Kafelerdeki Gürültü Yaratıcılığı Artırıyor

Yeni fikirlerin mekanı bir kafe

Yaratıcılık için gerçekten gürültüye mi ihtiyacımız var ? Sessizlik yerine gürültü ! Belli seviyede gürültü ya da sesli ortam gerçekten yaratıcılığımızı artıyor olabilir mi ? Çalışma odamızda ilham perimizin gelmesini beklemek yerine, onu dışarda mı aramalıyız? Tuhaf gelecek belki ama kafeler yaratıcılığı artırmak için mükemmel mekanlar.

Kuşkusuz günümüzün hızlı iletişim çağı, yaratıcı zekaya çok daha fazla ihtiyaç duymakta. Teknolojik devrimlerin peşi sıra geldiği ve hayatlarımızı değiştirdiği son yıllarda bizden önceki kuşaklara göre çok daha fazla iletişim aracına sahibiz. İletişim hayatındaki bu çeşitlilik, beraberinde yeni yaratımlara ve fikirlere de ihtiyaç duyuyor. Sıradan, modası geçmiş , basit fikirlerin artık hayatlarımıza girmesi zorlaşıyor. Yeni ve çarpıcı fikirler hızlı iletişim dünyasında kendine üst sıralarda yer buluyor. Dolayısıyla yaratıcılık konusundaki bu arayış, bizleri bu konuda daha üretken olmaya zorluyor ve bunun yollarını sorgulatıyor.

Bilim insanları sessizliğin bir işe konsantre olmak için gerekli olduğunu, yaratıcılık için ise belli bir gürültü seviyesine ihtiyaç duyduğumuzu belirtiyor. Hatta bu gürültü seviyesini de yaklaşık 60–70 desibel aralığı olarak belirlemişler. 50 desibelin altındaki ve 85 desibelin üstündeki gürültüleri ise rahatsız edici olarak saptamışlar.
 
Bu fikrin altında yatan gerçek ise çok basit. Belli seviyedeki, yani kafa şişirmeyecek seviyedeki gürültü aslında bizim kendi iç dünyamızdan çıkıp, dış dünya ile bağlantı kurmamıza yardımcı oluyor. Diğer bir deyişle, beyni dış dünya ile bağlantı kurma konusunda tetikliyor. Böylece dış dünya ile ilgili fikirlerin ve düşüncelerin oluşmasına yardımcı oluyor.

İşte bu noktada kafelerin bu iş için en uygun ortamlar olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü gürültü seviyesi tam istenilen düzeyde. Ayrıca kafelerdeki rahat çalışma ortamı da buna eklendiği zaman soluğu kafelerde almamamız için hiçbir sebep yok. En azından denemekte fayda var.

Öte yandan yaratıcılık düşmanı kötü bir alışkanlığımız var : Sürekli aynı mekanda kalmak. Yani rutini bozarak farklı bir ortama geçmek aslında algılamayı artırıyor ve yaratıcılığı canlandırıyor. Eskilerin dediği gibi “tebdil-i mekanda ferahlık vardır” lafı da böylece doğrulanmış oluyor.

Yaratıcılığı artırmada bir başka yardımcı konu ise ışık. Çalışırken kullandığımız ışığın yoğunluğu yapılan işi etkiliyor. Araştırmalar konsantre işlerde aydınlık ortamın verimliliği artırdığını, yaratıcılık isteyen işlerde ise loş ışığın etkili olduğunu söylüyor . Yaratıcılık gerektiren işlerde çok ışıklı ortamlar yerine daha az aydınlatılmış yerleri tercih etmek yararlı olabilir. Bu yüzden kafelerin loş ışıklı yerlerini kendimize mekan edinip ,yeni fikirler üretmek için bu ortamlardan yararlanabiliriz.

Ortamınızı kendiniz hazırlayın

Bunun yanında eğer kafeye gitme gibi bir lüksünüz yoksa, bulunduğunuz ortamı kafeye çevirmek elimizde ! İstenilen gürültü seviyesini, evinizde , ofisinizde dinleyebileceğiniz youtube videolarıyla yaratmak gayet kolay. Kulaklığınızı takıp, bilgisayarınızda kafe iç mekan seslerini dinleyerek evinizde küçük çapta yaratıcılık tetikleyen bir ortam yaratabilirsiniz.

Bu konu ile ilgili videomuz