Mesleğe nasıl başladığımı anlatıyorum

Sene 2010…

Hiç unutmam, birinci sınıfın ikinci dönemini, bölümün ana derslerinden birinden kalarak tamamladım; C++ ‘tan FF ile çaktım.

Bunun üzerine boş durmadım ve dinleyerek öğrenmeyi seven birisi olduğum için başladım kurs aramaya. Google ‘da gezinirken Kaan ASLAN ‘ın bloguna denk geldim, oradan CSD ‘ye ulaştım ve derken işe en baştan başlayarak C eğitimine başladım.

Uzunca bir zaman C, Sistem Programlama ve İleri C Uygulamaları 1–2 felan derken, dersi tekrar aldığımda programlama mantığı tamamiyle oturmuş olduğunda C++ dersini güzel bir harf notu ile verdim.

Fakat bu sefer bu kadar C eğitimini nasıl işe dönüştürebileceğimi, nerede çalışabileceğimi, C ile uygulama geliştiren iş yerlerinin neresi olduğunu bilmiyordum. Ben birşeyler öğreniyordum ve bunu acilen bir yerde çalışarak profesyonelleştirmem lazımdı. Kurslar çok uzun ve meşakkatliydi. Hele C ve sistem programcılığında disiplin çok yüksek olmalıydı. Kaldı ki iş C ile de bitmiyordu…

Hepsinden de ziyade, aldığım kursları sanki okula yardımcı olsun diye alıyordum, kurs alırken vizyonumu geliştiremiyordum. Dolayısıyla bakış açısında sadece okul olan bir öğrenciydim. Birinin bakış açımı genişletmesi lazımdı.

Derken beni linux ile tanıştıran sevgili hocam Murat Gezer ‘in fakültenin en alt katındaki odasına gidip durumu açtım.

Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü ?

“Bebücük isterün. Tatar, Arap bezdürdü benü. Ben bezdüm yörüklükten, artık yörümek istemirim. Ev alak, yatık olak, hep orda kalak. Mahallede yürüyak.”

Tabi böyle demedim ama hâlim tam olarak böyleydi :) Şurdan izleyebilirsiniz

Dedim ki “Hocam böyleyken böyle. Mümkünse iş bulmama ya da bu konuda kendime yön vermeme yardımcı olursanız sevinirim.”

Yalnız devam etmeden önce şunu söylemem lazım;

  • Yaklaşık 1 yıldır kurs alıyorum
  • Kursa verecek param olmadığı için KYK kredisi kullanmaya başladım. Gelen bütün parayı kursa yatırıyorum.
  • Okulum Hadımköy ‘de, evim Esenyurt ‘ta kurs aldığım yer Mecidiyeköy ‘de
  • Hafta içi 2 ya da 3 gün kurs var ve ben o günlerde sabahın erken saatlerinden gecenin yarısına kadar küçük bir İstanbul turu yapıyorum.
  • Diğer dilleri ve platformları da öğrenmek için hafta sonu kursuna da kaydoluyorum ve tüm hafta CSD ‘deyim.
  • En kötüsü param yok :)

Alem buydu ve kral ben değildim. Yani durum 20 yaşında bir genç için oldukça zorluydu.

Konuya dönersek, kırmadı beni canım hocam, bana linux dünyasında çokça adı geçen sayın Görkem Çetin ‘in e-posta adresini verdi.

O sıralarda PARDUS projesi popüler ve ben sayısı çıktıkça Özgürlük İçin dergisini okumaktayım. Nisan 2011 sayısında Görkem Çetin ve Hakan Hamurcu ile LibreOffice üzerine röportaj yapılmış. Tesadüf ki kendisinin e-posta adresi elimde :)

Bende bir huy vardır, kendimce önemli hissettiğim kişilerle bir şekilde irtibat kurarım. Bu bağlamda kendisine özetle, bilgisayar mühendisliği öğrencisi olduğumu, C eğitimleri aldığımı, kendimi açık kaynak teknolojiler üzerine geliştirmek istediğimi anlatan ve altında telefon numaram bulunan bir mail attım.

Kendisine yazışımdaki amacım, “birşeyler yapıyorum ve doğru yolda mıyım ?” sorusuna cevap bulabilmekti. E-postayı gönderişimin üzerinden yaklaşık 2 saat geçtikten sonra telefonum çaldı. Tanımadığım bir numara olduğu için “Kim ola ki?” edasıyla açtığım telefondan “Kaan merhaba, ben Görkem” sesini duydum :)

Görkem ?

Görkem Çetin mi ? :)

Yahu mutluluğun böylesi az bulunur… Vakit ayırmış okumuş, ciddiye almış ve beni aramış. Doğru yolda olduğumu söylemiş ve JAVA ‘ya da baksam iyi olabileceğini önermiş :)

Şimdi belki de sıradan gelebilecek bir hikaye olabilir. Bu anının benim için önemli olan kısmı şu;

1 seneden fazladır eğitimler alıyorum. Bunun çoğunluğu C ağırlıklı. Arada C# ‘ta var…

Gözüm sadece sistem programlama görüyor.

Müfredatta C, C++, JAVA, LISP, PROLOG, PHP gibi diller görüyorum.

Kafam karışık ve moralim bozuk. Ne yapacağımı bilemeden ilerlemeye çalışırken Görkem Çetin arıyor ve kafamı berraklaştırıyor.

Bakın bu 20 yaşında bir genç için oldukça önemli…

Daha sonra ben JAVA ‘ya yöneliyorum. Zaman ilerliyor. Kurslara devam ediyorum. Okulu, Android üzerinde JAVA yazarak tek kamera ile 3D fotoğraf üreten bir bitirme projesi ile tamamlıyorum.

Mezun oluyorum ve iş bulamıyorum :)

Şaşırdık mı ? Hayır…

Daha sonra iş başvuruları sırasında sevgili Seray Uzgur ile tanışıyorum. Bana bir soru seti atıyor 10 soruluk. 7 ‘sini yapamıyorum. Kalan 3 ‘ünü yapmam için şirkete davet ediyor. Yine yapamıyorum :)

O yine de beni işe alıyor, şans tanıyor.

Hiçbir şey bilmediğimi görüyorum, daha çok çalışıyorum ve hala çok çalışıyorum.

Şimdi geri bakıp düşündüğümde o zamanlar birer anı olmuşken ve kendi ofisimde kendi projemi kodlarken, iyi bir öğretmenin, iyi bir danışmanın, iyi bir iş arkadaşının ne olduğunu çok daha iyi görüyorum.

Küçük dokunuşlarla insanların hayatlarını değiştirebileceğimizi, bu tür şeylerin çok önemli olduğunu anlıyorum.

Hayat insana neler de öğretiyor :)

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Güner Kaan Alkım’s story.