Oyunlaştırma ve ötesi

Bu ayki Kariyer Dergi’nin “Oyunlaştırma” kapağına denk gelince, gerek kişisel gerek iş hayatında benim de uygulamaya çalıştığım bu yöntemle ilgili bazı notlarımı paylaşmak istedim.

O zaman başlayalım.

Faydaları bilimsel olarak kanıtlanmış ve saymakla bitmez bir kavramdan bahsediyoruz: Oyun.

Öğrenme becerisini geliştirir, birbirini hiç tanımayan insanları en kısa bir sürede kaynaştırır, sosyalleştirir, topluluğun bir parçası olduğumuzu hatırlatır ve daha bir çok fayda.

Sadece insanların değil, tüm canlıların evrimini sürdürebilmesi için ihtiyacı olduğu söylenen kadim bir araç.

Dolayısıyla neredeyse genlerimize işlenmiş bu sistemin “oyunlaştırma” adı ile bir metodoloji olarak literatüre girmesi, içinde bulunduğumuz şu on yılın başlarına denk geliyor.

Henüz yeterli Türkçe kaynak yok

Oyunlaştırma ile ilgili, görebildiğim kadarıyla, henüz pek Türkçe kaynak bulunmuyor.

Kavrama benim ilk rastladığım yer sanırım Fatoş Karahasan’ın “Taşlar Yerinden Oynarken” kitabı idi. Uygulamanın ülkemizde son iki yıldır yükselişi ile eş zamanlı olarak Özgür Bayraktar’ın Bir İletişim Modeli olarak Oyunlaştırma ve Altuğ Yılmaz’ın Oyunlaştırma kitapları piyasaya çıktı.

Özgür Bayraktar’ın Zynga’daki iş deneyimi sonrasında yazdığı oldukça kısa kitap, verdiği hap bilgilerle konuya ilgi duyanlar için iyi bir başlangıç olabilir.

Altuğ Yılmaz’ın ise bu alanda oyunlastirma.co isimli blogunda içerik üretmeye devam ediyor. Sanırım oyunlaştırma uygulamalarına yönelik daha fazla pratik oldukça kaynaklar da orantılı olarak artacaktır.

Oyunlaştırma uygulamaları, kurum içi iletişim ve motivasyonu arttırmak için de en etkili yöntemlerden.

Oyunla beslenen platformlar

Haliyle oyunlaştırmanın dünyadaki yükselişi ile bu sistemi kendi uzmanlığına adapte eden bir çok kuruluş ve platforma da rastlamak mümkün.

Amerikan ordusunun asker alımında kullandığı resmi oyunu America’s Army, paranızın verimli yönetilmesini sağlayan finansal bir araç olan Mint.com ve dil öğrenimi konusunda geçen seneden itibaren ülkemizde de yıldızı parlayan Duolingo, oyunlaştırmayı doğru içselleştirebilmiş popüler bazı örnekler.

Ülkemizden çıkan ve bu tarz tabana yayılmış büyüklükte dijital bir platform düşününce aklıma Ekşisözlük geliyor. Sözlük; kendine özgü yazarlık hiyerarşisi, dinamikleri, rol modelliği ve jargonuyla özgün bir “oyunlaştırma” girişimi olarak varlığını devam ettiriyor.

Gençlerle iletişimde oyun tasarımı

Oyunlaştırma, bizim de çözümler sunduğumuz İK ve pazarlama bölümlerine yönelik de bir çok fırsat barındırıyor.

Özellikle üniversiteli gençler, kariyer iletişimi yapan işverenlerde kendilerine “aydınlanma” yaşatacak ve bakış açılarını değiştirecek kurgularla çok daha fazla etkileşime giriyor. (Biz buna içerde “stant out, deneyim in” diyoruz)

Tam da bu sebeple gençlerle olan iletişimde de oyunlaştırma ve simulasyonların kullanılması oldukça önem kazanıyor.

Mesela şu sıralarda Coca Cola İçecek ile birlikte gerçekleştirdiğimiz “Sahada Hareket Var” projesi, markanın işe alım ve yetenek yönetimi ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran bir satış simulasyonu olarak kurgulandı. Projede yer alacak gençler, Coca Cola İçecek’te bir taraftan gerçeğe çok yakın satış deneyimleri yaşarken, bir taraftan da süreç boyunca toplayacakları puanlarla en aktif takım olmak ve ödülleri kapmak için yarışacaklar.

Görüldüğü gibi bu yöntemin kullanılabileceği alanların ucu bucağı yok.

Hatta işi çok daha öteye taşıyanlar var: Kendini LevelUp şirketinin Chief Ninja’sı olarak tanımlayan Seth Priebatsch, aşağıda izleyebileceğiniz TED videosunda, dünyayı bir oyunlaştırma katmanı ile kaplamaktan bahsediyor :)

Konuya siz de katkıda bulunmak isterseniz yorumlarınızı beklerim.