Saklambaç oynamak artık bir hayal oldu.

Gece yarılarına kadar kadınlar sohbet ederdi kapı önlerinde, biz oyunlar oynardık korkmadan. Her yere girip çıkabilirdik ve tek düşüncemiz yakalanmamaktı. Eğlenmek için hayal gücümüzün sınırlarını zorlardık. Yeni oyunlar üretirdik kaldırım kenarlarında. Bakkala giderdik. Korkmazdık. Herkes tanırdı birbirini. Herkes güvenirdi birbirine. Alırdık elimizdeki parayla bir şeyler. Kapı önüne, merdivenlere, kaldırımlara… bir yere oturup yerdik, sohbet ederdik. Ama korkmazdık, eğlenirdik.


Bunlar bilmem kaç yıl önce olan şeyler. Şimdiden bahsedecek olursak. Sanırım tek mutlu kişi top sesinden, bizim gülüşlerimizden şikayet eden mahalledeki yaşlı teyze. Artık her yer sessiz mutlu musun?

Dışarıda çocuk sesi yok. Yere hızla vuran ip sesi yok. Ve bir duvarın arkasına saklanmış bir çocuk da yok artık. Saklanırsa kaçırırlar. Kaçırmak yetmez tecavüz ederler üstüne bir de. Eskiden filmlerde organ mafyasından korkardık sadece. Şimdi karşı komşumuza bile şüphe ile bakıyoruz.


Biz diyorum ya biz. Ne zaman akıllanacaz? Kötü bir olay kendi başımıza gelince mi? Bir yakınımız zarar görünce mi? Ne zaman? Her şeyi kabullenme zihniyeti nasıl oluştu? Yani bir olay oluyor ve orada bitiyor her şey. Kimse bir şey demiyor. Diyenlerde kendi çıkarları doğrultusunda konuşuyor. Bazılarının ülkede olan olaylardan haberi bile olmuyor. Çünkü kendi başına gelmedi.

İntihar ayağımıza geldi. Ve biz hala “bir umut var, olmalı” diye yaşamaya devam ediyoruz.

Show your support

Clapping shows how much you appreciated Eva’s story.