Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nden ölüm var, epidemiyolojik çalışma yok

Bildiren Lütfü Vural Elibol


Yurt genelinde 5 senede 36 kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına ilişkin bilinmeyenlerin ortaya çıkarılması anlamına gelen epidemiyolojik çalışmaların yapılmaması dikkat çekiyor.

Gazi Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Epidomiyolaji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemal Ünsal, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’de hastalıklara karşı etkili önlemlerin alınmadığını ileri sürdü. “Bir bakıyoruz domuz gribi, sonra kuş gribi, sanki sırasını bekler gibi arkasından Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı onları takip ediyor” diyen Ünsal, söz konusu hastalıkların düne kadar isimlerinin dahi duyulmadığına dikkati çekti. Bunları “ithal hastalıklar” olarak nitelendiren Ünsal, “Sırada ithal vizesi almış bekleyen hangi hastalıklar var? Ebola mı, Sars mı veya bugün adını bilmediklerimiz, düşünemediklerimiz mi?” diye sordu.

KKKA hastalığı nedeniyle 2002–2006 yılları arasında yurt genelinde 36 kişi hayatını kaybederken bu hastalıkla ilgili epidemiyolojik çalışmaların yapılmaması dikkat çekiyor. Uzmanlar, hastalıkla ilgili çözüm ve kontrol yollarını bulmaya yarayacak bu çalışmaların yapılmaması durumunda “daha çok bu gibi hastalıklarla karşılaşılabileceği ve çok canların kaybedileceği” uyarısında bulunuyor.

Epidomiyolaji Ana Bilim Dalı Başkanı Kemal Ünsal

KKKA hastalığıyla ilgili Sağlık Bakanlığınca 2002'de bilim kurulu oluşturulduğunu hatırlatan Ünsal, Türkiye’de en fazla kene çalışması olan ilk 3 kişiden biri olmasına rağmen bu kurulun toplantılarına davet edilmediğini ileri sürdü. Ünsal, geçen 10 senenin ardından kurul toplantısına çağrıldığını belirterek, şunları söyledi: “O toplantıya da keşke davet edilmemiş olsaydım. Çünkü geçen 10 yılda hastalık daha yayılmış ve hastalığa yakalanan ve dolayısıyla ölen insan sayısı daha artmış. Bu durumu medyadan sonra bir kez de yetkili ilk ağızlardan duydum. Daha da ilginç olanı geçen 10 yılda olduğu gibi, toplantının gerçekleştiği yılda da hastalıkla ilgili yapılması gerekenlerin bilinmemesiydi. Adeta hastalığa esir olunmuştu. Bu üzüntü verici durum ile ilgili ilk tespitim, hastalıkla ilgili 10 yıldır izlenen politikalar ve bunlara bağlı yapılan çalışmalar arasında gerçek anlamda hastalığın kimliğini ortaya koyan epidemiyolojik çalışmaların bulunmaması olmuştur.”

TÜBİTAK’a sunulan projeye ‘ret’ kararı

<iframe width="1280" height="713" frameborder="0" scrolling="no" style="overflow-y:hidden;" src="https://magic.piktochart.com/embed/6324995-mmmmmm"></iframe>

Söz konusu hastalıkla mücadelede geçen 10 yıl içinde başarısız olunduğunu, bunun temelinde ise hastalığa ait epidemiyolojik bilgi eksikliğinin yer aldığını kaydeden Prof. Dr. Ünsal, “Yani hastalık nerede, nasıl, ne zaman, niçin çıkıyor gibi soruların cevapları bilinmiyordu” diye konuştu. Bu durumu toplantılarda ısrarla dile getirdiğini aktaran Ünsal, hastalığın 4 ayağını oluşturan kene, insan, virüs ve hayvanların epidemiyolojisiyle ilgili araştırmaların yapılmasının önemini vurguladı. Hastalığın keneyle ilgili sorununa çözüm getirebilmek için epidemiyolojik ağırlıklı bir projeyi TÜBİTAK’a sunduklarını ifade eden Ünsal, “Projede birçok ilkler vardı ve Türkiye için model, örnek bir çalışma olarak tasarlanmıştı” dedi. Ünsal, projenin ‘öngörülen epidemiyolojik çalışmanın önemli olmadığı’ gerekçesiyle reddedildiğini belirterek, bu kararın 5 kişilik heyet tarafından alındığını, bu heyetteki üç kişinin ise kene ve Kırım-Kongo hastalığıyla ilgili hiçbir çalışmasının bulunmadığını öne sürdü.

“Hastalıkların epidemiyolojik haritaları yok”

Hastalıklarla ilgili epidemiyolojik çalışmanın bunlarla ilgili ne, nerede, niçin, nasıl, ne zaman sorularına cevap aranması anlamına geldiğini ifade eden Ünsal, “Tüm bilinmeyenlerin ortaya konması demek ise hastalıkla ilgili çözüm yollarını ve hastalıkla ilgili kontrol yollarını bulmak demektir. Diğer bir ifadeyle genetik yatkınlıklar dışında hastalığın kontrol altına alınması, hastalıktan korunmak, mücadele noktasında yapılması gerekenleri bilmek demektir” görüşünü paylaştı.

Türkiye’de bugüne kadar hiçbir insan veya hayvan hastalığının ülke çapında tam bir epidemiyolojik çalışması yapılmadığına dikkati çeken Ünsal, buna bağlı olarak hangi hastalığın nerede, ne zaman, niçin ve nasıl ortaya çıktığının bilinmediğini kaydetti. Hastalıkların coğrafik bölgelere yayılışlarına ilişkin epidemiyolojik haritaların bulunmadığını dile getiren Prof. Dr. Ünsal, şunları söyledi: “Bu konuyla ilgili 2015 yılı başında TÜBİTAK başkan yardımcısıyla görüşme yaptım. Kendisine sağlık alanında öncelikli desteklenecek proje konuları olarak belirlenmiş kit, kit cihazı ve aşıların ancak hastalıkların epidemiyolojik çalışmaları sonunda elde edilecek bilgilerle gerçekleşebileceğini, bu yüzden öncelikli projelerin epidemiyolojik çalışmalar olması gerektiğini ifade ettim. Kendisi ‘mühendis olduğunu epidemiyolojinin ne anlam taşıdığını bilmediğini’ belirtti. Ancak kendilerine epidemiyolojiyi ayrıntılı bir şekilde anlattıktan sonra, önemini kabul ederek başkana ileteceğini söyledi. İletti mi bilemiyorum?”

- Epidemiyolojik çalışmaların önemi -

Hastalıklarla ilgili epidemiyolojik çalışmaların öneminin sağlık politikaları üretenlerce anlaşılmasının gerekliliğini vurgulayan Ünsal, bunun araştırmaları teşvik eden, destekleyen ve değerlendirenlerce de tam anlamıyla kavranmasının önemli olduğunu belirtti.

Gazi Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Epidomiyolaji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ünsal, bunların gerçekleşmesi durumunda hastalıklarla etkili bir şekilde mücadele edilebileceğini ve onlardan korunulabileceğini belirterek, “Aksi halde daha çok ithal ve yerli hastalıklarla karşılaşırız, daha çok canlar kaybederiz” dedi.

- Doçent Tabip Binbaşı Ceylan -

Doçent Tabip Binbaşı Süleyman Ceylan ise açıklamasında, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına ilişkin bilgi verdi. Hastalığın geçmişinin 1944'e kadar uzandığını ancak hastalığa söz konusu ismin 1969'da verildiğini belirten Ceylan, Türkiye’deki ilk KKKA hastasının 2002'de Tokat’ta ateş, kas ve baş ağrıları ile kanama şikayetleriyle gelen bir kişi de tespit edildiğini söyledi. Doçent Tabip Binbaşı Ceylan, 2002–2006 tarihleri arasında bu hastalığa yakalanan 736 kişiden 36'sının hayatını kaybettiğini bildirdi. Tokat, Sivas, Gümüşhane ve Yozgat’ın “riskli iller sıralamasında” üstlerde yer aldığına dikkati çeken Ceylan, bunları Çorum, Çankırı, Amasya, Ankara, Erzurum, Artvin, Ordu ve Giresun’un takip ettiğini kaydetti.

- Risk grubunda kimler var -

Ceylan, KKKA hastalığının özellikle Nisan ve Ağustos ayları arasında yaygınlaştığını vurgulayarak, hastalığın özellikle çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşanlarda sık görüldüğü bilgisini paylaştı. Söz konusu hastalıktaki ölüm oranının yüzde 5 olduğunu ifade eden Doçent Tabip Binbaşı, risk grubundakileri ise şöyle sıraladı: “Hayvancılıkla uğraşanlar, tarımla uğraşanlar, veterinerler, endemik bölgedeki sağlık personeli, askerler, kamp yapan izciler, deri fabrikası çalışanları, mezbaha çalışanları, kasaplar ve sağlık personeli.” KKKA hastalığının genellikle kene ısırığı, kenenin ezilmesi, söz konusu hayvanların kanı ve dokusuyla temas edilmesiyle bulaştığını dile getiren Ceylan, hastalığın ortaya çıkmasında ekolojik dengelerin değişmesinin etkili olduğunu da vurguladı.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.