Image for post
Image for post

Zaman dur durak bilmeden akıp geçiyor.

Tam içinde olduğumuz bu güzel “ana” baktığınızda geçmişi görebilirsiniz.

Geçmiş…

Şimdiki halinizi düşünüp kendinizi geçmişteki kendiniz ile kıyaslıyorsunuz değil mi? Kim kıyaslamazki diyorsanız sizi anlarım, emin olun. Gerçekten kim kıyaslamaz?

Kıyas…

Aslında bu bazı cevapları içerisinde barındıran bir soru… Öncelikle kendi olgunluğuna erişmiş, tüm deneyimlerini benliğine sindirmeyi başarabilmiş ve varlığını kabule geçmiş insanlar kendilerini kıyaslamazlar. Çünkü “kıyas” beraberinde peşinizi asla bırakmayacak arkadaşlarıyla hayatınıza yerleşir; kibir, ego, bağımlılık… Bu zihin hapishanesinden kurtulmak istiyorsanız bunun tek yolu kendinizi geçmişiniz ile kıyaslamayı bırakmaktır.

Bırak…

En utandığınız an, en mutlu olduğunuz gün, yitirdikleriniz, kaybettikleriniz, dost kazıklarınız, ilk aşkınız, artık asla yapmam dedikleriniz, girdiğiniz sınavda başarısız oluşunuz ya da başarılı olup mutlu olmayışınız, aileniz, çektiğiniz acılar, başkalarının mutluluğu, o hep çok istediğiniz ama sahip olamadığınız oyuncak, sizin hayallerinizin başkalarının hayatı oluşu, komşu çocuğu, gitmek isteyip gidemeyişleriniz, onun kızı, bunun oğlu… kısacası her şey… Hepsi geçti merak etme. Lütfen içine, ruhunun derinliklerine, deneyimlerine bak tüm bunları özümse ve kabul et çünkü bu sabah sevsende sevmesende aynada gördüğün yansımanı yaşadıklarına borçlusun. Kendine dikkatli bakarsan geçmişi, şimdiyi ve geleceği oldukça açık bir şekilde görebilir ve özümseyebilirsin. …


Image for post
Image for post

Üniversiteden mezun olduğumda kafamda tek bir şey vardı. Başarmak! Kime, neyi, neden başarıyorum bilmiyorum ama garip bir kendimi kanıtlama çabası işte. Yıllarca durmadan çalıştım, başarmak sadece bir hedef değil gündelik bir olaydı… Kendimi aştım, sınırlarımı zorladım, yeni yollara çıktım… Kısacası başardım işte. Hem de 25 yaşımdayken.

Eee sonra?

Her işe elini atmış, her alanda deneyim kazanmış, falan yapmış filan yapmış, kendini çevresine kanıtlamış bir kız çocuğu olmuş çıkmıştım. 5 sene önce o çeyrek asırlık hayatıma baktığımda başarı olarak gördüğüm o şeyin aniden anlamsız bir yığın olduğunu fark ettim.

Durdum, baktım ve geri çekildim. …


Kelime anlamı “düzen” olan Sistem, önceden belirlenmiş sınırları ve eylemleri içinde barından unsurların bütünüdür.

En büyük sistemlerden biri dünyadır. Muazzam bir planlama ve düzen örneği olduğunun hepimiz farkındayız. İçinde barındırdığı düzensizlikler bile aslında sistemin ilerlemesini sağlayan, onu geliştiren ve besleyen şeylerdir… Yani bizim düzensizlik olarak nitelendirdiğimiz birçok şey aslında sistemin devamlılığını sağlayan unsurların bütünüdür.

Sistem bize her zaman bizi bir şeylerden koruduğunu söyler. Bu bize sistemde kalmaya devam etmemiz için söylenilen büyük bir yalan. Korunduğumuz şey sistemin yozlaşmış tarafıdır ve bu taraf yine sistem tarafından kontrol edilebilir bir kaledir. …


Image for post
Image for post

Başkasından üstün olmamız önemli değildir. Asıl önemli olan şey, dünkü halimizden üstün olmamızdır.

Mevlana

Ne kadar güzel bir kelime değil mi?

Arapça bir kelime olan “tekamül” gelişme, olgunlaşma ve evrim anlamını taşıyor. Baktığınız zaman bu üç olgu birbirinden bağımsız dinamiklere sahip ama bu muhteşem kelime “Tekamül” tüm bu dinamikleri tek bir parçada birleştiriyor.

Ezoterik öğretilere göre tekamül ruhumuzun belli evrelerde yükselmesini ve gelişmesini anlatır. Buna ruhsal gelişimde diyebiliriz. Ruhun gezegendeki yolcuğu ile başlayan bu süreç, varlığın kendini sorgulamasıyla gelişir, değişir ve olgunlaşır.

Gelişme, olgunlaşma ve evrim gibi 3 farklı dinamiği içinde barından Tekamül önemli bileşenlere sahiptir, bunlar sevgi, şevkat, sağduyu, merhamet ve vicdan gibi olgulardan oluşuyor… Madde evrenindeki bulunduğumuz süre içinde adım adım gelişmeye başlıyoruz ve bu da tekamül yolculuğumuz süresince edindiğimiz sınırsız bilgi ve deneyimin ruhumuzun olgunlaşıp aşama kaydetmesini sağlıyor. …


Image for post
Image for post

Hayatındaki bazı şeyleri değiştirmenin zamanının geldiğini ve buna nereden başlaman gerektiğini çok iyi biliyorsun.

Artık yeni bir sen ile karşı karşıyasın.

1-Kim ne derse desin, bildiğin yoldan devam et.

2-Hata yap, yap ki ders al. Unutma, seni sen yapan o hataların olacak.

3-Kendini günlük işler için yor, yorgunluğun uykusu tatlı olur ama bak sakın günlük işler için kendini üzme.

4-Değişimin peşinden koşabildiğin kadar hızlı koş hatta onu geçebilirsen onu geç.

5-Bir de kendini sev, dünyayı sev.

6-İnsanlara kızma, sakin ol.

7-Aptal insanlarla konuşmamaya çalış, hatta çalışmamaya. Onlara laf anlatamazsın.

8-Eşitliği gözet, haksızlığa tahammül etme.

9-Başkalarının işine karış ama çok karışma sonra sen karışıyorsun. …


Ne kadar şanslıyız değil mi?

Ekosistemin bize sunduğu nimetler, çeşitlilik ve insanlar… Dünya ne kadar güzel ve anlamlı değil mi?

Hayır efendim değil.

Dünya, yavaş yavaş seni içine çeken korkunç bir girdap. Yapmaya çalıştığımız tek şey o girdaba kapılmama zamanımızı uzatmak için saçma sapan şeyler için çabalayıp durmak.

Peki geliş amacımız bu mu?

Hiç sanmıyorum.

Geliş amacımız her ne ise tüm insanlık o amaçtan çok uzakta. Ya da burada olmamızın hiç bir amacı yok.

Gezegendeki toz taneciklerinin anlamsızca bir araya gelmesi dışında şuan yaşamımızı anlamlandıracak bir şey bulamıyorum.

Oysa çocukluğumuz ne kadar anlamlıydı. Çünkü saf benliğimiz henüz dünya ile kirlenmemişti. Düşüncelerimizin ne kadar berrak ve açık olduğunu anımsıyorum. …


9 Maddede Uzak Durmanız Gereken İnsanlar

Image for post
Image for post

1- Görgüsüz insanlara tahammül etmeyin.

2- Sizi kontrolü altına almaya çalışan insanlardan uzak durun.

3- Kendi yaşadıklarından pay biçip sizin hayatınıza müdahale etmeye çalışan insanlara izin vermeyin.

4- Kendini olduğundan başka biri gibi göstermeye çalışan insanlara sakın kanmayın!

5- Sürekli başkalarının tavsiyelerini dinleyip, kendi kararlarını vermekte zorlanan insanlara güvenmeyin.

6- Sizin büyütmediğiniz konuyu durduk yere mesele haline getiren insanlara dur demesini bilin.

7-Eksiklerini parayla kapamaya çalışan insanlara gülüp geçin çünkü her zaman açık bir tarafları kalır.

8- Sorunları konuşmak yerine, soğuk savaş ilan eden insanlar ile boş yere savaşmayın.

9- Sizi mutsuz ve umutsuz hissettiren insanları hayatınızdan çıkarın.


Image for post
Image for post

Hayatın en karanlık olduğu anlarda içsel bir aydınlanma yaşamamız olasıdır ama akışın içinde bunu fark etmek bir hayli zor. Büyük acılar zihninizin bulanıklığını ortadan kaldırarak salt kendiniz ile kalmanıza neden olur, bu da sizin oldukça yüksek bir bilinç düzeyinde kendinize dışardan değilde içerden bakabilmenizi sağlar. Paramparça edici bir süreç olduğunu kabul ediyorum ama bu parçalanmaya karşı bizi koruyan duvarlar olduğunu unutmayın.

Duvarlar…

Bizler büyürken bizi dünyaya karşı koruyan bilinç düzeyimizin duvarlarından söz ediyorum. Saf benliğimizden kuvvet alan duvarlardan…Büyüdükçe üstünü örttüğümüz saf benliğimiz ve bilincimiz yerini yoğun bir zihinsel karmaşaya bırakıyor. Hepimiz buna izin veriyoruz. …


Image for post
Image for post

Son aylarda iş hayatına atıldığım ilk zamanları düşünüyorum.

Okula başladığımda kendime “Ne yapmak istemiyorum?” diye sormuştum. Soruyu sormama neden olan şey ise etrafımda gördüğüm binlerce iletişim mezunu insandı. Çünkü sektör derya deniz değildi ufak bir havuzdu ve benim kendime o havuzun kenarında bir şezlong bulmam gerekiyordu. Yöntemim hazırdı, hemen işe koyulmak! Çünkü profesyonel hayatın akışına kendimi bırakmadan ne sorduğum soruya cevap bulabilirdim ne de bir şezlong.

İşe koyuldum.

Okuluma staj yapmak istiyorum dedim, henüz staj dönemi değil dediler. Peki dedim o zaman internetten iş ilanlarına bakayım, evet iş ve staj ilanlarına baktım ve onlara başvurabilmem için 2 sene deneyimli olmam gerektiğini gördüm. Peki o 2 seneyi nerede kazanmam gerekiyordu? İşte bu soru daha çok soruya neden oldu. …


Geleneksel pazarlamanın tüketicinin üzerindeki etkisini yitirdiği şu günlerde, markalarına imdadına sosyal medya ve içerik pazarlaması yetişiyor. Yarattığı içerikler ile hedef kitlesine ulaşmaya çalışan markalar gün geçtikçe artar bir durumda. Geleneksel pazarlama yok oluyor diyemeyiz, şimdilik öyle bir durum söz konusu değil ve hiçbir zamanda olmayacağını söyleyebilirim ama elbette geleneksel olarak nitelendirdiğimiz iletişim kanalları zaman içerisinde şekil değiştirebilir ama özünde pek bir şey değişeceğini sanmıyorum.

Durumu bir markanın iletişim stratejileri nezlinde değerlendirecek olursak; Geleneksel iletişim kanalları üzerine kurulu bir dijital iletişim planı her zaman daha etkili bir sonuç almamızı sağlayacaktır. İşte tamda bu nedenle bu iki farklı kanalın uzmanlarının artık bir arada çalışmayı öğrenebilmeleri gerekiyor. …

About

Gözde Serimer

İletişimci

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store