Oyun Kuran Türkiye

Türkiye’nin dünyada oyun kuran, yöneten ülkelerden biri olmasını çok isterim. Bunun olabileceğine de inanırım. Neticesinde yüzyıllar boyunca dünyaya hükmetmiş bir neslin torunlarıyız. Ancak bunun hemen ve bu yolla olmayacağı da açık. Otuz sene enflasyon ve devalüasyonlar altında yaşadıktan sonra yaşanan istikrar ortamının kıymetini biliyorum ama oyun kurabilmek için istikrarın, bütçe dengesinin ve gayrimenkul yatırımlarının daha fazlasına ihtiyacımız var. Bir başka deyişle bina, yol, köprü, havalimanı yaparak dünyaya kafa tutamazsınız. Kaldı ki 2016 itibariyle istikrar ortamı da sallantıda ve o köprüleri işletemiyorsunuz bile.

Küresel güçlerin fazla palazlanmamızı istememeleri doğaldır. Onlara değişik platformlarda kafa tutmamız da gerekir. Ama bunları kırılgan bir ekonomik ortamda yaparsanız sıkıntıya girersiniz. Markalarınız, şirketleriniz faaliyet gösterdikleri pazarlarda vazgeçilmez durumdaysa kafa tutarken daha rahat olursunuz. Dünyada oyun kurmak, pazar yaratmak zor iştir. Ön koşul olarak da birlik ve ekonomik güç gerektirir. Bunun nasıl olabileceğini Ekmek Partisi adlı yazımda anlattım.

İhtiyaç bu iken yirmi yıldır danışmanlık yaptığım Türkiye iş dünyasındaki hakim yaklaşımın “taktik” seviyede olduğunu görüp üzülüyorum. Şark kurnazlığı, Karadeniz kolaycılığı ve Orta Anadolu ucuzculuğu ile olmaz bu işler. Eğer oyun kurmak istiyorsak öncelikle taktik seviyenin bir üstüne, yani “stratejik” seviyeye çıkmamız gerekir. Derdimi takip eden tabloda net örneklerle anlatmaya çalıştım.

Önce hedefler koyup stratejik davranacağımız, sonra da oyun kuracağımız günlerin hayaliyle…

Eken biçer !