Osman Hamdi Bey

Seküler Osmanlı Sanatı

Sadrazam İbrahim Edhem Paşa’nın oğlu olan Osman Hamdi Bey’in arkeoloji ve müzeciliğe yaptığı katkılar bir yana, seküler bir eleştiri aracı olarak kullandığı resim sanatı özellikle incelenmeye değer.

Ünlü Fransız kimyager Louis Pasteur gibi bilim adamlarıyla eğitimini Paris’te gerçekleştirdiği sırada tanışan ve dostluk kuran Sadrazam Edhem Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nun çağdaş anlamda ilk maden mühendisi sayılabilir. İsminin önüne getirilen ünvandan da anlaşılacağı üzere, kendisi aynı zamanda başarılı bir devlet adamı, sadrazamdır. Oğlu Osman Hamdi Bey ise ünlü bir arkeolog, müzeci ve ressam olarak tanımlanabilir.

Osman Hamdi Bey’in Lübnan’da gerçekleştirdiği bir kazı sırasında dünyaca ünlü İskender Lahdi’ni bulması ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni inşâ ettirip 29 yıl buranın müze müdürlüğünü sürdürmesi onu arkeoloji tarihimizde yeri doldurulamaz bir konumda tutuyor. Sanata ve eğitime katkısı, günümüzün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’ni kurmasıyla devam ediyor. Kısa sürse de Kadıköy’ün ilk belediye başkanı olarak bir yerel yönetim tecrübesi yaşıyor. Bunlar olurken resim yapmayı asla bırakmıyor ve Osmanlı resminde ilk kez figürlü kompozisyonu kullanarak zaten özel olan yerini daha bir özel kılıyor.

İslami temeller üzerine inşâ edilmiş olan Osmanlı İmparatorluğu’nda, hem sadrazam olan babasının hem de kıymetli görevlerde bulunan kendisinin özel bir yerinin olması, konu itibariyle günümüz tarihçileri için oldukça elverişli bir içerik barındırsa da, konjonktürel atmosfer bunun üstünde durulmasının önüne geçiyor.

Kaplumbağa Terbiyecisi

Kaplumbağa Terbiyecisi, günümüz Türkiye’sinin de temelini oluşturan, dönemin Osmanlı toplumunu aydınlıkçı bir şekilde eleştiren resim çalışmalarının en bilineni.
Kaplumbağa Terbiyecisi

İslami motiflerin kendine yer bulduğu tablo, bu yönüyle hangi kesimin eleştirildiğinin anlaşılması bakımından bizlere fikir verir. Muhtemelen yerinde analizi yapılamadığından ve verilmek istenilen mesaj anlaşılamadığından, topluma yansıyış şekli kendi içinde sorunlar barındırıyor. Kaplumbağa Terbiyecisi, sadece islami motifler barındırması sebebiyle en çok da bizzat tabloda eleştirilen kesimin duvarlarında kendine yer buluyor. Tablonun bu denli yaygınlaşmış olması oldukça ironik bir durumun ortaya çıkmasına sebebiyet veriyor. Bu ironik durumun, Osman Hamdi’nin eleştirel bakış açısıyla vermek istediği mesaja tekâbul ettiği su götürmez: Eğitilmesi ve dönüşmesi oldukça zor bir toplum.

Okuyan Genç Emir

Okuyan Genç Emir
Etkileri 21. yy’da da sürmeye devam eden, toplumun bâtıl inanışlar bataklığına saplandığı bir dönem.

Böylesine karanlık bir dönemde Osman Hamdi, kural tanımayan yıkıcılığıyla yüceldi. Aykırı kişiliğinin temin ettiği ivmeyle hayranlık uyandırıcı eserler ortaya çıkardı. Örneğin, Okuyan Genç Emir’de konusu itibariyle şekilci toplum eleştirisi yaparak Kuran olduğu anlaşılan kitabı uzanır vaziyette inceleyen genç bir adam tasvir ediliyor. Eleştiri temelli bu tasvir, hiç kuşkusuz putlaştırılan değerler üzerinde yıkıcı etki yapıyor.

Mihrap (Yaradılış)

Eserleri incelendiğinde anlaşılıyor ki Osman Hamdi Bey, tabu yıkıcı misyonunu ömrü boyunca sürdürmüş.

Kadının özgürlüğü meselesi güncel bir fenomen. Günümüzde hâlâ hak ettiği eşit varlık statüsüne kavuşamayan kadının kendisini çepeçevre saran dogmalardan sıyrılışını temsilen, Mihrap adlı eser çıkmış ortaya.

Bu eserde sırtını mihraba dönen, göğsü açık ve rahle üzerinde oturmuş bir kadın figürü bulunuyor. Kararlı bir şekilde ileriye doğru bakan kadın figürü, muhtemelen karnında bir de bebek taşıyor. Hayata yeni bir insan getirebilme özelliği onu adeta tanrısal kılıyor. Bilindiği gibi, malesef kadının bu tanrısallığa tezat oluşturacak şekilde örülen bir tarihsel kronolojisi var.

Kadın; bu yüzlerce yıllık hor görülmeyi, aşağılanmayı, mecbur bırakılmayı ancak dogmalara karşı gelerek aşabilir . Bu tabloda da Osman Hamdi’nin kadın figürü, bütün kutsal dogmaları ayaklarının altına alarak hepsinin üstesinden gelebilecek olduğunun farkına varmışcasına kararlı duruyor.

Tüm bunlarla beraber Osman Hamdi’nin eleştirel kişiliğinin, yaşadığı dönemde başına herhangi bir iş açmamış olması araştırılması gereken bir husus. Yine ironik olarak malesef üzerinden 100 yıl geçmiş olmasına rağmen, bugün, bu eleştirel bakışın yarısını bile geliştirmek malesef mümkün görünmüyor.