Bir Yetişkin Olarak Nasıl 4 Dil Öğrendim?

Musa Hatipoğlu
Mar 16 · 6 min read
Photo by davide ragusa on Unsplash

Bu hikaye yabancı dilde yazma çalışması içermektedir. Daha fazla bilgi için aşağıdaki yıldızlı yere tıklayın.

Tek dilin (İngilizce) konuşulduğu bir evde büyüdüm ancak çok dilli bir aileden geliyorum. O kültürü benimsemek için bizimkiler, ABD’ye ayak bastıkları ilk günden itibaren İngilizce konuşmaya başladılar. İngilizce dışında hiçbir şey duymadan büyüdüm ve çocukluğumda bunu hiç sorun etmedim.

Büyükbabamın 3 dil, büyükannemin de 4 dil bildiğini ancak onlar aramızdan ayrıldıktan seneler sonra öğrenebildim. Öğrenince de çok bozuldum.

Kuzenimle bu konuda sürekli ailelerimize yakındık.

Biz: “Öğrenebilirdik, ama bize fırsatımız olduğunu bile söylemediniz!”

Onlar: ‘’Yeter ama! Onlar sadece bir lehçesini konuşurlardı. Hiçbir kaybınız yok. Sadece İngilizce konuşun.’’ derlerdi.

Büyükbabamın kaç dil bildiğini, ailemin ismini aldığı kasabada (Savoca) çekilen Baba filmini izleyecek yaşa gelince öğrendim. Hatırlayabildiğim kadarıyla bu film bizim evde yasaktı. Ve büyükannemin evinde izlediğimi hatırlıyorum. Sicilya klişeleri hakkında gerçekçi bir filmdi.

Ve sonra her şeyi değiştiren beklenmedik açıklama geldi.

‘’Büyükbabanın bu bölüm için altyazıya ihtiyacı yoktu.’’

Gerçekten mi?

Büyükannemi öğrendiğimde de aynı şoku yaşadım.

Ailemin diğer tarafındaki akrabalarımızla büyükbabam ve onun Sicilyaca bildiği hakkında konuşmuştum.

Büyükannen Sicilyacayı akıcı bir şekilde konuşurdu.

Akıcı bir şekilde mi?!

İtalyanca, Fransızca ve İspanyolcayı da bilirdi ve o evde Arapça gibi bir şeyler de duyduğuma eminim. Belki de onların Sicilyaca lehçelerinden biridir… tam olarak hatırlamıyorum.

Öyleyse neden hiçbirini konuşmuyoruz?

Sicilyaca onların gizli diliydi. Çocukların duymasını istemedikleri her şeyi konuşurlardı. Ayrıca, bazen insanlar eve gelirdi — önemli insanlar — ve tüm grup başka bir dile geçerdi.

Büyükbabamla Sicilyaca mı konuşurdu?

Tabii ki.

Ben neden bunu bilmiyorum?

Bu noktada kişiselleşiyor. Bir iki yılımı Sicilyaca çalışarak geçirdim, şiirler yazdım, tam olarak tanımadığım Sicilyalı akrabalarımla konuştum. Bana göre ailemin dil kökenini bilmemek, dil öğrenme fırsatını kaçırmak değildi ancak kaybım onların geçmişiyle bağlantı kurma fırsatını kaçırmaktı. (Endişelenmeyin: Ailenin geri kalanını konuştukları başka gizli bir dil var mı diye sorguya çektim.)

Yetişkin olarak yeni diller öğrenmek düşündüğüm kadar imkansız değildi. Sicilyaca öğrenmeden önce İspanyolcaya merak salmıştım. İlk girdiğim İspanyolca sınavında başarısız oldum ama en azından bir temel attım. Sicilyacayı söker sökmez İspanyolcaya geri dönüp dile hakim oldum. İkinci deneme daha kolaydı. İtalyanca öğrenmek bundan sonra sorun değildi. İtalyanca <> İngilizce çeviri kursunu bir dönem aldıktan sonra ileri düzeyde okuyup konuşup yazabiliyordum. Rusça öğrenmenin akıntıya kürek çekmek olacağını düşünmüştüm.

Photo by Soner Eker on Unsplash

Dil öğrenmenin hiçbir sırrı yoktur.

Ancak birkaç şeyi sadakatle uygularsanız dil öğrenmek daha kolay bir hale gelecektir.

1. Dille bir bağ kurun. Öğrenmek için bir nedeniniz varsa muhakkak öğrenirsiniz.

2. Okuma yazmayı öğrenin. Sadece sözlü bir akıcılık kazanmak isteyenlere okuma yazma öğrenmek gereksiz diyenlere katılmıyorum. Bu konuda daha fazlası birazdan.

3. Günlük olarak anlaşılabilir dozda kendinize bir şeyler katın. Başka bir deyişle, dili her gün “duymanız” ve mevcut seviyenizden sadece bir iki seviye ileride olan şeyleri “okumanız” gerekir.

4. Günlük dilbilimsel verim üretmek. Kullanmadığınızı unutun. Ciddiyim.

Öğrenmeme rehberlik eden ilkeler bunlar:

Dille bir bağ kurun. Sicilyaca ile ailemin kökeninden dolayı bir bağım var. İspanyolca ile bir bağım var çünkü İspanyolca konuşan bir toplulukta yaşıyorum ve bir süreliğine çalışmak için buna ihtiyacım vardı. İtalyanca ile yine ailemin kökeninden dolayı bir bağım var. Kişisel bir ilişkimden dolayı da Rusça ile bir bağım var.

Okuma yazmayı öğrenin. Tüm bu dilleri konuşmayı öğrenmeden önce okuma yazmayı öğrendim. Bir dili kağıt üzerinde görmek, daha sonra duyduğumuz kelime ve gramer yapılarını tanımlamayı daha çok kolaylaştırır. Okuma yazmayı öğrenmeden Rusça öğrenmeye çalıştım ve aynı kelimeyi 100 kez duyup yine de telaffuz edememekten yoruldum ve bu sadece bir iki günümü aldı. Tüm bu dillerde, duyduğum sesleri önümde görmeden çıkaramadım.

Günlük dozda anlaşılabilir girdi almak. Müzik, film ve ana dil konuşuru. Ama daha çok müzik ve film. Sık sık radyonun bana İspanyolca öğrettiğini ve bu şarkıdan Rusça öğrendiğimin şakasını yaparım.

Dil öğrenme sürecimde bir önceki adım neden bu kadar önemliydi:

Rusça öğrenmeye başladığımda Rusça rap dinlerken şarkının sözlerini okuyup tekrar ediyordum. Her gün.

Rap dinlemek bir dilin doğal ritimlerini, vurgunun hangi kelimede olduğunu öğrenmenin ve ana dilmiş gibi konuşmanın en iyi yoludur. Tüm kelimeleri anlamadan bile her gün bütün bir şarkıyı ezberlerdim. Şarkı sözlerini ezberledikten sonra dönüp bilmediğim her kelimeyi veya ifadeyi analiz ederdim. Repertuvarıma onlarca kelime ve gramer yapısı ekledim ve onları asla unutmadım. Yapmam gereken tek şey ‘’bu şarkı başa nasıl alınır’’ diye düşünmekti. Evet, anladım. Konuşma dilini de anladım.

Ayrıca iyi geceler mesajlarımın Rusça olması için açık bir talepte bulundum.

İyi geceler mesajımı İngilizce olarak gönderdin. Bunu Rusça olarak tekrar gönderebilir misin? Aslında, sesli mesaj olarak göndersen daha iyi olur.

Günlük dilbilimsel verim üretmek. İstisnasız her gün İspanyolca konuşuyorum. Bu, İspanyolca öğrenmek için başarısız bir girişimde bulunduğum lisedeki hatamdı: Hiç konuşmadım. Hiç kimseyle. Tek kelime dahi. Bir kere hata yapma korkusunu aştım, İngilizce düşünmeyi bıraktım. Birkaç yıl sonra iş toplantılarında çevirmenlik yaptım.

Bunu İtalyanca ve Sicilyacada uygulamak daha zordu çünkü çevremde bu dilleri ana dili gibi konuşan kimse yoktu. Ben de çok yazı yazıp pratik yapacak fırsatlar arıyordum. Belki buradaki yazılarımdan birini çeviririm. Belki de bunu.

Ana dil konuşurları ile karşılaşıp onlar İtalyanca veya Sicilyacaya geçmediğinde hayal kırıklığına uğruyordum. Bazen de onlar İngilizcelerini geliştirmek istiyorlardı. Çoğu zaman, genel birkaç ifade dışında dillerini uzun zamandır konuşmadıkları için artık doğal gelmiyorlardı.

Siciliyaca mı konuşuyorsun? Ben de! Ama artık değil.

Karşılaştığım İtalyanca konuşanların çoğu aynı zamanda İspanyolca da konuşabiliyor, bu yüzden çoğu zaman istemeden İspanyolca’ya geçiyoruz. Beyniniz farklı bir dilde düşündüğü zaman konuşacak bir dili seçmek için bilinçli bir çaba harcar.

Rusça en eğlencelisi. Her gün Rusça konuşmak ve yazmak için bir nedenim var ve her zaman bir yanıt alacağımı biliyorum. Bir yaz, sadece hava durumu ile ilgili kelimeleri öğrenebilmem için Rusça günlük hava tahminleri gönderdim. Rusça mesajlaşıyorum. Rusça mektup yazıyorum. Özel bir şey söylemem gerektiğinde Rusçaya geçiyorum. (Bu konuda aileme hak vermiyor değilim; bazen iki kişinin başka bir dilde anlaşabiliyor olması güzel bir şey.)

⭐ Hazır Medium’dayken Neden öğrenmek istediğiniz dilde yazma pratiği yapmak için burayı bir platform olarak kullanmıyorsunuz?

Yeterlilik kazanmanın bir “numarası” ya da “sırrı” yoktur.

Photo by Kristina Flour on Unsplash

Herhangi bir uygulama kullanmadım. Özel bir kitap veya web sitesi kullanmadım. Dilleri her dört yöntemde de kullanmaya başladım: Günlük olarak konuşma, dinleme, okuma ve yazma. Bunlardan bazılarını kitap ve uygulamalarla yapabilirsiniz, ancak Duolingo sizi akıcı hale getirmez ve bir kitap aksanın nerede olduğunu duymanıza yardımcı olmaz.

Yüksek lisans öğrencisi olarak, ikinci dil edinimindeki kritik dönem hakkında oldukça fazla araştırma yaptım. Bu teori, genel olarak, belli bir yaştan sonra bir dili öğrenmenin zor olduğunu ve yetişkin öğrencilerin yeterliliğe ulaşmasının neredeyse imkansız olduğunu belirtiyor.

Katılmıyorum.

“Yerli benzeri bir aksan geliştirmek zor olabilir, ancak bu,(1) hedef dile, (2) temel dile veya ana dile ve (3) bireye bağlıdır.

Birkaç yıl yetişkinlere ESL (İkinci dil olarak İngilizce) dersi verdim ve dünyanın her yerinden yüzlerce yetişkin öğrencinin, düşündüğümden daha hızlı bir şekilde İngilizce yeterliliğine sahip olduğunu gördüm. Öğrettiğimden daha hızlı. Onları küçümsemiştim. Herhangi bir sırları yoktu. Öğrenmek için gerçek bir motivasyonları vardı ve dili dört şekilde de kullandılar.

Bazen, sadece İngilizce konuştuğum günlerim aklıma geliyor. İspanyolca sınavında nasıl başarısız olduğumu hatırlıyorum. Bu durumun nedeni, İspanyolcanın belkemiği olan ve Türkçede ‘’olmak’’ anlamına gelen ‘’ser’’ ve ‘’estar’’ kelimelerinin çekimlerini bir türlü öğrenemememdi.

Ayrıca kuzenimle ailemizi tek dilli olduğumuz için nasıl suçladığımızı da hatırlıyorum. Kuzenim soyağacı dökümanlarını çevirmek ve çalışmaları için gerekli olan çeşitli arşivlere mektuplar yazacak düzeyde İtalyanca öğrendi. Ve şimdi akıcı bir şekilde Hırvatça konuşuyor.

Sanırım bizim için de çok geç değildi.

⭐Öğrenmek istediğiniz dilde yazma pratiği yapmak için hazır mısınız? Yabancı Dilde Yazma Mücadelesine katılın.

Keri Savoca

Welcome to a place where words matter. On Medium, smart voices and original ideas take center stage - with no ads in sight. Watch
Follow all the topics you care about, and we’ll deliver the best stories for you to your homepage and inbox. Explore
Get unlimited access to the best stories on Medium — and support writers while you’re at it. Just $5/month. Upgrade