“Hayvanların nasıl yaşadığını görmek istiyorsan, hayvanat bahçesine değil, ormana gidersin.”

“Hayatta her şey bir öykü anlatır.” Ve bu öyküdeki doğru kısımları bulmak, tüketici ile teması maksimum seviyeye taşır.

Kevin Roberts: Büyük markaların iki üstünlüğü vardır.

  • Teknolojik performansları, dayanıklılıkları ve etkinlikleriyle saygı uyandırırlar.
  • Sevgi duygusunu tetiklerler.

HP ve Duracell gibi markalar “saygı” markalarıdır ve büyük veri saygı arttıcı kararlar almaya yardımcı olur. Disney, Cheerios gibi markalar hem “saygı” hem de “sevgi” markalarıdır ve büyük veri bu sevgiye yönelik öneri getirmekten acizdir.

Duygu > Big Data

“Yönetim Büyük Veriyle ne yapacağını bilmediğinden herkes Büyük Veri sonrasında ne geleceğini merak ediyor. Bunun yanıtı: “Küçük Veri”

Martin Lindstrom, Roomba’da meydana gelen gelir kaybının nedenini öğrenmek için küçük veriye odaklanır. Kullanıcıları evlerinde gözlemler ve şaşırtıcı bir durum ile karşılaşır. Roomba sahipleri makinelerine evcil hayvan gibi davranmaktadır. Ona isim koymuşlar ve konuklarına göstermekten gurur duyarlar. İşleri bittiğinde bir dolaba tıkmak yerine, sanki çalışırken işi yarıda kalmış gibi kanepenin altına doğru itip bırakıyorlar.

Roomba’da zaman içinde yanlış tasarım değişikliği ve maliyetleri azaltmak isteyen bir yöneticinin duvara çarpınca çıkardığı sesleri kaldırması nedeniyle sıradan bir cihaza dönüşmesine nedene oldu. Bu da ilgiyi azalttı.

Lego yaptırdığı büyük veri araştırmalarında milenyum çocuklarının ne kadar sabırsız, aceleci ve kıpır kıpır olacağını sonucuna vardı ve Lego’nun daha büyük inşaat tuğlaları üretmesi gerektiğine karar verdi.

Bu karar ile Lego, 2003‘de cirosunun %30’unu kaybetti. Bu durum 2004 yılında %10 daha kayıp ile devam etti. Lego’yu öne çıkaran şeyin ne olduğunu bulmak için 11 yaşındaki bir çocuğun evi ziyaret edildi.

Bu çocuk Lego’ya düşkün olduğu kadar kaykaycıydı da. En çok gurur duyduğu şeyin ne olduğu sorulduğunda bir çift Adidas ayakkabıyı gösterdi. Bu ayakkabılar onun için zafer hatırasıydı. Onun altın madalyasıydı. Bunun da ötesinde onlar kanıttı. Ayakkabılar ona, arkadaşlarına ve dünyanın geri kalanına onun o şehirdeki en iyi kaykaycılardan biri olduğunu ilan ediyordu.

Lego o noktadan sonra kendi çekirdek ürününe yeniden odaklandı, hatta tuğla boyutlarını normal boyutla üretmekle kalmadı. Daha küçük, detaylı ve daha yoğun emek isteyen bir düzeye çıkardı.

Yaklaşık on yıl sonra Lego tarihte ilk kez Mattel’i geride bırakarak dünyanın en büyük oyuncak firması oldu.

“Teknoloji sayesinde hepimiz en az iki ayrı yaşam alanına sahip, en az iki kişi olduğumuzu söyleyebiliriz: Biri taştan çelikten evimiz, diğeri de ana sayfamız. Bunlar bazen örtüşür ama çoğu zaman örtüşmez.” / M. Lindstrom
“Empati, bir olayı bizzat yaşayarak yada hareketiniz başka birinin canını nasıl yaktığını görerek, duyarak hatta koklayarak öğrenilir. Yani bir ekran ile klavyenin arkasında bulamayacağınız bir şekilde.” / New York Times

Günümüz kültürü bir bakıma çabuk erişimle tanımlanıyorsa, anlık tatmin arzusunun dondurma külahlarımızı da etkilemesine şaşırmamak gerek. Hızlı yüklenen web sitelerine, saniyeler içinde gidip gelen mesaj ve e-postalara alışan çocuklar dondurmalarını hemen istiyorlar.

Değişen teknoloji ile öngörü ortadan kalkıyor:

  • 2000'lerin başında restoranda geçirilen süre ortalama süre 65 dakika.
  • 2000'lerde sipariş süreleri 8 dakika, hesabı ödedikten sonra masada kalma süreleri 5 dakikayı geçmiyor.

10 yıl sonra neler oluyor?

  • Akıllı telefonların etkisi ile restoranda geçirilen süre ortalama süre 1 saat 55 dakikaya kadar çıkıyor.
  • Restorana giren hemen herkes WiFi’ye bağlanmaya çalışıyorlar.
  • Sosyal medya hesaplarını kontrol ediyorlar.
  • Genelde menüye bakmayı unutuyorlar ve sipariş 21 dakika sonra veriliyor.
  • Yarısından fazlası yemek geldikten sonraki ilk 3 dakikayı fotoğraf çekmeye harcıyor.
  • Yemek yerken birbirlerinin fotoğrafını 14 kez çekiyorlar. Müşterileri yarısı garsondan toplu halde fotoğraf için istekte bulunuyor.
  • Hesabı ödeyip restorandan çıkmaları 20 dakika sürüyor.

Peter Theil:

“Birçok insan dünyanın geleceğini küreselleştirmenin belirleyeceğini düşünüyor ama aslında teknoloji çok daha önemlidir. Teknolojik değişim olmadan eğer Çin önümüzdeki yirmi yıl içerisinde 2 katına çıkarsa, hava kirliliğini de iki katına çıkacak. Hindistan’daki yüz milyonlarca aile yaşamanlarını Amerikalılar gibi -yani bugünün araçlarını kullanarak- sürdürecek olsalardı, sonuç çevresel bir felaket olurdu. Zenginlik yaratmak için dünyaya eski yöntemleri yaymak zenginlik değil, yıkım yaratacaktır. Kısıtlı kaynaklara sahip olduğumuz dünyada, yeni teknoloji olmadan küreselleşme sürdürülebilir değildir.”
  • Büyük verinin detaylarda nasıl daha anlamlı hale geldiğini incelemek için Small Data kitabını okuyabilirsiniz.