
Risale-i Nur Okuyanları Bekleyen Tehlike
Risale-i Nur okuyan insanların özellikle günümüzde farkında olmadan maruz kaldıkları bir tehlike var.
Bir niyet ile uzun bir yola çıkıldığında arada haritayı açıp bakmanız gerekir.
Doğru yolda mısınız diye.
Yoksa yol niyeti ile başka çıkmazlara girmeniz olası.
Şimdi en başa dönecek olursak;
Risale-i Nur metin merkezlidir.
Kendi müellifi Bediüzzaman Hazretleri dahi şahsını metnin önüne geçirmemiştir.
Günümüzde gerek eski kelimeler fazla anlamıyoruz, gerekse O daha iyi anlatıyor kaçırdığım noktaları gösteriyor gibi iyi niyetlerle risale-i nurlardan yapılan dersleri internet ortamında video ve mp3 olarak tüketenler çok fazla.
Bu elbette kötü değil.
Fakat bir noktadan itibaren araç amaç haline dönüşüyor.
Çünkü bu multi-medya ve değişik şerh çalışması mahiyetinde olan kitaplarla uğraşma insanı ana metinden uzaklaştırabiliyor.
Halbuki Risale-i Nur’dan istifadenin en önemli ve en birinci şartı metne kendinizi muhatap tutmaktır.
Pergelin birinci ayağını ana metinde tuttuğunuz sürece diğer yardımcı kaynaklardan istediğiniz kadar istifade edebilirsiniz.
Günlük risale okumaya devam ederseniz kendi seyru sulukunuza çıkmış olursunuz. Zira her fıtrata ilham ettiği hakikatler başkadır.
Öteki türlüsü keçi boynuzu meselesi.
Bu burda bırakmamak ve hayatınıza somut olarak yansıtmak için su tekniği uygulayabilirsiniz;
Hergün 2 sayfa okuyacaksınız. Asla daha az değil ve asla gün atlamadan. Daha fazl sayida okunabilir ama daha aşağısı değil.
Çünkü bizler hayatımızı uzerinde cok da dusunmeden sahip oldugumuz alışkanlıklarımız üzerine yaşarız. Ve bu teknik bizde okumayı alışkanlık haline getirecek.
Böyle uygularsanız çok az zahmetle çok fazla mesafa aldığınızı göreceksiniz.
Çünkü bütün kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı ZAT s.a.v diyor ki;
“ Amellerin en hayırlısı az da olsa devamlı olandır “
Ve bu eserleri yazan müellif bize şu sözü veriyor;
“Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir.”
Ve dikkat edin burda herhangi bir ilim veya bilim dali ile sınırlandırmıyor.
Bunu şöyle anlamaya çalışabiliriz;
İbn-i Sina 22 yaşına kadar tıp eğitimi almamıştır.
O yasa kadar Kur’an, Fıkıh, Hadis, Usul ilimleri vs çalışmıştır.
Bütün kainat Kur’an üzere yaratıldığı için esas yapıyı oturtup üzerine aldığı tip eğitimi ile çok hızlı ve derin ilerleyebilmiştir.
Çünkü “ Hakiki hakaiki eşya esma-i ilahiyedir”
Aynısı Risale-i Nur’un yardımı ile günümüzde de mümkündür. Ve daha az zahmetle yapılabilir.
Bu yüzden günlük düzenli 2 sayfa okumalarınızı ihmal etmeyin.
Metinden kendiğinizi uzakta tutmayın.
Bereketini sizde göreceksiniz.