PUSULA’DA BUGÜN: “İnat”

2017 başında piyasalarda hakim olan tema “enflasyon küresel ölçekte yükselecek, faizler artacak, gelişen ülkeler için rahat borçlanma dönemi bitecek” idi. Yılın yarısını bitirmeye yakın olduğumuz şu günlerde yukarıdaki beklentiyi artık dillendiren yok. Tersine artık piyasalarda hakim olan söylem “enflasyon her şeye rağmen düşük kalacak”. Bugün bir iyimserlik varsa sebebi bu… Piyasalarda akıntı sık sık yön değiştirir, inatlaşmamak gerekir.

İnat… Yatırımcıların piyasalardaki en büyük hatalarından biri… Amatör yatırımcı da, profesyonel yatırımcı da sık sık bu hataya düşer. Piyasa hakkında çok güçlü bir görüşünüz vardır, ilk başta haklı çıkarsınız, haklı çıkmanın gururu ile pozisyonunuza daha da fazla inanmaya başlarsınız. Bir gün bir şey olur, piyasa dönmeye başlar, siz dönmezsiniz… İnadınızdan vazgeçtiğinizde çoğu zaman geçtir, olan da olmuştur. Bu noktada size Gordon Smiley’in hikayesini anlatayım. Smiley 1982 yılında ABD’nin ünlü Indianapolis 500 yarışlarındaki pilotlardan biri idi. Bu Teksaslı genç saatte 200 mili (yaklaşık 320 kmh) aşmak istiyordu. Deneyimli pilotlar oval pistte bu hızı aşmasının zor olduğunu, farklı bir sürüş tarzı olması gerektiğini, henüz bunun için erken olduğunu söyleyerek Smiley’i uyardılar. Smiley inatçıydı, vazgeçmedi. Yarışın eleme turları öncesinde pit ekibine dedi ki “ya bu yarışı kazanacağım, ya da beni duvardan kazıyacaksınız”. Smiley yarışı kazanamadı, zira ikinci olasılık gerçekleşti. Resmi raporlarda “inat etti” diyemediler, bunun yerine Smiley’in iyi bir tur zamanı elde etmek için aracı fazla agresif kullandığı ve bazı pilotaj hataları yaptığı yazıldı.

Biliyoruz ki piyasada çok güçlü bir trend varsa, bunun tersine gitmek oldukça fazla sorun yaratır. Böyle dönemler insana bildiğini de unutturur. Hemen bir sınav yapalım mı? Şimdi gözlerimiz kapatalım ve teorik bilgilerimize sığınalım: Varsayalım ki Fed faiz artırdı. Elinizdeki tahvilin faizi ne olur? Yükselir mi? Evet, kitaplarda yazan bu, öğrenciliğinizde sınavlarda bunu yazıp tam puan alıyordunuz. Şimdi gözlerimizi açıyoruz ve piyasaya bakıyoruz. Kolaylık olsun diye yandaki grafiğe bakabilirsiniz (Kaynak: Reuters). Fed faiz artırdığında ne olmuş? Sınavda başarılı oldunuz ama hayatta kaybettiniz, geçmiş olsun.

Sene başında yüksek enflasyon kaygısı neyse, düşük enflasyon beklentisi de şimdi o. Piyasadaki fon akımlarına yön veren, hangi enstrümanın prim yapacağına, hangisinin gözden düşeceğine yol açan mevzu bu. Şu andaki anlayış bir cümle ile “ABD’de ekonomi ne aşırı sıcak, ne aşırı soğuk, tam kararında, o zaman faizler neden yükselsin?” (bir cümleyi bayağı aştı, farkındayım ama duramadım, afedersiniz). Sadece enflasyon-faiz beklentisi de değil piyasaları coşturan, oynaklık da hala oldukça düşük seviyelerde seyrediyor. Piyasalarda oyunun devam etmesi için her koşul sağlanmış.

Bu noktada hala iyimserliğimizi korumakla, piyasa ile inatlaşmamakla birlikte bazı sorulara daha fazla kafa yormamızın zamanı geldi. Mesela aynı anda hem hisse piyasası hem de tahvil piyasası prim yapıyorsa, acaba bu yatırımcıların rekor seviyelerdeki borsalar nedeniyle biraz huzursuz olup hisse pozisyonlarını tahvil alarak hedge etmelerinden kaynaklanıyor olabilir mi? Ya da şunu soralım: Düşük faizler nedeniyle tasarruflar zorunlu olarak hisseye kayıyor olabilir mi? Peki, şirket karları ekonomideki “eh işte” performans ile birlikte fiyatlar kadar artmazsa, yüksek F/K oranları yatırımcıları huzursuz eder mi? (Bakın buna hemen yanıt vereyim: Evet. Ama bu, bugünün değil, yarının sorunu).

Peki, Amerika’yı anladık, gelişen ülkeler hala bu kadar para çekerken, üstelik bir çok sorunları yine halı altına süpürülürken buralarda balonlar yok mu? Gelin Arjantin’e bakalım önce. Hatırlayacaksınız, Salı günü MSCI’ın Çin hisselerini endekslere dahil etme kararından bahsederken Arjantin’in de öncü piyasalar endeksinden terfi ederek gelişen ülkeler endeksine girmeyi beklediğini söylemiştim. MSCI şimdilik Arjantin’i beklemede tutmaya karar verdi. Tahvil piyasasında ise kimin ne dediğinin, Arjantin’in gelişen ülkeler mi, öncü piyasalar mı, yoksa Haraptar Market yılbaşı sepetinde mi olduğunun bir önemi yok. 100 yıllık tahvil ihraç eden ve satışın 3,5 katı talep gelen bir ülkeden bahsediyoruz! Bu ülke şimdiye dek 8 kez iflas etti! Balon mu? Eninde sonunda. Ama şimdi değil…

Arjantin’i de burada bırakıp Fildişi Sahili Cumhuriyeti’ne bakalım şimdi de. Mayıs ayında hükümetin söz verdiği ikramiyeleri kakao fiyatlarındaki düşüş nedeniyle ödemediği Fildişi Sahili’nde ordu isyan etmişti. Geçen hafta ülke 16 yıl vadeli bir tahvil ihraç etti, tahvilin getirisi %6,25 ve tahmin edeceğiniz üzere, talep aynı Arjantin’de olduğu gibi oldukça güçlü idi. Çeşitli sorunları olmasına rağmen borçlanmakta en ufak bir sorun yaşamayan ülkeler listesine Mısır ve Senegal’i de ekleyebiliriz. Hatta bu listeye İtalya’yı bile koyabiliriz: Borç/Milli Gelir oranı %130 olan, ekonomisi diğer AB ülkelerine göre daha zayıf seyreden ve erken seçimin arifesindeki ülkenin 10 yıllık tahvil faizi sadece %1,9! İçinde bulunduğumuz durumu iyice anlatmak için bir başka örnek daha vereyim: ABD’nin Illinois Eyaleti S&P tarafından şu anda BBB- ile tüm ABD eyaletleri arasındaki en düşük notla değerlendiriliyor. Tahvil faizleri ise…kımıldamadı bile. Aynen öyle.

Tüm yatırımcıların zımnen varsaydıkları bir şey var ki işte zaman zaman beni uykudan uyandıran bu: Yatırımcılar merkez bankalarının mevcut parasal genişleme politikalarının en azından görünür vadede etkili olmaya devam edeceğini varsayıyorlar. Zaten bu getiri arayışı devam eder, Arjantin’in 100 yıllık tahvili prim yapar diye bu kadar talep geldi. Kimse Arjantin tahvilini alıp 100 yıl beklemek niyetinde değil yoksa.

Türkiye’ye son dönemde gelen fon akımlarına da bu gözle bakmamız lazım. 2017 başında Türkiye’nin ekonomik, siyasi, jeopolitik riskleri fazla fazla fiyatlanmıştı (Hatta bir ara gezegenler arası bir savaşta uzaylıların en önce Türkiye’ye saldıracakları riskinin dahi fiyatlara yansımış olabileceğinden kuşkulanıyorum. “$/TL 8,0 olacak” diye bir mail dolaşıyordu yahu, şaka gibi). Son verilere göre yılbaşından bu yana Türk hisse piyasasına $2,2 mlr, tahvil piyasasına ise $3,4 mlr fon girişi oldu. Yanda gördüğünüz üzere fon akımları Şubat ayı ile birlikte ivmeleniyor. Son hafta piyasa hareketlerine baktığımızda da bu ilginin devam ettiği aşikar. Bu denli güçlü bir dalga varken piyasa ile inatlaşmanın bir alemi yok. Kafamızdaki sorulara bir gün elbette yanıt alacağız ama o gün bugün değil…

Güzel bir hafta sonu geçirmenizi diler, Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimizle kutlarız…

Tufan Cömert
Birim Müdürü — Yatırım Danışmanlığı
tcomert@garanti.com.tr