İklim Değişikliğine karşı Good4Trust

Yazan: Çiğdem Şeftalioğlu

Malum, Paris zirvesinin ardından iklim değişikliği ile mücadele ve Küresel İklim Anlaşmasının kazanımları bugünlerde oldukça gündemde. Good4Trust olarak biz de bir iki kelam edelim dedik konu ile ilgili olarak.

Nedir bu COP21 (Conference of the Parties) diyenler için çok kısaca özetleyelim. Aslında hikayenin başı 1992’ye, ta Rio Dünya Zirvesine kadar uzanıyor. Birleşmiş Milletler öncülüğünde bir araya gelen ülke temsilcileri sera gazı salımlarını azaltmak amacıyla neler yapabiliriz temalı konuşmalar yaparlar bu toplantılarda. Paris’te gerçekleşen COP21 ise bu toplantıların 21. ve pek çoklarımız için belki de en heyecan vericisi. Neden mi?

Bu zirvede 195 ülkenin kararı ile küresel ısınmanın yüzyıl sonuna kadar 2°C altında kalması, hatta 1.5°C ile sınırlandırılması kararı verildi. Sanayi devrimi öncesi dönemlere kıyasla dünya şimdiden ortalama 1°C daha sıcak ve bilim adamları toplamda ortalama 2°C’lik bir artışın pek çok kötü senaryo için eşik değer olduğunu söylüyor. Hiçbir eylem yapılmadığı ve aynı şekilde devam edildiğinde 4 C°nin üzerinde bir artış öngörülürken ve de tam ortasındayken yolun, ısınmayı 2° ile sınırlı tutmayı hedeflemek oldukça anlamlı ve iddialı.

Anlaşma metninin, maalesef, bağlayıcı olmayan cümlelerinden ülkelerin politikalarına ve hedeflerine döndüğümüzde ise işin rengi biraz değişiyor. COP öncesi katılımcı ülkeler iklim değişikliği konusunda 2030’a kadar olan politikalarını ve eylem alanlarını açıklayan Ulusal Katkı Niyet Beyanlarını (INDC) paylaştılar. Maalesef paylaşılan INDC’lere göre ve de bu hedeflerin 2025’ten önce zorunlu olarak gözden geçirilip iddialı hale getirilmediği durumda 2 C° hedefi hayal olabilir. Isınmayı 2 C° ile sınırlama taahhüdü fosil yakıtların yani petrol, kömür ve doğal gazın %80’inin yer altında tutulması ve hızla yenilenebilir enerjiye geçiş demek oluyor. Dünya enerji arzının sadece %1.5’unun yenilenebilir enerjiden geldiği düşünüldüğünde bizler, yani türeticiler, ülkelerin bu hızlı geçişi sağlayabilmelerinde itici güç olmak durumundayız.

Türkiye’ye döndüğümüzde maalesef güzel ülkemizin beklenen sera gazı salım büyümesi üzerinden 2030’a kadar %21 oranında düşürme hedefi koyarak kandırmacı bir çevrecilik imajı çizdiğini görüyoruz. Bir diğer ifadeyle 1990’dan bu yana senede %3.9 oranında artan salım oranlarının 2030’a kadar senede %5.7 oranında artacağını fakat INDC taahhütleri kapsamında %4.2 artacağını söylüyorlar. Başka bir ifadeyle mevcutta 430 milyon ton CO2 salımının 2030’a kadar %100’den fazla artarak 929 milyon ton olacağı yönünde.

Türkiye’nin taahhütleri maalesef küresel düzeyde belirlenen hedeflerle uyumlu değil. Bizler Good4Trust topluluğu olarak temiz enerji kaynaklarının yaygınlaştırılmasını ve devreye alınma süreçlerinin hızlandırılması için bizzat tabandan çalışıyoruz ve bunun gerçekleşmesi için devletler harekete geçmese de üzerimize düşeni yapıyoruz. Nasıl mı?

Tüket kültürünü değil türet kültürünü benimsiyoruz. İhtiyacımız olan ürün ve hizmetleri seçerken toplum ve doğa dostu üreticilerden almayı tercih ediyoruz. Good4Trust’ta yer alan üreticiler toplum ve doğanın haklarını gözeten ilkeler ışığında üretim yaptıklarını beyan ediyorlar. Başvurularını yaparken üretim süreçlerinde ne şekilde enerji kullandıklarını ve tasarruf ettiklerini belirtiyor ve yenilenebilir enerjiye geçmek için neler yaptıklarını veya yapmaya niyet ettiklerini paylaşıyorlar. Bizler de sera gazı salımlarını azaltmak ve sıfırlamak için onların yanında olacağız.

Daha adil ve yaşanabilir bir gezegen umuduyla, hep birlikte…

Like what you read? Give Good4Trust.org a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.