Doğu Akdeniz’de enerji krizi

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Akdeniz’in doğusunu Münhasır Ekonomik Bölge ilan edip şirketlere doğal gaz arama ruhsatı vermesiyle başlayan tartışmalar,Türkiye’nin de bölgeye savaş gemileri ve sismik araştırma gemisi göndermesiyle krize dönüştü. Peki Doğu Akdeniz’de meydana gelen bu krizin sebebi ne? Doğu Akdeniz’de neler oluyor? Krizden çıkmak mümkün mü?


GKRY, 17 Aralık 2010’da İsrail ile imzaladığı anlaşmayla, uluslararası şirketlerin adanın güneyinde kalan bölgede hidrokarbon(petrol-doğal gaz) yatağı arama faaliyetlerine başlamasına izin veren bir ihale açtı. Güney Kıbrıs’ta yer alan askeri deniz üssünde meydana gelen patlama sonucu Vasiliko Elektrik Santrali’nin zarar görmesi, Güney Kıbrıs’ın enerji ihtiyacını arttırdı. Açılan ihaleyi Amerikan Noble Energy şirketi kazandı ve İsrailli Delek Şirketi’yle Akdeniz’in, Güney Kıbrıs ile İsrail arasında kalan bölgede petrol ve doğal gaz aramalarına başladı.

Bunun üzerine Türk savaş gemileri bölgeyi yakın takibe alırken, Türkiye’ye ait sismik araştırma gemisi de bölgede petrol arama çalışmalarına başladı. Türkiye’nin bu hamlesi, Akdeniz’deki tansiyonu yükseltti. GKRY’nin sıcak bölgede Rusya ve İsrail ile ortak askeri tatbikat yapmasının ardından Türkiye’nin de NATO ülkeriyle Mavi Balina 14 Deniz tatbikatını gerçekleştirmesi, enerji krizinin sıcak bir savaşa dönüşme ihtimallerini akla getirdi. Akdeniz’deki gerilim, adadaki çözümün de önünü tıkadı. GKRY, Türkiye ve KKTC’ye tepki göstererek BM tarafından yürütülen Kıbrıs müzakerelerinden çekildi. Gerginlik aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakerelerini de olumsuz etkiliyor. Rum yönetimi, Kasım 2014’te Türkiye’nin AB müzakerelerini bloke etmek amacıyla yeni açılacak müzakere başlıklarını veto edeceğini açıklamıştı. Bu gelişmelerin ışığında Ankara Strateji Enstitüsü Hukuk Bölümü uzmanlarından Abdullah Tunç’un değerlendirmesi şu şekilde:

“Türkiye, Doğu Akdeniz’de yalnız kaldı”

“Yüksek tansiyonun sona ermesi için diplomasinin arttırılması gerekiyor. Kıbrıs sorununun üzerine Doğu Akdeniz krizinin eklenmesi ise, çözümü olabildiğince zorlaştırmış ve kitlenme noktasına getirmiştir. Uluslararası deniz hukuk açısından Türkiye haklıdır; GKRY, Türkiye’nin ve KKTC’nin deniz alanlarını ihlal etmektedir. Bu konuda karşılıklı anlaşarak hareket edilemediğinden, deniz yetki alanlarının hakkaniyete uygun sınırlandırılması gerekmektedir. Bu sınırlandırma, uluslararası mahkemelerden istenmelidir. Konunun hukuki olarak çözülememesi, krizin siyasi boyutlarını da derinleştirmektedir. Siyasi açıdan ise Doğu Akdeniz’de Türkiye yalnız kalmıştır. GKRY ve Yunanistan’la kronikleşmiş sorunlar nedeniyle anlaşmaktan çok uzak olan Türkiye’nin karşı tarafına Mısır da geçmiştir. Mısır’a ek olarak, GKRY ile ortak askeri tatbikat yapan İsrail ve Rusya da, GKRY’nin tarafında gözükmektedir. Devletler arasındaki ilişkiler değişebilir ancak şu an için Türkiye’nin durumu hiç de parlak değildir. Türkiye, NATO ile ortak tatbikat yapmış olsa da Batılı müttefiklerin doğrudan Türkiye tarafında olduğu söylenemez. Yunanistan’ın NATO müttefiki, GKRY’nin de AB üyesi olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Siyasi olarak sıkışmış Türkiye’nin argümanlarını derinleştirerek sorunu hukuki yollardan çözmeye çalışması, en akılcı yoldur. Ancak siyasi olarak da çıkarılacak doğal gaz için işbirliği yapılması şarttır. Özellikle Mısır ve İsrail’le diplomasinin geliştirilmesi gerekmektedir”

Show your support

Clapping shows how much you appreciated hasan deniz’s story.