Just read this:

So true… On so many levels.

The evil is ever-present…

It is here. It is everywhere.

And yet Good falters. Could not push forward. Could not provide “good”.

We need a new Good. An unyielding, a shining, a without-reproach Good.

We need it now…


When we think about the Nineteen Eighty-four, we generally only focus on the Surveillance State. An unblinking eye, watching our every step. It has already happened.

But there is another face: The State is now reinventing the past according to the realpolitik on a daily basis. The Leviathan changes the past with blatant lies and alternative-facts to command the future.

This second face is currently unfolding. Not just in the US, but in all the world. What was black yesterday is white today. What was good today will be bad tomorrow. You can not trust your memory, let alone your judgement. The State unhinges your very sanity.

The future will be darker. The implications will be worse than the Surveillance State.


Türkiye’deki 1 milyondan fazla sığınmacı nakit desteği alıyor. Peki bu yardımı nasıl kullanıyorlar?

AB tarafından finanse edilen Sosyal Uyum Yardımı (SUY) pogramındaki sığınmacı aileler, her ay, her bir aile ferdi için 120 TL alıyorlar. Bu parayı istedikleri gibi harcayabiliyorlar.

SUY’u uygulayan ortaklardan biri olan WFP, Ankara’da üç aileyle bu parayı nasıl harcadıkları hakkında görüştü.

“Başımızın üzerinde bir çatı demek” — Assad

Assad, evinin önünde anahtarı ve SUY kartıyla. Fotoğraf: WFP/Ozan Toptaş

Assad ve ailesi için SUY’dan aldıkları para barınacak düzgün bir yere sahibi olmayı güvenceye almak anlamına geliyor.

Assad, Suriye’deyken inşaatlarda çalışıyormuş ve bildiği tek iş bu. İnşaat faaliyetleri Türkiye’de yalnızca yazın yürütüldüğünden, Assad, ne yazık ki yılda sadece üç ay iş bulabiliyor. …


As you all know, Medium introduced a new thingy: clapping.

As always, there are mixed reactions to this. Some people loved it, some people hated it. I will try to establish where I stand very briefly.

Before clapping we had recommendations. When I heard about clapping, I was filled up with anticipation. Because I thought that the clapping and recommendations will live together. But clapping just overwritten recommendations. Now, I can’t recommend anything via Medium. Now I have to go to My Social Media of Choice to “recommend” something. …


Geçtiğimiz aylarda, öncekilere göre çok daha büyük bir animasyon projesi gerçekleştirdik. O projeden mevcudat yönetimiyle ilgili öğrendiklerim…

Ajans olarak daha önce bir miktar animasyon projesine imza attık. Fakat pek azı altmış gün gibi bir sürede, toplam yirmi dakikalık bir grup animasyon üretmek gibi bir hacme sahipti. Proje bu büyüklüğe ulaşınca, üretim süreci de ilginç bir şekilde değişiyor ve daha küçük projelerdeki iş akış yöntemleri etkisiz kalmaya başlıyormuş, her şey üzerimize yıkılmaya başlarken, bunu öğrendim.

Animasyon dediğimizin pek çok farklı oynayan parçası var. Özellikle küçük takımlarla çalıştığınız zaman, her bir takım üyesinin çok farklı görevlerle jonglörlük yapmaya çalışması gibi bir zorunluluk…


Biz hikaye anlatıcısı bir ırkız.

- John Wick

İnsanlık, binlerce yıldır tüm birikimini bir kuşaktan, diğer kuşağa aktarıyor. Ve bunu yaparken de tüm insanlığın en temel araçlarından birini kullanıyor: Hikayeleri…

Bu yeryüzünün üzerinde yürümeye başladığımız günden beri hayatımızda olan bir şey var. Hikayelerimiz. Dün ne yaptığımız. Başımıza gelen en ilginç olay. Bir şey yaparken bir dikkatsizlik sonucu ne gibi sorunlar yaşadığımız. Hepsi, her biri, bir hikaye.

İnsanların hikayeleri olduğu gibi, şirketlerin de hikayeleri vardır. Markanın en temelinde bu hikaye yatar. Markanızın ne ifade ettiğini bu hikaye belirler. Müşterilerinizle hangi temelde iletişim kuracağınız, duygudaşlığınız, bu hikaye üzerinde temellenir.

İnsanların en temel…


Reklam ve pazarlama, toplumları değiştirmek, insanların algısını farklılaştırmak için inanılmaz bir araçtır. Bazılarınız bu söylediğime gülebilir, tersini düşünebilirsiniz. Fakat gerçekten iyi yapılmış bir reklam, güçlü bir pazarlamayla desteklenirse, ortaya inanılmaz bir şey çıkabilir.

Neden bahsettiğimi anlamak için sizi ufak bir tarihi yolculuğa çıkarmak istiyorum. Fakat bu yolculuğa başlamadan önce nereye varacağımızı size göstereyim:

Evet, varacağımız nokta Noel Baba.

Esasen, çıkış noktamız da Noel Baba. Fakat bizim bildiğimiz şekliyle değil.

Noel Baba, bir konsept olarak yaklaşık on yedinci yüzyılda ortaya çıkıyor. Fakat o zamanlar, tam şu anda olduğu gibi değil. Tarif edilirken yeşil veya kahverengi bir palto giydiği söyleniyor. Pek neşeli…

Gökçe Ozan Toptaş

Communications @ WFP Turkey. Passionate about comms, marketing and all things strategy. Opinions are my own.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store