“Prensi bulana kadar bir sürü kurbağa öpmeniz gerekir.”

Büyülenmiş kalabalığın karşısında, sahnede duran teknoloji ikonu cebinden yepyeni bir aygıt çıkardı. Rakip ürünlere kıyasla o kadar küçüktü ki salondakiler gözlerine inanamıyordu.

Şirket kurucusu ününü yalnızca tiyatroyu andıran ürün tanıtımlarına borçlu değildi. Sıradışı vizyonuyla, bilimle sanatı harmanlama tutkusuyla, tasarım ve kalite saplantısıyla, piyasa araştırmalarından nefret etmesiyle de biliniyordu. “Biz insanlara istemediklerini bile bilmedikleri ürünler veriyoruz” diyordu.

Bu adam insanları farklı düşünmeye itiyordu. Şirketini zirveye taşımış, birden çok sektörü yeni baştan tanımlamış, sonra kendi yönetim kurulu tarafından kendi şirketinden apar topar atılmış, sonra da kurduğu imparatorluğun gözleri önünde çöküşüne tanık olmuştu.

Öykü Steve Jobs’u tarif ediyor gibi görünse de aslında bu vizyoner Jobs’un da kahramanlarından biri ve Polaroid’in kurucusu olan Edwin Land’di.

Land günümüzde en çok anlık fotoğraf makinesi mucidi olarak biliniyordu. Bu icat koca bir amatör fotoğrafçı neslinin ortaya çıkışından, fotoğraflı anı defterlerinden sorumlu. Ansel Adams’ın ünlü manzara fotoğraflarını çekmesini, Andy Warhol’un ünlülerin portresini yapmasını, NASA astronotlarının güneşi fotoğraflamasını sağlayan da buydu.

Land aslında daha büyük bir şeyin, güneş gözlüklerinden, dijital kol saatlerinden, cepte taşınan hesap makinelerine, üç boyutlu film gözlüklerine kadar milyarlarca üründe hala kullanmakta olan polarize ışık filtrelerinin mucidiydi.

Land toplamda 535 patent alarak Thomas Edison’dan sonra en fazla patente sahip Amerika’lı ünvanını elde etmişti. Steve Jobs, Land’e hayranlığını “Çağımızın en büyük mucidlerinden biri. Bu adam ulusal bir hazine” diyerek belirtmişti.

Adam Grant - Orijinaller son dönemde okuyup bakış açımı değiştiren, en sevdiğim kitaplardan biri oldu. Bu yazıda da kitabı okurken aldığım notları paylaşmak istedim.

Geleneklere Uymayanlar Dünyayı Değiştiriyor!

  • Sheryl Sandberg: Başarının herkesten önde olmakta değil, harekete geçmek için doğru anı kollamakta yattığını gördüm.
  • George Bernard Shaw: Mantıklı insan dünyaya uyum sağlar; mantıksız olansa ısrarla dünyayı kendine uydurmaya çalışır. O yüzden, tüm ilerlemeyi mantıksız insanlara borçluyuz.

Warby Parker

  • Dört öğrenci, 2008 yılında gözlük sektöründe devrim yaratmak için yola çıktı.
  • Sektörün devi olan Luxottica, optik pazarının %80’inden fazlasını elinde tutmaktaydı.
  • Dükkanlarda 500 dolara satılan gözlükleri internetten 95 dolara satacak, sattıkları her gözlük için bir gözlüğü de gelişmekte olan ülkelere bağışlayacaklardı.
  • Öğrencilerin hesabı günde bir ya da iki gözlük satmaktı. Fakat GQ onlardan “Gözlük piyasasının Netflix’i” diye söz edince, bir yılda ulaşmayı düşündükleri satış rakamına yalnızca bir ayda eriştiler. Satışlar öyle hızlı gerçekleşti ki 20.000 kullanıcıyı bekleme listesine almak zorunda kaldılar. Talebi karşılamaya yetecek kadar mal stoklamak dokuz aylarını aldı.
  • Fast Company’nin 2015'te yayınlandığı dünyanın en yenilikçi şirketleri listesinde Warby Parker listeye girmekte kalmadı, bir numaraya kuruldu. Kendisinden önce birinciliği elde eden üç firma, her biri yaratıcı birer dev olan Google, Nike ve Apple’dı.
  • Dört arkadaş beş yıl içinde dünyanın en elle tutulan markalarından birini kurdular ve ihtiyacı olan insanlara bir milyondan fazla gözlük hediye ettiler. Şirketin yıllık cirosu 100 milyon doları, değeriyse 1 milyar doları aştı.
  • Psikologlar bundan yıllar önce başarıya giden iki yol olduğunu keşfettiler: Konformizm ve Orijinallik. Konformizm, geleneksel yollardan kalabalığın peşinden gitmek ve mevcut durumu korumak demektir. Orijinallik ise daha az gidilmiş yoldan ilerlemek, insana önce aykırı gelen ancak sonunda her şeyi daha iyiye götüren yepyeni bir fikri ya da değeri benimsemek anlamına gelir.
  • Hiçbir şey tümüyle orijinal değildir. Etrafımızdaki dünyadan öğrendiklerimiz tüm fikirlerimizi etkiler. Biz farkında olsak da olmasak da sürekli bir şeyler ödünç alırız.
  • Orijinallik, yaratıcılıktan yani hem yeni hem de yararlı bir kavram üretmekten çıkar. Çıkar ama orada kalmaz. Orijinal insanlar insiyatifi ele alıp hayallerini gerçeğe dönüştürenlerdir.
  • Neil Armstrong ya da Sally Ride gibi astronotları “doğru şeye” yani insanoğlunun şimdiye denk yaşadığı tek gezegeni geride bırakıp cesurca uzaya çıkmalarını sağlayan cesarete sahip oldukları için takdir ederiz. Mahatma Gandi ve Martin Luther King Jr. gibi kahramanlara, değer verdikleri ahlak ilkeleri için hayatlarını riske atacak kadar sağlam inançlı olduklarından ötürü hayranlık duyarız. Steve Jobs ve Bill Gates gibi ikonları, okulu yarıda bırakıp aç kalmayı göze aldıkları, evlerinin garajına takılıp teknolojik vizyonlarını gerçeğe dönüştükleri için idole dönüştürürüz.
  • Tam zamanlı çalıştıkları işten ayrılmayan girişimcilerin başarısızlık oranı, işinden ayrılan girişimcilere göre %33 daha düşük.
  • Phil Knight 1964’te arabasının bagajından koşu ayakkabıları satmaya başlamış fakat 1969’a kadar muhasebeci olarak çalışmaya devam etmişti. İlk Apple I modeli bilgisayarı icat eden Steve Wozniak, Apple’ı Steve Jobs’la birlikte 1976’da kurmuş ancak 1977’ye kadar HP’de tam zamanlı bir mühendis olarak görevini sürdürmüştü. Larry Page ile Sergey Brin, internet aramalarını tepeden tırnağa iyileştirmenin yolunu 1996’da bulmuşlar ancak 1998’e kadar Stanford’daki lisansüstü çalışmalarından ayrılmamışlardı.
  • Linda Rottenberg: “En iyi girişimciler en çok risk alanlar değildir. En iyi girişimciler risk almayı bile risksiz hale getirir.”
  • Bir grup orijinal insan bir eyleme kalkışmaları için ikna edilmeseydi Amerika var olmayabilirdi. Sivil haklar hareketi hala bir rüya, Sistine Şapeli’nin içiyse bomboş olabilirdi. Hala güneşin dünya etrafında döndüğüne inanıyor olabilirdik, kişisel bilgisayar ise hiç yaygınlaşmayabilirdi.
  • Joseph Schumpeter: “Orijinallik yaratıcı bir yıkım eylemidir. Yeni sistemlerin savunuculuğunu yapmak çoğu zaman eski yöntemleri yıkmayı gerektirir. Bindiğimiz sandal devrilmesin diye korkuyla kendimizi dizginleriz.”
  • Thomas Jefferson: “Tarz söz konusu olduğunda kendinizi akıntıya bırakın, ilkeler söz konusu olduğundaysa kaya gibi sağlam durun.”
  • Scott Adams: “Yaratıcılık, hata yapmak için kendinize izin vermektir. Sanat ise bu hatalardan hangisinin saklanacağını bilmektir.”
  • Beethoven’ın kendi yazdığı senfoniler, sonatlar ve kuartetler arasından en çok sevdikleri, sonraki nesillerin en çok çaldıkları, en çok kaydettikleri eseler değildir.
  • Beethoven en ünlü eseri olan Beşinci Senfoni’de ilk bölümün sonunu çok kısa bulup bir kenara atmış, ancak sonra dönmüştü. Beethoven sıradan bir eserle sıradışı bir eseri ayırt edebilseydi bestesini daha ilk yaptığında şaheser olarak kabul ederdi.
  • Shakespeare en popüler beş eserinden üçünü yani Macbeth’i, Kral Lear’ı ve Othello’yu aynı beş yıllık dilimde üretmişti. Ama bu süre içinde nispeten sıradan olan ve en başarısız tiyatro oyunları arasında son iki sırayı paylaşan Atinalı Timon’u ve Pericles’i de yazmıştı.
  • Ira Glass: “Orijinal olmak istiyorsanız yapabileceğiniz en olası şey çok sayıda eser üretmek.”
  • Dean Kamen: “Prensi bulana kadar bir sürü kurbağa öpmeniz gerekir.”
  • Steve Jobs: “Yenilikçi bağlantılar kuracaksan deneyim kümen herkesinkinden farklı olmalı.”
  • Steve Jobs, sistematik analiz değil de sezgilerini dinleyerek büyük yatırımlar yapardı. Onun bir ürüne güvenmesini sağlayan üç büyük sebep: Alanda deneyimsizlik, kibir ve heves.
  • Frederic Godart önderliğinde yapılan araştırmaya göre en yaratıcı moda koleksiyonları, yurtdışı deneyimi en fazla olan direktörlerin moda evlerinden çıkıyor. Burada üç önemli nokta var:
  • – Yurtdışında yaşamanın bir önemi görülmemiş. Önemli olan, koleksiyonların başarısını belirleyen yurtdışında çalışılan, yabancı bir ülkede etkin biçimde tasarıma katkısı bulunulan zamandı. En orijinal koleksiyonlar iki ya da üç farklı ülkede çalışmış kreatif direktörlerin elinden çıkmasıydı.
  • – Yabancı kültür kişinin geldiği kültürden ne kadar farklıysa bu deneyimin o direktörün yaratıcılığına o kadar katkıda bulunduğuydu.
  • – En önemli unsur derinlik yani yurtdışında çalışılarak geçirilen süreydi.
  • Terasa Amabile: “Orijinalliğe ulaşmak için bir icadın sadece yeni değil, aynı zamanda kullanışlı olması gerekiyor.”
  • Bill Sahlman: “Ürünler değer yaratmaz, müşteriler yaratır. İş fikirde değil daima icraate biter.”
  • Daniel Kahneman: “Sezgi, ateşli duygular üzerinden hızla hareket ediyor oysa mantık daha yavaş ve soğuk bir süreç.”
  • Albert Einstein: “Büyük insanlar daima vasat zihinlerin muhalefetiyle karşılaşmıştır.”
  • Kuruluşlarda yapılan bir araştırmaya göre çalışanlar fikirlerini ve kaygılarını üst makamlara ne kadar sık iletirse iki yıllık dönem içinde maaş zammı ve terfi alma olasılıkları o kadar düşüyor.
  • Francis Ford Coppola: “İktidara gelmenin yolu her zaman kuruluşa meydan okumak değildir, önce kuruluşa bir yer edinmek sonra onu karşısına alıp ihanet etmektir. “
  • Kişiye özel kredi sırayla değil, saygıyla elde edilir ve katkılar üzerinden hesaplanır.
  • Howard Tullman: “Alışkanlık bıkkınlığa yol açmaz, rahatlık sağlar.”
  • Orijinallik arayışındaysanız seçenekleriniz arasında ihmal yoktur. Sadakat ise sesinizi yükseltme hakkı kazanmak için geçici bir yoldur. Fakat uzun vadede ihmal gibi sadakat de statükoyu korur ve hoşnutsuzluğunuzu gidermeye yetmez. Durumu değiştirmek için sadece iki geçerli alternatif var: Çekip gitmek ya da sesinizi yükseltmek.
  • Uzun vadede pişman olduğumuz hatalar bir şeyi yapmaktan değil yapmamaktan kaynaklanan hatalardır. Eğer her şeyi yapabilecek olsaydık bir çoğumuz kendimizi daha az sansürler, fikirlerimizi değerlerimizi daha çok ifade ederdik.
  • Mark Twain: “Yarının işini asla bugünden yapma.”
  • Erken kalkan balığı avlar ama unutmayalım balık da erken kalktığı için avlanmıştır.
  • Orijinalliğe giden yol ertelemekten geçiyor olabilir. Ertelediğiniz zaman yapılması gereken işi bilinçli olarak geciktirirsiniz.
  • Eski mısırda ertelemeye denk düşen iki fiil vardır. Biri tembellik anlamında diğeri ise doğru zamanı kollamaktır.
  • Da Vinci: “Dahiler bazen en çok işi en az çalıştıklarında başarırlar çünkü zihinlerde icatlar yapar, kusursuz fikre biçim verirler.”
  • Orijinal olmak ilk olmayı gerektirmez. Sadece farklı ve daha iyi olmak demektir.
  • Malcolm Gladwell: “Fikirler ve dünya gerçekten karmaşıklaştığında birinin hepsinin altından kalkabileceğini düşünmek aptal olur. “
  • Pazara ilk giren sizseniz tüm hataları kendi başınıza yapmak zorunda kalırsınız. Yerleşimciler ise o sırada sizi izleyip hatalarınızdan ders çıkarırlar.
  • Friendster 2002’de ilk popüler sosyal ağ olarak çıktı. Bir yıl içerisinde üç milyon üye kazandılar. Yöneticiler o kadar acele ettiler ki sitenin trafiğinin yarısından fazlası Güneydoğu Asya’da olduğunu ve bunun da reklam gelirlerini desteklemeyeceğini fark etmediler. Facebook 2004’te çok daha küçük kitle olan üniversite öğrencileri için açıldığında, liderler kullanıcı tercihlerini sabırlı bir şekilde öğrendiler ve bundan hareketle grup oluşturma, etkinlik planlama ve sohbet işlevleri eklendi. MySpace’in dağınık ve verimiz dağınık ve verimsiz reklamlarını izleyen Facebook temiz, hedefli ve kullanıcı dostu reklamlar yapmak için reklamcılarla ortaklık kurdu.
  • Peter Thiel: “İlk hamleyi yapmak bir taktiktir, hedef değil. Bir başkası gelip sizi yerinizde ederse, ilk olmanın size bir faydası dokunmaz.”
  • 1840’larda Macar doktor Ignaz Semmelweis tıp öğrencilerinin ellerini yıkamasının doğum sırasındaki ölüm oranını ciddi ölçüde düşürdüğünü keşfedince meslektaşları tarafından aşağılandı ve akıl hastanesini boyladı. Fikirleri anca yirmi yıl sonra Pasteur ve Koch mikrop teorisinin temelini atınca bilimsel meşruiyet kazandı.
  • Abraham Maslow: “Elinde çekiç varsa her şey gözüne çivi gibi görünür.”
  • Frost: “Gerçek hayatta kullanıldığını duymadığım ne bir sözcük ne de bir sözcük kombinasyonu kullanırım.”
  • Simon Sinek: “Fikirlerimizin ardındaki vizyonu, ürünlerimizi yönlendiren amacı anlatırsak insanlar bize koşarak gelecektir.”
  • Ralph Waldo Emerson: “İşin aslı şu ki birbirimizde asla affetmediğimiz tek günah, fikir farklılığıdır.”

İlk olarak aşağıdaki linkte yayınlanmıştır.