Bir Sandal, iki kürek…!

her geçen gün yeni yeni kolaylıklar geliyor hayatımıza. iletişim hızlanıyor, hemen heryerde olabiliyoruz… telefonlar bile akıllandı bu hayatta

plazalar, lüks ofisler, sürekli değişen yeni arabalar…. markalı giyecekler, yiyecekler

hemen herşeye ulaşım çok kolaylaştı… ama tüm bu süs püs içerisinde daha yorgun ve daha mutsuz insanlar….

yeni yıl yaklaşırken şöyle bir benzetme yapmak yanlış olmaz sanırım, her birimiz allanıp pullanmış birer çam ağacı gibiyiz. her bir noktamızda ayrı bür süs, biraz yaldız, biraz ışık… dışarıdan bakılınca zaman zaman abartılı, zaman zaman yerinde bir göz ziyafeti. Altında insanları cezbeden hediyeler, üstünüzde insanları hayale sürükleyen süsler.

ve bunlar içinde kaybolmuş siz… yaşadığı yerden söküp alınmış, alanın insafına göre ya bir saksıya tutsak… yada tükenmeye mahkum sonunu bekleyen bir çam ağacı… en üzücü olan tüm bu mutluluk tablosu çam ağacı üzerine kuruluyken kimselerin onu görmemesi…

Hayatta böyle işte, bizim olmayan kendimiz gibi olmayan bir çok şeyi yük alıyoruz kendimize… birşeyler bizi tüketirken biz bir başkasını tüketiyoruz. zamanla daha güzel şeyler geliyor onları tüketiyoruz, tükettiriyoruz… Aslında herşey bir parça bizden koparıyor. Öylesine esir oluyoruz ki; çocuklarımızın geleceğini bu tüketim hazına dayandırıyoruz, hiç bir gelir onların geleceğini garanti altına almaya yetmiyor… ne kadar hızlı tüketebildiğimizi bildiğimizden belki de…

ve aslında mutluluk bir seçimken, tüketmenin verdiği haz’a mutluluk diyoruz…!

Oysa ki; mutlu değiliz hiçbirimiz

bir şair çok güzel özetlemiş

” bir adaya düşünce yanınıza alacağınız 3 şey diye sorulduğunda; neden hiç kimse,
‘1 sandal, 2 kürek’ demez ki!

neden kimse mutlu olduğu o hayata kavuşma yolunu aklına getirmez ki? neden ?

Show your support

Clapping shows how much you appreciated hicdurmazlar’s story.