düşünüp bunu yapıyorsa (ki böyle bir kaygısı da var gibi), bunun getirisinden çok götürüsünü tartışmamız gerekir. İşte bu noktada Fed üyelerinin görüşlerini takip etmemiz gerek. Fed Başkan Yardımcısı Fischer bu konuda en kaygılı isimken, Yellen değerlemelerden dem vurarak “piyasalar pahalı” demeye başladı. Williams da özellikle borsalarda rehavet olduğunu düşünen kanattan. Öte yandan sosyal medyayı yoğun olarak kullanan (ve çok eğlenceli videolar paylaşan) Neel Kashkari faiz artırımlarına ekonomik açıdan bakanlardan. Kashkari’ye göre ücretler çok daha hızlı artmadıkça faizler artırılmamalı. Önümüzdeki günlerde konuşma yapacak Fed üyelerine ve gelecek hafta yayınlanacak FOMC toplantı tutanaklarına bu gözle bakalım.

ABD’de Fed’den önce bakmamız gereken yer aslında devletin tepesi… Dün Twitter’da oldukça aktif olan ve bulaşmadık yer bırakmayan Donald Trump’ın siyasi geleceği zaten oldukça sallantılı iken, yakın zamanda bir kez daha borç tavanı sorunu ile uğraşmak zorunda. Hazine’nin açıklamasına göre Eylül ayı sonunda borç tavanına ulaşılmış olacak, çeşitli önlemler ile bunun Ekim ayı ortasına uzatılması mümkün, ama sonrasında ya tavan yükseltilecek, ya da daha önce olduğu gibi kritik olmayan bazı devlet fonksiyonları geçici olarak durdurulacak. Piyasalar açısından ilk aşamada çok önemli bir gelişme gibi görünmeyebilir, ancak bunun siyasi bir krize dönüşme olasılığını azımsamayalım.

Ekonomik anlamda gelişen ülkelerde şu anda birkaç istisna haricinde ciddi bir sorun olmasa da, siyaset yine gündemde. Güney Afrika’da Devlet Başkanı Zuma için bugün yapılacak güven oylamasında gizli oy kullanılacak. Zuma aleyhine görünen durum piyasada umut kıvılcımları yaratıyor: Ülkenin 2017 büyüme oranının sadece %0,6 olması, hatta bunun bile altına düşmesi mümkün. İşsizlik oranı ise %27,7 ile son 14 yılın en yüksek seviyesinde. PMI göstergeleri de oldukça karamsar bir geleceğe işaret ediyor. Piyasa, Zuma sonrası dönemde ekonomik reformlar yapılacağı ve ülkenin düze çıkması için adımlar atılacağına inanıyor, ya da inanmak istiyor. Bugün Zuma görevde kalırsa, piyasalarda bu fiyatlamanın tersine döndüğünü göreceğiz büyük olasılıkla. Bu, diğer gelişen ülke para birimlerine de bir ölçüde yansıyacaktır. TL ile ZAR arasındaki korelasyonun yüksek olduğu dikkate alınırsa, kısa vadede TL’de de bir miktar baskı görmemiz olası. Orta vadede de Güney Afrika’nın gidişatını bu gözle izlemek gerekir.

Türkiye’de ise 110 bin seviyesine ulaşmış bir borsamız, oldukça istikrarlı seyreden bir paramız ve aynı yerlere demir atmış tahvil faizlerimiz var. Şurası açık ki borsadaki hareket ile TL/Faiz ikilisi uyumlu değil. Bu eski öğretilere göre bir kriz alameti, ancak yeni finansal dünyada buna artık “yeni normal” diyoruz. Bugün yayınladığımız aylık strateji raporumuzda da bu kaygılara değindik. Özetle, her türlü riske rağmen bir süre daha carry trade vasıtası ile para çekmeye devam edeceğiz. Ancak TL cinsi varlıklardaki neredeyse tek yönlü pozisyonlanma ve faizlerin düşmüyor olması, yurtiçinde bir kar satışını beraberinde getirebilir. Piyasa dinamiklerinin dışında jeopolitik gelişmeleri de gözden kaçırmamak gerek. Fırat Kalkanı’nın ardından yeni operasyonun yakın olduğu açıklamaları yukarıdaki kar satışı beklentisine bahane olabilir.

Yukarıdaki risklerin hiç birinin gerçekleşmemesi, ya da gerçekleşse dahi bizi pek etkilememesi olasılığı var mı derseniz, o da var! Piyasalarda risk iştahı yüksekken, “her şey çok güzel olacak” teması her olumsuzluğu bir alım fırsatı olarak görür. Şu anda çok açık bir şekilde bu ruh hali içindeyiz. Etrafınıza bir bakın, “borsa düşse de alsak” diyenler mi çoğunlukta, yoksa “ne var ne yoksa satmak lazım” diyenler mi? Kahvede borsa mı konuşuluyor, siyaset mi? Emlakçınız 2 aydır boş duran evinizi kiraya neden veremediğini açıkladıktan sonra size hangi hissede olduğunu mu anlatıyor? Merak etmeyin, her şey çok güzel olacak!

Tufan Cömert
Birim Müdürü — Yatırım Danışmanlığı
tcomert@garanti.com.tr

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade