Birden eğmiş olduğu yüzünü bir cesaretle kaldırıp “Korkuyorum.” dediğini duydum.
Karşıma dikilmiş bunu söylerken sanki yıllardır ağzı açılmamış ve ilk defa konuşuyormuşçasına zorlanmıştı. Günlerdir alev alev yanan gözleri bu sözcük ağzından çıktıktan sonra soluklaşıp kaybetmişti rengini. Nefes alıp verişi düzelmiş, bozuk bir ritimle inip kalkan göğsü sıkışıp kaldığı yerden kurtulmuş gibi normalleşmeye başlamıştı. Ellerine baktım, şişenin içindeki suda bir kıpırtı bile yoktu, titremesi de durmuştu demek ki. Bütün bedeni vücuduna nüfuz etmiş bir zehirden kurtulmak ister gibi bu kelimenin ağzından çıkmasını beklemiş olmalıydı. Kim bilir kaç zamandır dilinin altına saklanmış bekliyordu söyleyeceği. Belki de sözlerinin gizlendiği yerlerde yaralar oluşmuştu, onlar da hemen iyileşmeye başlamış mıydı şimdi? Ama bunca zamandır oradaysa izleri derindir diye düşündüm. Merakımı gidermek için sormam gerekirdi ama hala gözlerini dikmiş bana baktığı için ona bir karşılık veremiyordum. Duyduğum tek bir kelimeye neden bu kadar şaşırmıştım bilmiyordum ama karşımda hafifçe öne doğru eğilmiş sırtı ve düşmüş omuzlarına rağmen başını ve boynunu dimdik tutan bu insana, üstelik böyle delici bakışlarla bakan bir insana ne tepki vereceğimi bilemiyordum. Oysa ne kadar zamandır ondan bir cevap, bir ses beklemiştim. Sorularıma cevap alamadığım için kendimi haklı görmüş, karşımdakinin de içinde bir yerde söyleyecek bir sözünün olduğunu hiç aklıma getirmemiştim. Şimdi cevap vermesi gereken bendim. Hiçbir şey söylemesem dahi elimle bir hareket yapmalı, bakışımla bir şeyler anlatmalıydım. Yapamadım. Orada öyle kaç dakika ya da kaç saat durduk bilmiyorum. Bir süre sonra karşımda durmaktan vazgeçip yanımızdaki bir kenarı kırılmış banka oturduğunda ben de gidip yanına oturdum. Ne demem gerektiğini bilmiyordum. Sabahtan akşama kadar durmadan fikirler üreten, ahkam kesen, kimi zaman da boş konuşmalar yapan zihnim durmuş gibiydi. Hayatımda karşılaştığım, bana korktuğunu söyleyen ilk insan o değildi elbette. Ama bu durum çok farklıydı. Kırık bank sayesinde bu kadar yakın oturmuştuk şimdi. O an ne zamandır birbirimize bu kadar yakın durmadığımızı fark edip düşünmeye başladım. Kokusunu duyabiliyordum bu yakınlıktan ve birden bu koku kendimi eski huzurlu günlerimdeymişim gibi hissetmemi sağladı. Bu düşünceyle birlikte başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüş gibi yerimden sıçramam bir oldu. Kaç zamandır bana yabancıymışım gibi davranan, ağzından tek bir söz çıkmasını dört gözle beklediğim bu insanın bir anlık kokusunu içine çekmekle bile daha huzurlu bir hale yaklaşmıştım ve az önce ondan duyduğum, o merakla beklediğim tek söz “Korkuyorum” olmuştu. Durumu böyle baştan sona gözden geçirmek canımı öyle bir yakmıştı ki, günlerdir onun gözlerine yerleşip kalmış o alevler şimdi benim kalbime ulaşmıştı sanki. Banktan kalktım. O hala bankta oturuyordu. Yüzüne yönelttiğim bakışlarım onunkilerle karşılaştığında kalbimdeki acı artmaya başladı. Hiçbir şey söylemeden arkamı döndüm ve yavaş yavaş yürümeye başladım. Bu sırada göğsüm daha hızlı inip kalkmaya, soluk alıp verişim hızlanmaya başlamıştı. Hemen ardından da ellerimin titrediğini fark ettim. Düşünmek, bir açıklama bulmak, anlamak ve bunu sindirmek istiyordum. Adımlarımı hızlandırdım ve bir tempoya ulaşınca hızımı sabitledim. Kabullenmem gereken mesele büyüktü. Ben böylesine özen gösterip, çaba sarf ettikten sonra onun her şeyden tek bir sözcükle bir bahane bulup kaçması hiç de basit bir mesele değildi. Önüme koyulan bu sözde gerekçe ne çok fırsatı kaçırmama, ne çok hayalimin yarım kalmasına mal olmuştu. Kaybettiğim zamanı düşünürken dönüp oturduğumuz banka baktım. Epey geride kalan sadece tek kişinin oturabileceği bu bank böyle zamanlarda geldiğim bir yerdi. Ama bugün yaşadıklarımdan sonra uzun bir süre daha buraya gelmeyi düşünmüyordum. Toparlanabilmek, ayağa kalkabilmek, yeniden yürüyebilmek için bu kadar zaman beklemişken, çıkmış ve çıkabilecek tüm aksaklıklara karşılık çözümlerle boğuşurken aldığım bu cevap bana ağır gelmişti. Eve gider gitmez bütün aynaları kaldırdım. Her köşesinde hayatıma mal olacak korkaklıkları olan biriyle karşılaştığım bir evim olsun istememiştim.
