Ruhum gokkusagi

Nisan ayinin ilk haftalarindayiz. Plazalarin arasindan gorunmese de disarda gunesli bir hava var. Hissedilen sicaklik -5 derece.
Insanlar surekli bir yerden bir yere kosturduklari icin belki de isiniyorlar. Kimse cok da rahatsiz degilmis gibi bu bahar soguklugundan.Bense seneler gecse de hala alisamadim…
Ruhumun bir yani buraya ait biliyorum. Amerika’daki dinamizmi, heyecani ve kendi sinirlarimi zorlama modunu seviyorum. Ama bir yandan da Akdeniz kiyilarinin maviligini, yesilini, gunesini ozluyorum. Bahar dedigin zaman aklima gelen renk cumbusunu ozluyorum. Gozlerimi kapattigim zaman rengarenk laleri goruyorum, beyaz papatyalari, sari kir ciceklerini. Fonda daglarin arasindan suzulerek gelen serin ruzgarin tasidigi can sesleri..Sonra bir anda kir bahcesinden akdeniz sahillerine iniyorum. Mavi oluyor heyacanim. Deniz mavisi.. Akdeniz mavisi. Dalgalar usul usul kiyiya vuruyor. Gozlerim kamasiyor gunesin yansimasindan. Derin bir nefes cekip kendimi atiyorum cakil taslarinin ustune. Gokyuzu pamuk. Pamuklarda hayallerim sarili.
Birinden otekine atliyorum. Cocuk misali vurdumduymaz bir telasla. Sonunda yorulunca kendimi birakiyorum derinligine.
Gozlerimi actigim zaman yemyesil basaklar arasinda uyaniyorum. Kendi yuvami yapmisim. Iki oda bir salon hem de. Salon kocaman. Mutfakta cay demliyorum misafirler icin. 
Birkac saat sonra inekleri toplamaya gidiyoruz. Yesil, sari oluyor, sari portakala donuyor gun batarken. 
Tepenin ardinda, tam ufkun ortasinda kocaman bir cinar. Heybetli mi heybetli. 
Kosuyorum. Ozgur.. Mutlu..
Hava sicak, yirmi derece. Memleketime bahar gelmis. Benim icimde cicekler aciyor.
Benim ruhum gokkusagi.

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.