Kitap okuyamıyorum

Şaka gibi tam bir yıldır doğru düzgün kitap okumuyorum. Kitabın doğrusu düzgünü mü olurmuş derseniz evet oluyor. Çok merak ettiğim halde bir köşeye attığım kitaplardan bir iki tanesini bitirdim fakat onun dışında 2016 boyunca kitapçıya bile doğru düzgün gitmedim. Şimdi artık İstanbul’dan başka bir şehre de gitmeyeceğime göre bu konuda bir düzenleme yapmaya karar verdim.

Yazı yazmaya artık daha fazla zaman ayıracağım ve yazı yazabilmek için de okuyup bilgi darağacı platformunu genişleteceğim. Artık tek çerçeve yetmiyor yetmemeli. Bazı zamanlar işe 1 de gidiyorum ve sabahları boş zamanım oluyor. Eğer başarabilirsem bir çılgınlık yapıp öyle haftalarda sabah 9'da kütüphaneye gidip hem yazacağım hem okuyacağım. İşe 1'de gitmediğim zamanlarda ise akşam çıkınca sessiz sakin bir mekan bulup orada kahveye gömüleceğim. Mekan olmasa bile 7–24 açık Atatürk Kitaplığı bu konuda tercih edilebilir.

Güzel hayaller kuruyorum kendimce ama işte bir kaç ay sonra bu yazıyı okuduğumda, az önce yazdıklarımın onda birini yapmış olsam ne mükemmel olacak. Yaptığım iş müşteri temsilciliği olunca kendini geliştirme fırsatı bulamıyorsun. Bir de bankada çalışıyorsan kafan bir yerden sonra faiz oranları ve kredilerle dolup taşıyor ve başka bir bilgiyi sığdıramaz oluyorsun.

Melankoliye bağlamadım şarkı güzel

Eskiden, yani lise yıllarımda okuldan kaçıp ücretsiz girebildiğim bütün müzelere girerdim. En büyük hobim kütüphanede okuldan çıkış saatim gelene kadar kitap bitirmeye çalışmaktı (3 kere başarılı oldum). Bir de uykumu alamadığım günler vardı ki onları da arkeoloji müzesinin rahat koltuklarında uyuyarak geçirirdim.

Bunları yazma sebebim yıllar geçtikçe düştüğüm boşluğu fark etmem. Her yıl içim biraz daha boşalıyor. Eğer hayal ettiğim gibi yaşarsam eskiyi düşünmeyi bırakabilirim diye düşünüyorum ve bu yazıyı bir gün tekrar okuduğumda umarım korktuğum olmamış olur.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.