Hayaller her yeri ‘hack’, hayatlar sadece ‘puan’…

Ingress, başta sürekli nasıl gezeceğim dediğim, sonra arabayla rahat rahat yaparım diye kendimi kandırdığım, en sonunda da çok eğlenmeme rağmen iyi bir kariyer elde edemediğim oyun. Aslında başta her şey güzeldi; otobüste eve gidene kadar oyunu açık tutup her yerden puan alıyordum. Ve ben buradan sadece puan alırken aslında potalı hack’lediğimi düşünerek kendi kendime mutlu oluyormuşum.

Ingress oyununa başladığım ilk gün, herkesten bir takım taktikler duyarak başladım. Okuldaydım ve herkesin ilk hedefi olan girişteki yerleri hack’lemek üzere dersten erken çıktım ve oraya gittim. Alanı buldum mavi mavi parlıyordu. Üstüne tıklıyorum bekliyorum, aksiyonlu semboller geliyor, ordan bir kadın bağırıyor. Heyecanlandım, benim yerim oldu zannettim, hatta uzun süre bana oyunu soran arkadaşlara ben başardım diye hava atmaya çalıştım. Olmamış, yapamamışım. Daha level 1 iken, üst level’ların yerlerine göz koyarak büyük bir umutsuzluğa kapıldım.

Günler ilerledikçe benden üstteki yerleri hack’leyemeyeceğimi öğrendim ve Üsküdar-Ümraniye yolu boyunca oyunu açık tutmayı kafama koydum. En azından sürkeli puan alarak level atlamayı hedefliyordum. Başardım. Yol üzerinde sadece bir kere git-gel yaparak level atladım. Hiçbir yer bana ait değildi, sadece başkalarının yerlerini sömürüyordum fakat başarmıştım. Hala semboller ne analma geliyor ve ne işe yarıyor bilmiyordum. Sadece mavi-yeşil fark etmeden bastım bastım bastım ve puanları topldım. İkinci level’da da aynısını yapacak ve en azından bu şekilde puan kazanacaktım.

Level atladığım hafta belli sebeplerden dolayı Fatih Kocamustafapaşa’da kalmam gerekti. Bu benim ve oyun için iyi bir firsattı. Farklı yerlerden puan almaya başlayacaktım. Ve hatta nedense buralarda benim seviyemde çok fazla oyuncu olmayacağını ve portal Hack’lemek yapabileceğimi umdum. Olmadı… Bu sefer güzergahım Kocamustafapaşa-Eminönü’ydü. Elimde sömürülecek birçok cami ve ibadethane vardı. Yılmadım! Yol boyunca her gün hepsinden puan aldım, hepsini ele geçirmeye çalıştım. Uzun süredir hala 2. level’da devam etmekteyim ama yavaş yavaş ilerliyorum.

Hürriyet Gazetesi’nde çalıştığım için güçlü bir hedefim de burası oldu. Doğan Medya sitesi içersinde en azından bir yerin sahibi oıacağımı düşünerek haftasonu işe geldim. Kimse, bir kişi bile buralarda portal açmamış ve sadece Dünya Gazetesi sömürülecek bir alan olarak duruyordu. Büyük bir hevesle servis saatinden uzunca bir süre önce çıktım ve Dünya’nın 50 metre yakınına gittim. ‘5 dakika bekle alan senin’ efsanesiyle alana tıkladım ve 5 dakika boyunca bekledim. Owner bölümünde kendi ismim çıktığı anda Facebook sayfasında paylaşmak üzere gardımı aldım bekledim. Zaman geçti, uyarı geldi, portal hack’lenmedi. Yine hayallerim yıkılmıştı. Birkaç kez puan alıp yine sahibi olamamıştım.

Son bir umudum vardı. Yüzme antrenörlüğüne devam ettiğim Kartal Yakacık Yüzme Havuzu benim olmalıydı. En azından oraya sahip olmalı ve sadece puan alıp geçmemeliydim. Yine büyük bir hevesle oyunu açtım alan üzerindeki mavi alanı gördüm. Hemen tıkladım artık olacaktı, emindim. Olmadı… Yine tek yapabildiğim şey puan almak ve o alandan da vazgeçmek oldu. Yine bir hayal kırıklığı…

Tüm bu hayal kırıklıklarının üstüne uzun zamandır sadece belli yerlerde oyunu açarak azar azar aldığım puanlarla idare ediyorum. Yaşadığım bu motivasyonsuzluk üzerine bıraktığım Ingress oyununa tekrar dönerek, hızla yoluma devam etmeyi planlıyorum. İnanıyorum ki bu sene bitmeden bir yere sahip olup hızlı hızlı level atlayacağım.
Bol portallı günler dilerim.

Gökçe TÜRKMEN

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.