30'lu Yaşların Başındaki Anlam Arayışı

Hayati kararlar verirken bana çok faydası olmuş bir adamı anlatacağım bugün. (Eserlerini okumaya vaktiniz yoksa bile yukarıdaki TED Konuşması’na mutlaka göz atın.) 30’lu yaşlarımın başındaki anlam arayışında karşılaştım Seligman’la. Sürekli olarak anlamlı hayat nedir, hayatımın geri kalanında ne yapmalıyım sorularını sorarken benim gibi analitik insanlara müthiş bilimsel açıklamalar sunan Pozitif Psikoloji’nin kurucularından saygın bir Profesör.

Sadete gelirsek, mutlu hayat nedir, nasıl olur sorusunun 3 ana cevabı var. Okusanız ömre sığmayacak bu konuyu ben size hızlıca özetleyeyim.

1- Keyifli Yaşam: Yani hazcı (hedonistik) yaşam. Sürekli bir sonraki keyfin peşinde koşmakla mutluluğu elde edebileceğini düşündüğün yaşam tarzı. Her seferinde eşik yükseldiği için fazlasıyla değişken, depresyon ve hayattan keyif alamamayı tetikleyen mekanizmaların peşinde koşmanın mantıksızlığı çıkıyor araştırmaların sonunda. Rock-Star mutluluğu gibi, sahnedeyken çok iyi hissediyorsun kendini ama sahneden inince mutluluk seviyen yerlere düşüyor. Hazzın kaçınmak gereken bir şey olmadığını söylemekle birlikte buradaki erdem dengede yatıyor.

2- Huzurlu Akış. Mihaly Csikszentmihalyi’nin teorisi bu konunun yapı taşlarından. Onun da TED Konuşması’nın linkini vereyim. Türkçe özetini aşağıdaki görselde çizdim.

Eğer hayatta karşılaştığın zorluklar becerilerine 45 dereceye yakın bir açı yapıyorsa o zaman Akış’ta oluyorsun. Bu bir ressamın saat 18.00 oldu, resim yapmayı bırakayım dememesi gibi, spor yapmayı seven bir kişinin spor yapması ya da çocuğumuzla oyun oynadığımız zamanlardaki gibi anları tüm hayata ölçeklemek aslında. Eğer karşılaştığımız zorluklar becerilerimize göre çok yüksekse sonuç hayal kırıklığı ve tükenme (burn-out) oluyor; becerilerimiz yüksek, zorluklar azsa (bore-out) yani sıkıntıdan patlama meydana geliyor. Amaç ne sıkıntıdan patlamak ne de tükenmek; Akış’ı yakalayabileceğimiz bir hayat tasarlamak aslında. Bunun için zaman zaman açıyı bozabiliriz ama nihai hedef 45’e yaklaşmak.

3- Anlamlı Hayat: Üçüncü ve en az kişiye nasip olan yaşam tarzı ise şu: En güçlü yanını bulmak ve bunu kendinden daha büyük bir amaç için harcamak. Ben bunu Türkçeye “dava insanı olmak”, kendini bir davaya adamak olarak çeviriyorum. Peki en güçlü yanımızı nasıl bulacağız? Seligman bunun için bir test geliştirmiş (VIA Survey of Character Strenghts), 240 sorudan oluşuyor ve ne yazık ki ingilizce. Bunun dışında çok fazla bilimsel test de bulabilirsiniz tabii ki. Ben Seligman’dan devam ettiğim için bunu örnek olarak seçtim. Bu 240 sorunun sonunda en güçlü yanımın: Love of Learning yani Öğrenme Aşkı olduğunu tespit etti.

Yani benim için daha anlamlı bir hayata yaklaşmanın yolu: Mesaimi, öğrendiğim konuları bir tek kişiye bile olsa fayda sağlayabilecek uğurda harcamak. Bu blog yazıları bunun bir parçası, verdiğim konferanslar, danışmanlıklar, üniversitede verdiğim dersler hepsi bunun bir parçası aslında. Ben büyük resmi sonradan anladım.

Hayat Üzerine Düşünceler başında bu yazıdaki konuları anlattığım, hayatımızda ne yapıyoruz, başarı sandığımız şeyler gerçekten başarı mı gibi konuları işlediğim bir eğitime dönüştü 2014 yılında. Bu uğurda okuduğum yüzlerce kitabı ve binlerce filmi filtreleyip anlattığım 2 saatlik bir sohbet. Bu yazıyı sonuna kadar okuduysanız bana mutlaka bir mail atın, belki bir yerlerde sohbet etme imkanımız olur.