İstanbul Restaurant

Yaoundé’de nereye gidilir serisine Türk restoranı ile başlamak pek normal bir iş değil aslında. Ama Yaoundé için kabul edilebilir.

Normal şartlar altında Afrika’da Türk restoranı dediğinde taundan kaçar gibi, Moğol’dan kaçar gibi kaçacaksın. Sebep? Türk restoranı olması yeterli sebep. Aslında bu Türk retoranı konseptini başka bir yazıda itin kıçına sokayım istiyorum. Maksat yazı hacmi artsın.

Yaoundé’de bir değil iki Türk restoranı var. Bugün bahsedeceğim, bunlardan daha ışıltılı ve kalburüstü olanı. İlk makalemde sözünü ettiğim Bastos semtinde yer alan İstanbul Restaurant.

Öncelikle, mekanın sahibi değil de işletmecisini tanıyorum. Zaten sahipleri Malatya’da mı ne yaşıyormuş. İşletmecisi Adnan Bey Adıyamanlı, Adana’da da restoran işleten, bu konuda tecrübeli birisi. Mekan hakikaten iyi işletiliyor.

Fotoğraf çekmedim, o yüzden görsellerle destekleyemeyeceğim yazdıklarımı. Ama şunu söyleyebilirim ki İstanbul Restaurant bence ambiyans ve yemekler olarak başarılı.

Ambiyans: Bastos’un tam ortasında. Bu çok büyük artı. Ayrıca canlı müzik var ki, bu hem Türk restoranları içinde daha önce şahit olmadığım birşey, hem de arasıra cazcılar da sahne alıyor ve gayet güzel, derli toplu müzik yapanlar oluyor. Bu da epey büyük artı. Ortam temiz; bu Afrika şartlarında dev büyük artı. Yani bahçede yemek yerken yanınızdan sıçanlar fareler geçmiyor. Ayrıca hem bahçe hem de iç mekan var ki bu ayrı bir artı.

Ancak, bahçe hem küçük, hem de doğal değil. Yani bitkiler çim, ağaç, çiçek yok. Zaten olmadığı için fare filan yok. Hem büyük ve gerçek bahçem olsun hem rahat yemek yensin mümkün değil. Bahçesi büyük ve doğal olan başka mekanlar var; onlardan da sırası gelince bahsederiz.

Yemekler/Mönü: Buranın bir iyi yanı, mönüde olmayan ama canınızın çektiği Türk yemeklerini söylüyorsunuz, Türk usta yapıyor. Bu şekilde irmik helvası yedim. Müthiş değil, evet. Ama burası da Kamerun. Mönü ise zengin değil; pideler, 3–4 çeşit kebap ve pizza var. Lahmacun kötü. Ama beytisi hakikaten iyi. Pideler de hoşuma gitti. Yemekten yana çok sorun yaşamazsınız.

Ayrıca, semaver seven varsa burada semaverle güzel çay da geliyor.

Şimdi biraz da mekanı yerelim. Kamerun’da her mekanda olduğu gibi burada da park yeri sorunu var. Bu işin standardı Kamerun’da şöyle: Bir mekan açıyorsun. Mekanın duvarı boyunca max 5–6 arabalık park yeri oluyor. Geri kalan müşteriler ise civardaki boş yerlere park ediyor. Kendi park yerinde değnekçi oluyor, bunlar arabanın başında durduğu için nispeten güvende araba. Yan sokağa vs park edince, gelen geçen arabaya toslayabilir, çizik arabilir vs. Bu park sorununu çözmeyi düşünen hemen hemen kimse yok. Yani her gece 100 müşterisi olan kalburüstü mekan dahi özel otopark yapmıyor. Otoparksızlık sorunu aynen İstanbul Restaurant’da da mevcut.

Ama İstanbul Restaurant’ın en büyük sorunu aslında bizatihi kendisi. Şöyle ki, Yaoundé’de yaşayan 200 kadar Türk’ün en az 10 tanesi her gün bu mekanda. Geri kalanı da birkaç gün fasılayla buraya geliyor. Yani, güzel bir Türk yemeği yiyeyim, hem de kafamı dinleyeyim derseniz hayal kırıklığına uğrarsınız. Mekan dar olduğu için Etrak masalarından kalkıp diğer Etrak’ın oturduğu masaları geziyor; sohbet ediyor herkes. Dolayısıyla mahremiyet kavramı yok. Türk restoranlarının ortak sorunu budur: çok değil ama az sayıda Türk sürekli bu mekana geldiği için sukunet içinde yemek yeme veya misafirinle başbaşa kalma/sohbet etme imkanı yoktur.

Fiyatlar da biraz tuzlu denebilir. Mesela bir porsiyon beyti 7.000 FCFA. Yani yaklaşık 11 Euro. 44 TL filan eder. Her gün her gün böyle ödeyemem diyenler için günlük mönü de çıkıyor. O da 5.000 FCFA = 31 TL.

Ben İstanbul Restaurant’a düzenli olarak gitmiyorum. Onun yerine canım belli bir Türk yemeğini çekince ya da Türklerle oturup sohbet etmek isteyince gidiyorum. Böylesi daha iyi oluyor.

Ayrıca biraz hush-hush bir bilgi: Normalde Bu İstanbul Restaurant’ın binasının üst katı THY bürosu idi. Ama epeydir THY başka yere taşındığı için boş duruyordu. Adnan Bey de üst katı kafeye dönüştürmekten bahsediyordu. Nargile de olacak dedi ki beni esas o ilgilendiriyor. Velakin bu inşaat işleri için yağmur mevsiminin bitmesini bekliyorum demişti. Yani Ekim’e kadar aksiyon yok. Dün akşam, İstanbul Restaurant’ın çaprazında yer alan Roma Pizza’nın yerini kiralama yoluna gidebileceğini de söyledi. İyi bir kafe alternatifi olabilir. Ayrıca restoranla kafenin aynı fiziki mekanda bulunmayışı da iyi birşey.

Bir sonraki yazıda daha farklı mekanları tanıtayım diyorum. Bois d’ébène olsun hatta o mekan. Otantikimsi Afrika restoranı.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Hakan Çeliksoy - НЕТ’s story.