Bana Becerilerini Söyle, Sana Neler Yapabileceğini Söyleyeyim

ProjectPost30 için yazdığım blog yazılarını, farklı platformlardan insanlara ulaşması adına buradan da paylaşmaya karar verdim. Bu hafta “kariyer” ve “meslek” kavramlarının geleceği üstüne okuduklarımdan hareketle bir yazı paylaşıyorum. Keyifli okumalar!

ProjectPost30 sayesinde insan kaynakları konusundaki gelişmeler ister istemez daha çok ilgimi ve dikkatimi çekmeye başladı.

Son dönemde mesleklerin geleceği konusunda yayınlanan makaleler ve çalışmalara odaklanmış haldeyim.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 2016 yılında yayımlanan “Mesleklerin Geleceği” isimli araştırması, 2020 yılından önce yapay zeka, robotik, nanoteknoloji ve diğer sosyo-ekonomik gelişmeler sayesinde insan gücüne olan ihtiyacı ortadan kalkacağını ve bu sayede 5 milyon iş alanının yok olacağını söylüyor.

Öte yandan aynı araştırma teknolojideki gelişimin 2.1 milyon yeni iş alanını da doğuracağını ortaya koyuyor. Biraz matematik bilgisi gösteriyor ki, kaybolacak işler yeni ortaya çıkanların iki katından daha fazla. Ayrıca ekmeğinden olacak büyük kitlenin, yeni iş alanlarında kendilerine yer bulması için gerekli teknik becerilere sahip olma olasılığı da bir hayli düşük görülüyor. Yeni iş alanlarının büyük ölçüde, mühendislik, matematik, mimari gibi teknik alanlarda olması öngörülüyor.

Hal böyle olunca, okul öncesi eğitimden başlamak üzere tüm eğitim politikalarında kökten bir değişimin şart olduğu bir gerçek. Bu değişimin başında da temel bilimlerdeki eğitimi kuvvetlendirmek gelmeli.

Geçtiğimiz hafta Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) her ay düzenlenen kahvaltılı toplantısında girişimcilik alanındaki çalışmalarıyla dünya çapında tanınan Ali Beba konuk oldu. Birkaç hafta önce dünyanın en iyi üniversitelerinden olan MIT’ye gerçekleştirdiği ziyarette Beba, rektöre okulun bütçesinin nasıl paylaşıldığını sormuş ve yüzde 50'sinin temel bilimlerdeki araştırmalara, diğer yüzde 50'nin ise uygulama çalışmalarına harcandığı yanıtını almış.

Bizim gibi başka ülkelerin ürettiği teknolojiyi tüketme ya da taklit etme üzerine inşa edilen bir ekonomik düzenin sürdürülebilir olmadığının farkındayız değil mi?

Teknik bilgi sosyal becerilerle beslenecek

Geleceğin meslekleri mevzusuna geri dönelim. Evet, temel bilimlerde alınan eğitim üstüne teknik iş alanlarına yönelmek geleceğin trendi olacak. Ancak artık iş yaşamında geçişkenliğin ve esnekliğin giderek arttığı dünyamızda tek bir alanda beceri geliştirmek ne yazık ki fayda sağlamayacak.

Bu noktada WEF Kurucusu ve Başkanı Klaus Schwab “Gerek devletler, gerek iş verenler olası işsizlik ve eşitsizlik krizlerini çözmek için hemen her sektörde istihdam edilenlere yeni beceriler kazandırmak zorunda kalacaklar” yorumunda bulunuyor.

Peki bu yeni düzende edinilmesi gereken temel beceriler neler olacak?

Harvard Üniversitesi Öğretim Üyelerinden David Deming, temel bilimlerdeki eğitimin soft beceriler olarak tabir edilen paylaşım, empati, müzakere ve işbirliği yetileriyle birleşmesinin büyük önem kazanacağını söylüyor. Çünkü gelecekte insanlar, farklı projelere farklı yönleriyle katkıda bulunacaklar.

Bu sosyal beceriler tarafına biraz daha derinden baktığımda en derli toplu görüşleri Larry Kim’in Medium sayfasında bulduğumu itiraf etmeliyim. Yazısında 2020'ye kadar çalışanların sahip olmaları gereken belli başlı yetileri sıralıyor. Bunlar:

-Çözüm önerileri ve yeni fikirler sunabilmek

-Yeni medya okur yazarlığına sahip olmak

-Kültürlerarası iletişim kurabilmek ve işbirliği yapabilmek

-Tasarımı bakış açısına sahip olmak. (Burada tasarım yapmayı değil, belirli görevleri ve işleri sunup, geliştirebiliyor musunuz, bunu kast ediyor)

-Sanal ortamda çalışmak ve başka insanlarla işbirliği yapmak.

Ben bu yetilere “sürekli öğrenme disiplinini kazanmak” konusunu da eklemek istiyorum aslında. Çünkü bu denli hızlı gelişen ve değişen dünyaya adapte olabilmemin temel yolu, eğitim almak konseptinin hayatın tamamına yayılmasıyla mümkün olacak gibi görünüyor.

Bana becerilerini söyle, sana neler yapabileceğini söyleyeyim!

Teknik ve sosyal becerilerin eşit derecede önem taşıyacağı geleceğin iş dünyasında meslek tanımlarında da değişim yaşanması bekleniyor. Bu konuda geçen gün BBC’de yayınlanan bir haber çok ilgimi çekti.

Ottawalı bir kariyer danışmanı olan Jean-Philippe Michel, ortaokul öğrencileriyle yürüttüğü çalışmalarda “meslek” kelimesini kullanmamaya çalışıyormuş. Öğrencilerini bugün ya da geçmişte olduğu gibi “mühendis”,”doktor” ya da “mimar” olmak için eğitim almaya yönlendirmek yerine, her birinin sahip olmak istedikleri yetiler üzerine çalışıyor. Örneğin “Doktor olmak istiyorum” demek yerine öğrencilerin “tıp bilgisi temelinde empati kurabilme” yetisini kazanmak gibi hedefler koymaları konusunda teşvik ediyor.

Size kelime oyunu gibi gelebilir tabii ama, çok daha derin anlamlar taşıyan ve geleceğin iş dünyasını şekillendirecek devrimci bir bakış açısı olarak görüyorum bunu.

Edinmek istediğiniz becerileri seçmeniz, bir kariyer alanı ya da meslek seçmekten çok daha uzun vadeli fayda sağlayacak bir gelişim alanı. ProjectPost30 için yaptığım söyleşilerin tamamında herkesin farklı becerileri bir sonraki iş alanında harmanlayarak ilerlediklerini görüyoruz. Tek bir meslek alanına odaklanmak giderek zorlaşıyor. Tüm bu araştırmalar da gösteriyor ki, gelecek bu yönde şekillenecek. Farklı çatılar altında mikro-işler ve uzun dönemli projeler yürütmek tek bir şirkette geçen iş hayatını ikame edecek.

Hal böyle olunca, iş tanımları ve ilanlarda beklenen özellikler de değişime uğrayacak. Artık klasik iş tanımlarının yerini sizi istihdam edilebilir kılan becerileriniz alacak.

Özetle artık kendinizi mesleğinizle değil yetilerinizle tanımlıyor olacaksınız. Bir işe alınırken de insan kaynakları uzmanları ya da kariyer koçları “bana yetilerini söyle, sana neler yapabileceğini söyleyeyim” diyecekler.

Bu durum da ister istemez hayatınıza esnekliğin, serbest zamanlı çalışmanın girmesini ve farklı beceriler gerektiren işleri aynı anda yapabilme özelliklerini edinmenizi sağlayacak. Az önce söylediğim gibi “Sürekli öğrenme” kavramı da hayatımızda giderek daha çok yer tutmaya başlayacak. Üniversite eğitiminin sorgulanmaya başladığı günümüzde alternatif eğitim araçlarının da yaygınlaşması bu konuda bize derya deniz imkanlar sunuyor.

Portfolyo Kariyer ve Çıkmazı

ProjectPost30 sayesinde hem kariyerinde köklü değişimler yaşamış, hem de aynı anda farklı meslekleri icra edebilen insanları araştırması da bu açıdan bir kez daha beni mutlu etti diyebilirim. Bu hikayeleri çoğaltmamız ve belli ki daha çok duyurmamız gerekiyor.

Bu konuda okumalar yaparken, farklı iş alanlarını içeren çalışmalar yürüten kişilere “portfolyo kariyer” sahibi denildiğini öğrendim. Bu kavram 1980'lerden beri varmış aslında. Günümüze kadar daha çok teori olarak ele alınan bu konu artık bizatihi hayatımızın içinde.

Okuduğum makaleler yakında geleneksel iş modelleri ve kariyer imkanları sunan şirketlerin de freelance proje fırsatlarını çalışanlarına daha çok sunacaklarını söylüyor. Ama burada çalışan açısından psikolojik olarak olumsuz bir algının da olabileceğinin altını çizenler var. Sürekli farklı alanlarda projelere dahil olmak, klasik iş yaşamında olan terfiyi ve titr değişimini azaltacaktır haliyle. Her ne kadar her projeyi başarıyla tamamlasanız da gerek gelirinizin düzenli olarak artmaması, gerek ünvanda değişim yaşamamak kişiyi kötü hissettirebilir diyen uzmanlar varmış.

ProjectPost30'da dinlediğimiz hikayeler özelinde bakacak olursak, insanlar kariyer değiştirirken hayattan esas beklentilerinin tek başına maddi getiri olmadığının altı basa basa çiziyorlar. Beklentilerin maddiyattan daha öte olduğu dünyada bu tarz eleştiriler gelecekte ne kadar anlamlı olacak pek emin değilim.

Yaşayıp göreceğiz.

PS: Yazının görseli Margaret Harrison’ın “Homeworkers” isimli eserinden (1977)