Mutlu Bayramlar

I

Adı kanı benden geçmiş
Sonra ölmüş, herkes gibi zamansızca
Gidip girmiş mermer anıtlara
Kimisi Karadeniz kokan bir yamaçta
Bir o kadarı da toprağı ışıksız bir sık ormanda
Meze olmuşlar geride kalanların kalp ağırlığına.
Dikildim karşılarına bir bayram gününde,
Acemi elimde paslanmış bir çapayla
Hüzün, özlem ve suçluluk sızdırdım
Ta ki en sevdiğim amcama kadar
Nasıl da gülerek iliştim yanına
Ve neden sonra ağzımda bir avuç nemli toprakla
Anlattım seni yitip gitmiş en özel hatırama.
Amcam anlardı,
İçerlemem başkası çıkaramazsa bir anlam bundan
Ama sen de anlamazsın ki herkesten hallice yaşamınla
Buna bir diyeceğim var.

II

Sen şimdi orada
Denizi milyon sen kokan bir sahil kasabasında
Aleladesin, diğer güzel kadınlardan farksızca
Hissetmeden attığın her kahkaha ve bakışla
Geriye kalan bir avuç gizini de kovar gibisin yaşamından
Boğulduğun derinliklerin de sığlaşıyor heyhat,
Bana sorarsan şimdi olsa olsa bel boyunda.
Menekşe mor bilindiğine inat morarmıyor kıyılarımda
Salyangozların umut taşıdığı buralardan bakınca sana,
Mahrum bir insan ve yüzlerce soytarı etrafında…
Sırma saçlı her kırgın kadın kararınca burukluğunla
Hâlâ talepkâr olabilmeyi marifet atfedişin var ya
Olmasa ne iyi oysa,
Yine de şükrola kadın, ne mutlu sana
Ve ne mutlu bana ki tanrıçam kirletiliyor boyuna
En cahiline yakışır bir tapınmayı bırakıyorum ardımda.

III

Boyasız dudağının rengi tebeşirle
Yeni bir hudut çekiliyor aramıza
Asılı kalıyor kaçınılmaz ortaklığımız gökyüzünde
Değdiği yeri yakan dolu diriliğince
Tembihler zikrediyor emredercesine
Yalnız başım eğiliyor bir fısıltı teyidiyle;
Ateş yaktığını bilmez…
Son bir söz lazım geliyorsa
Merhamet dileyen birkaç anı hürmetine
“İyi bayramlar”
İşte öylesi sığ, öylesi sıradan bir elveda.
One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.