İyiliği Beslemek

Dost sohbetinin sıcaklığı, anne yemeğinin lezzeti.

İyiliği çoğaltmanın keyfi ve sorumluluğu.

Son yıllarda artan bir ivme ile ”iyi” ve ”iyilik” temasını önemser oldum.

Yıllar önce bir sohbette ”az yiyelim ama deniz balığı yiyelim, sunileşmiş olmasın hiçbir şey hayatımızdaki” dediğimde, sofradakilerin bir kısmı ”olur mu yeter mi dünya nüfusuna” dediklerinde de aynı şeyi hissetmiş idim.

Benim için yediğim, aldığım, bir şekilde bir parçası olduğum her türlü ”alışverişte” en baş düstur, zararsızlık, bütünün hayrı ve ”iyinin” beslenmesi oldu, zaman içinde…

”İyi” derken; gülen yüzü ve huzur veren sohbeti ile ikram ettiği çayına katık yaptığı kurabiyelerini satan kızkardeşler, size sadece temiz ve leziz yemek değil temiz bir gönül de sunan Saadet ablam, evlenip çocuğu da olduktan sonra ülkemizdeki tüm ekonomik çalkantılara rağmen ben içeri girince tüm ilgisi ve özeni ile, en avantajlı ve makulünü sunmaya çabalayan gümüşçüm, kendine yeni bir yuva kurmuş olan çiftçim, açtığı Kafe’de herdem dost kucağı ile bekleyen Zeynepcim… Benim küçük dünyamın birkaç keyfi oldular; farkettim ki ben onları görmek ve paramın onlara gitmesini sağlamak için fırsatlar yaratır olmuşum süreç içersinde. Bir yerlere giderken illa Sıdıka hanımdan kurabiye götürmek, komşumun sınava hazırlanan çocuğuna kurabiye taşımak, öğlenleri arasıra kaçabildiğimizde Adana’nın kebapçı kültürünü ev yemekleri ile değiştirerek arkadaşları ve hatta şehir dışından gelmiş cümle misafirleri Saadet hanımın yemekleri ile tanıştırmak, hediyelerde gümüşçüm Murat’ı öncellemek, çiftçim Yusuf’tan üç kuruş pahalıya ama onun toprağına sahip çıkabilmesine katkım olduğunu bilerek gıdamı almak, tüm toplantı ve buluşmalarımızda, arkadaşlarımızı, Zeynep’in Geko’suna çağırmak… Benim küçük ”good4trust” hikâyem de böyle. Kalın sağlıcakla…

Sema İskit — Good4Trust Türeticisi

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.