iPad Pro’da üretkenliğimi artıran uygulamaların listesi

Ben bir bilgi işçisiyim. Yaptığım iş bilgi edinmek, bunları çeşitli bağlamlarda kategorize edip arşivlemek ve müşterilerimin istediği formatlarda çıktıya dönüştürmek. Bu çıktı kurum içi bir eğitim, bir CEO’nun sunumu, yeni bir pazarlama kampanyası ya da bir blog yazısı olabiliyor. iPad, doğru iş akışları ve uygulamalarla standart bir bilgi çalışanının bir çok ihtiyacını kolaylıkla karşılayabilecek yetkinliğe sahip. Yaşamını tek başına çalışarak kazanan biri olarak, üretkenlik sırlarımı yavaşça ifşa etmeye karar verdim. Bu yazıda iPad’i ana bilgisayarım olarak kullanmamı sağlayan, üretkenliğimi katlayan sistemlerden ve uygulamalardan bahsediyor olacağım. Umarım faydalı olur. Haydi başlayalım!

Kullandığım Cihazlar:

2016 model 13.3” MacBook Pro (Touch Bar versiyonu.) 2016 model 9,7” iPad Pro 128 GB (Sim kartlı model.) iPhone 6s Plus 128 GB Amazon Kindle Paperwhite (İlk Nesil. 5th Generation olarak geçiyor.) Microsoft Foldable keyboard (Çok mutluyum. Geçen sene San Francisco’dan almıştım.) Apple standard bluetooth klavye. Asus vx239 23” harici monitör (2 senedir bende ama hala alışamadım.)

Evde çalışırken iPad’i monitöre de bağlıyorum.

Yaşayan bir sistem oluşturmak
 Gördüğünüz üzere sıkı bir Apple kullanıcısıyım. Apple ürünlerine bir araba dolusu para harcadım. Harcamaya da devam ediyorum. Hayatımın ciddi bölümünü bu ekranlara bakarak geçiriyorum. Bu yüzden bütçem el verdiği sürece iyi cihazları kullanmaya çalışıyorum. Ancak cihazlar ve uygulamar doğru bağlamda çalışmazsa, kendinize has bir sistem geliştiremezseniz, elinizdeki teknoloji hiçbir işe yaramaz. İş akışı sistemi bir kere oluşturmakla da bitmiyor. Sisteminiz yaşayan bir organizma gibi olmalı. Çalışma yöntemlerinizle ilgili sürekli dertler keşfedip, yeni çözümler deneyip, başarılı olanları sisteme ekleyip işe yaramayanları da sisteminizden çıkartmalısınız. Bu döngü sürekli devam etmezse iş akışlarınız bir süre sonra geçerliğini yitirebilir.

Her şeye rağmen ana makinem iPad Pro
 Zamanımın büyük bölümünü iPad üzerinde geçiriyorum. Yeni aldığım Touch Bar’lı Macbook’a bile doğru dürüst el sürmedim. Bu makineyi genellikle video montaj için kullanıyorum. iPad’de de montaj yapmışlığım var. Ancak bu alandaki uygulamalar henüz ihtiyaçları tam karşılamıyor. Bu yazımda iPad’deki favori uygulamalarımdan bahsedeceğim. Ancak evvela neden iPad sorusuna da bir cevap vermek gerek.

Neden iPad?
 Hafif, şarj ömrü uzun (yaklaşık 10 saat), sürekli internete bağlı, bilgiye erişmek, üretmek ve paylaşmak açısından kullanımı kolay ve hızlı. Çalışmak için ofise ya da masaya mahkum etmiyor. Bu konu benim için son derece önemli. Farklı mekanlarda, özellikle açık havada çalışmak motivasyonumu artırıyor. Benim iPad sim kartlı model olduğundan, sürekli internete bağlı haldeyim. Tethering ile cepten de bağlanmak mümkün ancak, cepten internet paylaşmak telefonun piline zarar veriyor. Üstelik sürekli interneti açıp kapatmak can sıkıcı. Aralarda kopmalar da oluyor. Gittiğim toplantılarda ya da verdiğim seminerlerde internet şifresi sormak zorunda kalmıyorum. En güvenli internet kendi internetindir, düsturuyla verilerimin güvenliğini bir nebze de olsa sağlama almış oluyorum.

iPad’in multi-tasking özellikleri her geçen gün daha da gelişiyor olsa da bir bilgisayar kadar becerikli değil. Bu durum bence bir avantaj. Aynı anda onlarca sayfa ve uygulamayı açıp multi-tasking tuzağına düşüp iş bitiremezken, iPad ile odağımı toplayıp çalışabiliyorum. Yazı yazacağım zaman yazımı yazıyor, internette dolaşacağım zaman sadece geziniyorum. Ben multi-tasking adamı değilim. Üretkenliğimi de buna borçluyum.

iPad ile çalışırken yeni bir kafa yapısıyla ilerlemeli
 iPad bir masaüstü bilgisayar değil. Yani standart bilgisayar kullanım alışkanlıklarınızı tatbik edebileceğiniz bir platform değil. iPad’i ne bilgisayar ne de bir cep telefonu olarak düşünmemelisiniz. Tabletten tam anlamıyla verim alabilmek için çalışma mantığınızı ve yöntemlerinizi onun çizdiği çerçeveye uyarlamanız gerekiyor. Alışkanlıklarınızı değiştirmeniz şart.

iPad’e bir mouse takmaya çalışmak ya da iPad’de Mac OS veya Windows işletim sistemini koşturmayı arzulamak, sistemin yeteneklerine ve gücüne karşı yapılan bir haksızlık. iPad sahip olduğu donanımı, işletim sistemi ve uygulama ekosistemiyle bir çok ihtiyacıma cevap veriyor.

Ben iPad’i genellikle Bluetooth bir klavye ile kullanıyorum. Bu konudaki tercihimi Microsoft Foldable Keyboard ve standart Apple klavyeden yana kullandım. iPad Pro’nun pahalı orijinal klavyesini de satın aldım. Ancak o klavyeye bir türlü alışamadım. iPad’i sadece yatay pozisyonda kullanmaya izin verdiği için pek memnun olamadım. Apple’ın bu tür dayatmalarına da anlam veremiyorum. Yazarken iPad’i dik konumda kullanmak, doğal bir sayfa akışı görünümü verdiğinden, daha çok hoşuma gidiyor. Ancak bunu iPad’in kendi klavyesiyle yapmak mümkün değil.

iPad’de hangi uygulamaları kullanıyorum

Evernote:
 Bu meşhur bir not tutma uygulaması. Eminim herkesin telefonunda vardır. Verim almak için ilgi isteyen uygulamaların başında geliyor. Evernote farklı kaynaklardan bilgi parçalarını topladığım, belli çerçevelerde ilişkilendirip arşivlediğim bir bilgi ambarı. (Eylül 2008’den bu yana kullanıyormuşum.) Mesaimin büyük bölümünü bu uygulamada geçirmeye özen gösteriyorum. Toplanan veriler uygun çerçevelerde ilişkilendirilmediği sürece anlamlı bilgiye dönüşmüyor. Çerçeve, yani bağlam burada anahtar kelime. Bilgiyi doğru bağlama oturttuktan sonra projeleri hızla hayata geçirebiliyorsunuz. Bu uygulama iş hayatımın bel kemiğini oluşturuyor. Burada üretkenliğimi artırmak için yıllar içinde kendime göre bir arşivleme tekniği de geliştirdim. Her projem için bir check-list ve şablon oluşturuyorum. Evernote’un kullanımıyla ilgili internette binlerce makale var. Belki kendi kullanım tekniklerimle ilgili bir yazı da ben yazarım.

Evernote uygulama linki: https://evernote.com

Evernote ilgi isteyen bir uygulama. Ben verileri inbox’ta toplayıp etiketlerle bağlama oturttuktan sonra ilgili klasörlere gönderiyorum.

Scannable:
 Evernote’un doküman tarama uygulaması. Çok başarılı. Faturaları ve evrakları bununla tarayıp arşivliyorum. Evernote’un OCR Scanner özelliği resimlerin içindeki yazıları bile arayabilmeyi sağlıyor. Herhangi bir yerde ilgimi çeken bir makale gördüğümde fotoğrafını çekip Evernote’a aktarıyorum. Fotoğraftaki yazılar notlarım içinde aranabilir hale geliyor. Büyük hizmet!

Scannable uygulama linki: https://evernote.com/products/scannable/

Copied:
 iOS cihazların en önemli problemlerinden biri kopyala/yapıştır meselesidir. Copied bu soruna kökten çözüm getiriyor. iPad’de Copied’i split screen modunda açtığınızda yan ekranda kopyaladığınız her şeyi clipboard’a aktarıyor. Resim ve gif gibi rich medyalar da dahil. Kopyaladığınız her şeyi arayabilir, kategorize edebilir, birleştirebilir ve kolayca sosyal medya hesaplarınızla paylaşabilirsiniz. Uygulamanın Mac versiyonu da mevcut. Clipboard’unuzu Dropbox üzerinden otomatik olarak senkronize ediyor. Böylece kopyaladığınız her şeyi bilgisayar ve cep telefonlarınızdan erişebiliyorsunuz. Ben uygulamanın ücretli versiyonunu kullanıyorum. Ücretli sürümde clipboard’unuzun hafızasında 1000 parça saklayabiliyorsunuz. Ayhan Sicimoğlu’nun deyimiyle; “Hastasıyız!”

Uygulama linki: http://copiedapp.com

Solda web sayfası açık. Sağ tarafta da Copied uygulaması. Kopyaladığım her şeyi clipboard’a atıyor. Resimler de dahil.

Workflow: Bu uygulama benim gizli silahım. Birbirini tekrar eden işleri ve süreçleri bu uygulamadaki dijital reçetelerle otomatize ediyorum. Workflow IFTTT reçeteleriyle benzer mantıkta çalışıyor. Ancak büyük bir farkı var. IFTTT bulut servislerini birbiriyle çalıştırırken, Workflow internet servislerinin API’larıyla iPad’deki çekirdek uygulamaların görünmez bir şekilde, uyumla çalışmasını sağlıyor. Bu uygulamanın tıpkı IFTTT’deki gibi bir reçete galerisi mevcut. Kendinize uygun reçeteleri seçip galerinize ekleyebiliyorsunuz. Benim galerimdeki reçetelerin bir kısmını aşağıdaki ekran resimde görebilirsiniz. Biraz da bu uygulamayla ne tür işleri otomatize ettiğimden bahsedeyim.

Youtube’da beğendiğim videoları tek tıkla iPad’ime indirebiliyorum. Videolarımı tek tıkla Gif’e döndürebiliyorum. Herhangi bir sayfada beğendiğim görsellerin tümünü iPad’ime indirebiliyorum. iPad’de dosyaları zip/unzip yapabiliyorum. Özellikle we transfer ile dosya alıp gönderirken çok işe yarıyor. Herhangi bir web sayfasını tek tıkla PDF’e dönüştürebiliyorum. Tek tıkla iPad’imdeki resimleri wordpress’e atabiliyorum. Özetle birkaç aşamada yapılabilen angarya işleri tek seferde halledebiliyorum. Uygulama iPhone’da da çalışıyor. Reçetelerim cihazlarım arasında otomatik olarak senkronize oluyor. Böylece aynı işlemleri çarşıda gezerken cep telefonumdan da halledebiliyorum.

Workflow uygulama linki: https://workflow.is
 Workflow iş akışı reçeteleri kütüphanesi: https://workflow.directory

Sık kullandığım Workflow reçetelerim. Hepsini uygulamanın kütüphanesinden indirip, kendinize göre özelleştirerek kullanabilirsiniz.

1Writer ve Editorial:
 Bu iki uygulama Markdown editör olarak geçiyor. Markdown editör blog yazılarınızı kolayca HTML formatına çevirmenizi sağlıyor. iPad ve iPhone’da wordpress’e blog yazmak ciddi problem. Ben makaleleri burada Markdown olarak yazıyorum. Görselleri ve zengin medyaları yazının içine gömüyorum. 1Writer ve Editorial uygulamalarının da kendi içinde hazır iş akışı reçeteleri bulunuyor. Mesela Editorial’da yazdığınız bir makaleyi otomatik olarak HTML’e çevirebiliyorsunuz. Çıkan HTML kodu WordPress’e tek dokunuşla gönderebliyorsunuz. Yazıya eklediğiniz görselleri wordpress sunucunuza yüklemeksizin dropbox’a atıp oradan yazının içine gömebiliyorsunuz. Siz sadece makalenizi yazıyorsunuz. Formata oturtmak ve yüklemek tam otomatik. Güzel hizmet!

Uygulama linkleri:
 1Writer App: http://1writerapp.com
 1Writer App iş akışı reçeteleri: http://1writerapp.com/actiondir
 Editorial App: https://itunes.apple.com/tr/app/editorial/id673907758?l=tr&mt=8
 Editorial App iş akışı reçeteleri: http://www.editorial-workflows.com

Pixelmator:
 Ben bir tasarımcı değilim. Proje yöneticisi, eğitmen ve pazarlamacıyım. İçerikçilik bu üçünün tam merkezinde. Bence günümüzde her girişimci/pazarlamacı temel seviyede tasarım yapabilecek yetkinlikte olmalı. Kurumsal pazarlama müdürü olduğum yıllarda minik revizelerimi telefonda vermek yerine görsel anotasyonlarla anlatır, eğer iş acilse tasarımları kendim düzeltirdim. Pazarlama danışmanlığını yaptığım kurumların bazı içeriklerini hızlıca kendim hazırlıyorum. Burada Pixelmator’ü kullanıyorum. Benim için Mac’deki Photoshop’un karşılığı iPad’de Pixelmator. Uygulama yıllar içinde kendini çok geliştirdi. Gerçekten çok hızlı, kolay ve becerikli.

Uygulama linki: http://www.pixelmator.com/ios/

Adobe Spark Post:
 Uzun yıllar pazarlama müdürü olarak çalıştığım Adobe’nin bende yeri ayrıdır. 35 yıllık bir şirket olan Adobe’nin geleneksel bir yazılım şirketinden modern çağa ayak uydurmuş bir servis şirketine dönüşü destansı bir olaydır. Bu dönüşümü bizzat yaşamış, Doğru Avrupa ve Türkiye pazarındaki dönüşümüne önderlik etmiş biri olarak söylüyorum. Buradaki deneyimlerimi de başka bir yazımda paylaşmak istiyorum. Neyse, konuya geri dönelim. Adobe spark post bulut tabanlı bir sosyal medya post hazırlama uygulaması. Bence en önemli özelliği çok yüksek kalitede tasarlanmış hazır şablonları olması. Şablonlardan birini seçip istediğiniz kadar özelleştirebiliyorsunuz. Uygulama hem web servisi olarak, hem de iOS cihazlarda mobil uygulama olarak çalışıyor. Şablon kütüphanesine sürekli yeni tasarımlar da ekleniyor.

Uygulama linki:
 https://spark.adobe.com/about/post

İçerik pazarlaması eğitimimde Adobe spark post ile telefonumdan iki dakikada şöyle bir tasarım yapmıştım.
Adobe Spark Post’un profesyonellerce hazırlanmış hazır şablonlarını kendinize göre özelleştirip kullanabiliyorsunuz.

Comfy read:
 iPad’in arkadan aydınlatmalı ekranı bazen gözleri yorabiliyor. Akşam belli bir saatten sonra ışıklı ekranlardan uzaklaşmayınca uykusuzluk da baş gösteriyor. Ancak kindle’ın böyle bir sorunu yok. Bu yüzden sonra okumak için kenara ayırdığım web sayfalarını Comfy read ile tek tıkla e-book formatında kindle’a gönderiyorum. Arada platform değiştirmek zihnimi ve gözlerimi rahatlatıyor. Geceleri uyumadan ya da sabahları kalktıktan sonra ayırdığım makaleleri Kindle’dan okuyorum. En son Immanual Tolstoy (https://fularsizentellik.com)’un tüm blog yazılarını kindle’a gönderip boşta kaldığımda çevirip çevirip okumuştum. Uygulamayı da imTolstoy’u da tavsiye ederim.

Uygulama linki:
 https://itunes.apple.com/tr/app/comfy-read-send-web-articles-to-your-kindle/id955065497?l=tr&mt=8

Kindle’da okumak istediğim yazıları Comfy Read ile böyle paylaşıyorum.

1Password:
 Şifreleri oluşturma ve saklama uygulaması. Hem bilgisayarım da hem de mobil cihazlarımda sorunsuz çalışıyor. Şifrelerinizi kriptolayarak kaydettiği için son derece güvenli. Yani uygulamayı hackleseler bile sadece kriptolu şifreleri ele geçirmiş olurlar. Hayatımı kolaylaştıran önemli uygulamaların başında geliyor. Touch ID ile biyo güvenlik katmanını da eklediler. Ücretli bir uygulama ama tavsiye ederim.

Uygulama linki:
 https://1password.com

Anyfont:
 Mobil cihazda tasarım yaparken özel font kullanmanızı sağlıyor. Bazı müşterilerim içeriklerinde ve tasarımlarında kurumsal fontlarını kullanmak konusunda hassas. Anyfont ile istediğiniz özel font’u cihazınızın sistem fontlarına ekleyebiliyorsunuz. Tasarımcıların iştahını kabartacak türden bir hizmet!

Uygulama linki:
 https://itunes.apple.com/us/app/anyfont/id821560738?mt=8

Mailchimp:
 Meşhur e-posta gönderme uygulaması. Cep telefonumdan hızlıca e-posta şablonları oluşturup, göndermemi sağlıyor. Stabil, hızlı ve güçlü bir uygulama.

Uygulama linki:
 https://mailchimp.com

Keynote:
 iPad ile ücretsiz gelen bir sunum yapma uygulaması. Ben keynote’u grafik oluşturma ve görsel tasarım yapma işlerimde de kullanıyorum. Mesela müşterilerimin sosyal medya postları için Keynote’ta özel şablonlar oluşturuyorum. Görselleri, mesajları değiştirerek saniyeler içinde sosyal medya içerikleri oluşturabiliyorum. Seminerlerim ve eğitimlerim hep keynote formatında. Şablonlarım hazır. Yarın benden teknolojinin kısa tarihi üzerine bir seminer vermemi isterseniz, Evernote bilgi ambarımdaki bilgileri hızlıca keynote şablonlarıma döküp yarın etkinliğinizde konuşabilecek hale gelebilirim.

Uygulama linki:
 https://www.apple.com/tr/keynote/

iCab Mobile:
 iOS üzerinde gördüğüm en gelişmiş web tarayıcısı. Tarayıcıya eklentiler yerleştirebilir. Aynı ekranda yan yana 3 web sayfası açabilirsiniz.

Uygulama linki:
 https://itunes.apple.com/us/app/icab-mobile-web-browser/id308111628?mt=8

Buffer:
 Sosyal medyada içerik takvimi oluşturma ve paylaşma uygulaması. İçeriklerini oluşturduğum kurumların sosyal medya gönderilerini buradan yapıyorum. IFTTT ve google docs ile bağlayıp müşterilerimle içerik takvimini otomatik olarak paylaşabiliyor, otomatik sosyal medya raporları hazırlayıp, düzenli paylaşabiliyorum. Çoğu ajans için rapor göndermek bile saatler alan bir iş. Bu iş bende full-otomatik.

Uygulama linki: https://buffer.com

TextExpander:
 Gizli silahlarımdan biri. 2011 yılından beri bilgisayarımda kullanıyordum. Yazısı da şurada. Yazılımcıların aynı kod öbeklerini tekrar tekrar yazması derdine cevap olmak için üretilmiş bir uygulama. Snippet denen hazır şablonlar oluşturuyorsunuz. Bu şablonları gerektiğinde çağırıp, değişiklikleri yaparak kullanıyorsunuz.
 Ben bunu özellikle maillerimde aynı şeyleri tekrar tekrar yazmamak için kullanıyorum. Nasıl kullandığımla ilgili bir yazı da yazmıştım zamanında. Şuradan bir okuyun. Bu yazımda bahsettiğim şeyleri şimdi iPad’im de yapıyorum.

Uygulama linki:
 https://itunes.apple.com/us/app/textexpander-3-custom-keyboard/id917416298?mt=8

Buraya kadar okuduysanız siz de bu işe en az benim kadar meraklısınız demektir. Bu yazıyı yazarken dijital farkındalık ve üretkenlikle ilgili özel bir eğitim yapmaya karar verdim. Bu eğitime sınırlı sayıda bir katılım almayı düşünüyorum. Eğer ilgilenirseniz aşağıdaki forma bilgilerinizi bırakın. Arkadaşlarım sizi arayıp detayları paylaşsın. Herkese faydalı olmasını dilerim.

https://goo.gl/forms/4qNUXC8Xjxxc1FbG3


Originally published at www.hakanakben.com on June 22, 2017.