Sessiz Hatip

İnsanlar üzerinde iyi bir etki bırakmak isteriz. Bunun için iletişimi, iletişim için de hitabeti kullanmayı öğrenmişiz. Gelin bu konuların en iyisinden biraz ders alalım:

Yani Tanrı’dan.

Düşünün ki Tanrı, (müddeilerin haricinde) inananlarla direkt konuşmaz. Kadim bir dinse sadece bir kitap yollar, ama inananlar o kitabı da okumazlar. Tanrı insanlık için bazen bir ağaç parçası, bazen bir taş, bazen bir hayvan, bazen bir gök cismi, bazen tanımlanamayan bir varlıktır. Ama inanların gözünde Tanrı, “En iyi hatip, en etkili yazar, en iyi danışman, en iyi akıl hocası, en mucizevi yol gösterici”dir.

Herhangi bir tanrı, hiç konuşmadan ve/veya sözleri okunmadan bu…


Edinim/Öğrenim-1 “Bizim çocuk niye bizi dinlemiyor?”

Bir psikolojik hastalık olmadığı müddetçe ebeveyn-çocuk arasında cinsel bir çekim olmaz. Bu çekim yolları, genetik olarak mühürlüdür. Bunun sebebi, ahlaki olarak kendimize koyduğumuz kurallar da diyemeyiz, çünkü ahlak kaygısı olmayan hayvanlarda da durum aynıdır. Hayvanlar, kokuları ile veya başka uyaranlarla yakın genlerden tiksinti duyar. Bu, bizim bilinçsiz diye kabul ettiğimiz gen parçasının kontrol ettiği, mikro seviyede bir içgüdüsel korumadır.

Bu sayede olabildiğince uzak genler yeni yavrular üretir ve toplam gen havuzundaki genetik hastalıkları seyrelterek, giderek daha çekinik hale getiririz.

Bilgi alışverişinde de buna benzer bir genetik direnç olduğunu düşünüyorum. Çocuklara bir yabancı örnek, ebeveynlerinden…


Modern mutsuzluklarımızın kaynaklarının tamamını bünyesinde toplayan bir söz vardır :

“Her nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi gelir.”

— Charles Baudelaire

Peki bu istisnasız mutsuzluğun formülünde ufak değişikler yaparak daimi mutluluk ve tatmin duygusu elde edebilir miyiz ? Hadi deneyelim :

Her nerede isek sadece o zaman ve mekanda mutlu olabileceğimizi düşünmek…

Biraz uçuk geldiğinin farkındayım. Büyük font + bol boşluklu uyduruk kişisel gelişim kitaplarındaki zırvalar gibi geliyor kulağa. Ama gayet mantıklı sebepler üstüne oturtmaya çalışacağım. Önce şu resmi inceleyelim :

Zaman, para ve enerjinin hayata dağılımı

Bu 3 faktörle kısıtlı kalmak zorunda değiliz, binlerce faktöre genişletebiliriz. Sonuçta hayatımızın herhangi bir anındaki sahip olduklarımız, diğer zamanlarda…


Binlerce yıl önce dinozorların hükümranlığında farklı bir ekosistem oluşmuştu. Karbon kaynakları, zamanla bitkilerden otoburlara, otoburlardan etoburlara, ama nihayetinde dinozorlara doğru akmakta, etçil otçul farketmeksizin dinozorlar cüsselerini büyütmekte ve zamanının “Tekelleşmiş Gücü” olma yolunda hızla ilerlemekteydiler.

Fakat doğanın “Rekabet Kurumu”, bu tekelleşen türe okkalı bir ceza kesecekti.

Elinde iyi bir sermayesi olan her girişimcinin hayalidir cafe açmak. Gençlerin cıvıl cıvıl kaynadığı enerjik ve prestijli bir mekana sahip olmayı, arkadaşlarını “mekanında” ağırlayabilmeyi, en güzeli de Allah’ın suyunu az biraz çayla renklendirip, işlenmiş petrolden kat be kat fazlasına satabilmeyi kim istemezdi ki ?

Cafelerde tatlı paranın olduğunu gören “Cadde üstü dükkan sahipleri”, bazen…

Harun Ünal

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store