Sosyal Girişimin Lafzı ve Ruhu

Sosyal girişimcilikle ilgili üç ana sorun var: Sosyal girişimin net olarak tanımlanmaması, sivil toplum kuruluşlarıyla karıştırılması, etik ve para boyutu. Geleceğini Ayarlama Enstitüsü (GAYE) kurucusu ve Genç Optimistler Kurulu üyesi Eda Bayraktar, Genç Sosyal Girişimciler Derneği Başkanı Erhan Bozkurt ve Good4Trust.org kurucusu, Change.org Doğu Avrupa ve Batı Asya Direktörü Dr. Uygar Özesmi zumbara.com üzerinden bir araya gelip bu sorunları konuştular ve yanıtlarını vermeye çalıştılar.

EDA BAYRAKTAR, ERHAN BOZKURT, UYGAR ÖZESMİ

Günümüzde gezegenimizin yaşam destek ünitelerini tahrip eden ve sosyal eşitsizlik yaratan bir sistemle karşı karşıyayız. Aklı başında herkes bunun böyle devam etmeyeceğini biliyor. Ne mutlu ki bu sorunları çözmemizin yolları var. Hızla değişen dünyamızda, değişimle birlikte yeni ihtiyaçlar doğuyor; yeni ihtiyaçlar yeni modelleri doğuruyor. Sosyal ağlar ve dijital çağ, sanayi devriminin yarattığı düzeni dönüştürüyor. Yeni toplum düzeni kendine özgü kavramları ve yeni bakış açılarını beraberinde getiriyor. Artık “kişisel çıkarlar”, “vahşi rekabet” gibi kavramlar yerini “kazan kazan”, “işbirliği”, “sinerji” ve “sürdürülebilir stratejiler” e bırakıyor. İnsanlar yaşamlarında artık anlam arıyor, sosyal bilinç ve farkındalık yükseliyor. Mevcut kâr maksimizasyonuna dayalı kapitalist sistem sosyal ihtiyaçları karşılayamıyor ve doğayı tahrip ediyor. Bu yüzden alternatif olarak kâr amaçlı olmayan sosyal girişimler ortaya çıkıyor. Mevcut kapitalist sistem, gücü ve kaynakları az kişinin elinde yoğunlaştırarak derin bir eşitsizlik yaratıyor. Öte yanda eşitsizliğin çözümü için sürdürülebilir sosyal ve çevresel fayda üreten sosyal girişimler giderek artıyor. Bugün sosyal girişimcilik alanındaki gelişmeler nasıl bir gelecekte yaşayacağımızı tanımlıyor.

Sosyal girişimciliğin bu kadar önem kazandığı günümüzde, sosyal girişimcileri zorlayan ve toplumun kafasını karıştıran üç önemli konu var. Birincisi sosyal girişimin ne olduğu, ikincisi sivil toplum kuruluşlarının (STK) sosyal girişimlerden nasıl ayrıldığı ve üçüncüsü ise sosyal girişimlerde para kazanmanın etik olup olmadığı.

Sosyal Girişim Nedir?

Sosyal girişimin, klasik girişimlerle ortak yönleri olmakla birlikte, farklı birçok noktası var. Girişimcilik, bir bireyin veya bir grubun örgütlenme ile değer yaratması, kârlı bir işi başlatması veya büyütmesi, piyasaya yeni bir mal ya da hizmet sunması. Sosyal girişimcilik de aynen girişimcilikte olduğu gibi sorun ve fırsatları fark eder, risk alır ve yenilikçi yollarla çözüm geliştirir.

Aradaki farkların en önemlisi ticari girişimin kâr; sosyal girişimin sosyal fayda odaklı olması. Bir diğer önemli fark ise, ticari girişimlerde taklit ve modelleme hoş karşılanmazken; sosyal girişimde amaç toplumsal fayda olduğu için modelleme, etki alanının olabildiğince yayılması için önemli ve istenen bir araç.

Sosyal girişim, sorunun değil çözümün parçası olmayı amaç edinmiş, birey ya da topluluklar tarafından fark edilen sorunlardan fırsatlar yaratan, yenilikçi fikirlerle yerel kültürü temel alan, kâr yerine sürdürülebilir yeterli gelirin konduğu, toplumun bir bölümü veya tamamı için -yani doğa ve doğadaki insan dahil bütün canlılar için- değerlerin yaratıldığı örgütlenmedir. Sosyal girişimcilik dünya için sorumluluk almayı gerektirir. Bu nedenle sosyal girişimcilik bir çeşit aktivizmdir de…

Sosyal Girişim ve Sivil Toplum Kuruluşları

Sosyal girişimler ve STK’lar, sosyal sorunlara ve doğanın yok edilmesine çözüm geliştirme ortak paydasında buluşur; ancak uyguladıkları modeller açısından aralarında bariz farklar bulunuyor.

İş modeli açısından baktığımızda STK’lar genellikle bağışlar ve hibeler desteğiyle gelişimini sürdürürken, sosyal girişimlerde sürdürülebilirlik önemli olduğu için sistemin kendi kendini döndürebilmesi, tamamıyla kamu desteğine ve bağışlara bağımlı olmaması gerekir.

Yönetim modeli de en az iş modeli kadar farklıdır. STK’lar genellikle demokratik ve katılımcı, yani yatay bir yapıya sahip olurken, sosyal girişim dinamik piyasa koşullarında hızlı ve ani değişimler yapabilmek için gerektiğinde dikey, her türlü yapılara açıktır. Sosyal girişimler, yönetim şekli işleri yürütmeye engel olduğu takdirde hızlı bir biçimde yönetim değiştirebilir, örgütlenmeyi yeniden yapılandırabilir.

Ayrıca gönüllülük ve profesyonellik farkından da bahsetmek gerek. Sosyal girişimlerde işlerin yürümesi gönüllülüğe bağlı değildir; tam tersi sosyal işler insanların istihdamını amaçlar. STK’larda ise mutlaka gönüllü çalışma olanaklarına yatırım yapılır ve gönüllü programları olmayan STK’lar tam meşru kabul edilmezler.

Son olarak kural olmamakla beraber, genellikle STK’lar Dernekler ve Vakıflar Kanunu altında kurulurken, sosyal girişimler ticaret kanunu altında kurulur. STK’lar genelde mevcut erkleri, politika ve hukuki mevzuat düzenlemeleri konusunda ikna etmek için çaba gösterir, önerilerini örnek projelerle gösterirler veya hayırseverlik üzerine kurulu sosyal hizmetler sağlarlar. Sosyal girişimler ise değer üreten sistemli çözümlerin ekonomik yaşantı içinde olabildiğince yayılmasını teşvik ederek toplumsal kalkınma ve sosyal etkinin boyutlarını genişletir, bu sayede de sosyal değişimi tetiklemiş olur. Öte yandan sosyal girişimler ekonomik olarak sürdürülebilir olduğu, yani gerekli geliri kendi kendine yarattığı için, gelir kaynakları bulma konusunda dalgalanmalar yaşayan STK’lar sosyal girişimleri iktisadi işletmeler vasıtasıyla kendi bünyelerine katabilir.

Sosyal Girişimlerde Para Kazanmanın Etik Boyutu

Para, etik boyutu yüzünden duygusal bir karmaşa yarattığından, genellikle sosyal girişim alanında açıkça konuşulmayan bir konu. Sosyal girişimlerin birkaç ay, sürse sürse bir iki yıllık kısa projeler olarak kalmaması, uzun vadeli etki yaratabilmesi için kendi kendini çeviren, amortismanları (geri ödemeleri) ve yatırım ihtiyaçları gözetilen sürdürülebilir bir iş modelinde çalışması gerekir. Sosyal girişimlerin kuruluş aşamasında kişi ve kurumlardan bağış almaları, kamu maddi desteklerinden ve vergi muafiyeti gibi sübvansiyonlarından faydalanmaları yararlı olabilir. Ancak sosyal girişimlerin orta ve uzun vadede gelirlerini kendilerinin yaratması, bağışlara ve desteklere ihtiyaç duymaması, mümkünse kâr elde ederek bu kârı hizmetlerini yaygınlaştırmak için kullanması beklenir. Bu nedenle sosyal girişimler masraflarını karşılamak için gelir yaratmak ve çalışanlarını doyurmak zorunda.

Sosyal girişimler parayı nereden sağlar?

Sosyal girişimin, ihtiyaçlarını karşılayacak geliri nereden sağladığı çalışmanın türüne göre değişiklik gösterir. Gelir ya çalışmanın içindeki bireyler tarafından emek ile oluşturulan ürünün satışından, sunulan hizmet karşılığında müşterilerin ödediği bir bedelden, hizmet veya ürün dağıtım sistemine üyeliklerden, alınan hizmet karşılığı verilen katkı paylarından sağlanabilir. Önemli olan yaratılan sosyal faydayla sağlanan gelir arasında açık ve hakkaniyetli bir bağ olması. Tercih edilmese de, sadece başlangıç aşamasında olmak üzere belli bir ölçeği geçmeyen bağışlar ve hibelerden de gelir sağlanabilir.

Sosyal girişimler kâr edebilirler mi?

Sosyal girişimler kâr elde edebilir ancak elde edilen kârın tekrar aynı veya başka bir sosyal girişime yatırılması gerek. Yani bir sosyal girişim kişisel zenginlik elde etmek için kullanıldığı takdirde meşruiyetini yitirir. Bu açıdan mümkünse sosyal girişimin “kâr amacı gütmeyen” bir şirket olarak kurulması uygun olur. Ancak burada dikkat edilmesi gereken konu “kâr amacı gütmeyen” şirket statüsünün ticari olanakları kısıtlamaması ve istenmeyen yaptırımlar getirmemesi. Avantajlar sağlaması durumunda da bazıları bunları felsefi olarak reddedebilir. Bazen sosyal girişim için bu ve başka nedenlerden, normal şirket statüsü daha uygun olabilir. Bu durumlarda hisselerin tamamı veya bir kısmı yatırım hissesi olarak ayrılarak şirket, defacto kâr amacı gütmeyen bir şirket halini alabilir. Ayrıca normal şirket olarak kurulan örgütler B Corp ve benzeri sertifikasyon sistemleriyle de meşruiyet sağlayabilirler. Sonuç olarak sosyal girişimler kâr elde edebilir, ancak elde ettiği kârı yine doğrudan toplumsal veya doğal fayda için kullanmalı.

Sosyal girişim kuranların ve çalışanlarının para beklentisi ne olmalı?

Sosyal girişimlerin başarıya ulaşmasındaki en önemli etken, sosyal girişimi başlatan yetenekli girişimcilerle yaratıcılıkları, zekâları, çalışkanlıkları ve emekleriyle girişimin başarıya ulaşması ve devam etmesi için çabalayan çalışanları. Sosyal girişimler ne kadar çok yeteneği bir araya getirebilirse o ölçüde başarılı olur. Dolayısıyla sosyal girişimin, kurucu veya kurucuları ile çalışanlarının gelir, daha doğrusu düzenli bir maaş ve sosyal güvence beklentisini karşılaması gerek. Her ne kadar yaptıkları iş, üst bir sosyal veya doğal faydaya hizmet etse de sosyal girişimcilik karşılık beklenmeden yapılan bir hayır işi, bir gönüllülük değil. Bu yaklaşım kendini STK’larda gösterir. Fakat sosyal girişimlerin masrafları ve verdikleri maaşlar konusunda şeffaf ve hesap verebilir olması gerek. Aksi halde çalışanların onurlu bir yaşam sürdüklerini ve bir üst amaca hizmet ettiklerini göstermeleri mümkün olmaz. Geldiğimiz bu noktada belki en önemli soru, ihtiyaçların ne olduğu ve standartların nasıl belirlenmesi ve ne olması gerektiği.

Kurucu ve çalışan maaşları nasıl belirlenmelidir?

Kâr amacı güden şirketler çalışan maaşlarını belirlerken, rekabet içinde oldukları diğer şirketleri izleyerek hem yetenekli çalışanları çekmeye, hem de yüksek maaş vermemeye gayret ederler. Bunun için insan kaynakları bölümleri kendi uygulamalarını başka kurumlarla kıyaslar. “Benchmarking” teriminin Türkçe karşılığı olarak kıyaslama, bir örgütün daha iyiye doğru gitmek için, sektördeki en iyi veya kendisinden daha iyi uygulamalara sahip örgütlerin yöntem, süreç ve pratiklerini kendisine uygun biçimde, yani uyarlayarak aktarması. Dolayısıyla sosyal girişimler kendilerine benzer sektörde çalışan ve aynı ciroya sahip şirketler arasından en yüksek maaş cetvelini ve sosyal hakları kendilerine uyarlamalı. Girişimin kurucusu benzer bir şirketin en üst düzey yöneticisinin maaşından daha yüksek bir maaş ile sosyal haklar almamalı. Sosyal girişimin diğer çalışanları da bu maaştan fazla olmamak kaydıyla, kıyaslamadan çıkan cetvele göre maaş almalı. Bu sağlandığı takdirde, kimsenin sosyal girişimi, mevcut kanunlar ve haklar kapsamında ayırarak yargılama, kurucu ve çalışanlarını etik olmamakla suçlama gibi bir hakkı olamaz. Bir eleştiri ve ilgili konuda mücadele olacaksa bu eleştiri ve mücadelenin bütün sektöre yönelik olması gerekir.

Sonuç ve Sorumluluk

Sosyal girişimler günümüzde zamanın ruhu ve ihtiyaçları nedeniyle artarken, bu alana katılanlar için somut ayırt edici özellikler ve temel prensipler olması son derece kritik önemde. Bu örgütlerin yukarıdaki tanımlara göre kurgulanması önemli. Yeni katılanlarda şeffaflık, hesap verilebilirlik, kurallara göre belirlenmiş bir gelir ve maaş yapısı olması gerek. Bu kriter ve ayrımlara dikkat edilmezse sosyal girişimi herhangi bir toplumsal fayda kaygısı olmayan ve kâr maksimizasyonu yapan bir şirketten ayıramayız. Ayıramazsak, sosyal girişimcilik maskesi altında bu belirsizlikten yararlananlar sosyal girişimlerin toplum içindeki olumlu bakış açısına gölge düşürebilir. Bu da sosyal girişimlerin mevcut gelişimini yavaşlatır. Sosyal girişimlerin yükselişine ivme katmak için yapılması gereken, hem bu ayrım ve etik kurallara dikkat etmek hem de hammadde ve gerekli hizmet alımlarında sosyal girişimlere öncelik tanıyarak bu ekonominin büyümesi ve güçlenmesine katkı sağlamak.

Referans:

Bayraktar, E., Bozkurt, E., Özesmi, U., 2014. Sosyal Girişimin Lafzı ve Ruhu. Optimist, Girişim, İnovasyon, Yönetim, Yıl: 2, Sayı: 17, İstanbul.

PDF OLARAK İNDİR

Like what you read? Give Good4Trust.org a round of applause.

From a quick cheer to a standing ovation, clap to show how much you enjoyed this story.