Mahalle Yufkacısı
Kasap, bakkal dükkanı, fırın, berber, terzi, ayakkabı tamircisi, yufkacı gibi hiç kaybolmayan esnafıyla dolu bir mahallede yaşamak. Kahvaltı hazırlarken ekmek yoktur ve hemen ekmek almaya gideriz, kasaba gider önce bir bardak çayını içer sonra siparişi veririz, terzisi, bakkalı hiç kaybolmayan esnafı sizce de mahalle olmamızı sağlamaz mı?
Belki diğerleri kadar gerekli değil. Ama benim eksikliğini hissettiklerimden. Mahalle arasında küçücük dükkanda olurlar. Örtüyü kaldırıp yapışmasın diye tek tek katlayıp paket yaparlar. Hatta kurutulmuşu da dükkanın bir köşesinde üst üste dizili halde durur. Sadece yufka bulacağımızı düşünürüz ama dükkana girdiğimizde fark ederiz. Aslında erişte, mantı ve tarhana da satılır. Gel de şimdi özleme böyle yufkacı dükkanları.
Büyük marketler okadar mahalle olmamızı engelledi ki artık tek bir bina da tüm ihtiyaçlar karşılanıyor. Esnaf yok, muhabbet yok ve en önemli yerellik yok.

Sigara böreği vazgeçemediğimiz lezzzetlerden birisi. Sıcak ve çıtır çıtır olur. Kahvatı da, öğlen yemeğinde, akşam yemeğinde yada ufak bir atıştırma tabağında her zaman yeri vardır.
Yufkayı 8 eşit parçaya bölün. Herbir parçanın içine peynir, kuru domates ve taze kekik koyup, sarın. Yapıştırmak için uçlarını suya batırın. Kızgın yağda her iki tarafı eşit kızarana kadar pişirin.
Semt pazarlarının, semt dükkanlarının var olduğu mutlu günlere…
İtalyan menülübir sofraya da uyum sağlayabilir.
