GERÇEKLERE ÇAĞRI

Uyuşturucular sadece fiziksel değildir.Aklınızın uydurduğu düşünceler de uyuşturucudur.Örneğin bir düşünceye veya kafanızdaki bir imaja tamamen inanmak ve hayatınızı bu düşüncelerin üzerine kurmanız da bir uyuşturucudur.Çünkü bir düşünceye veya bir inanca körü körüne inanırsanız gerçekleri göremezsiniz.Bir akıl hastanesindeki bir deliyi izlerseniz,başkalarını dinlemediğini,hep aynı düşünceleri sesli veya içinden devamlı tekrarladığını,kendi sahte dünyasında yaşadığını görürsünüz.Hepimiz böyle değilmiyiz?Sadece farkımız içimizden konuşmamız.Gerçekten bilinçlimisiniz?Yoksa bilinçli olduğunu zannedip bilinçsiz olduğunun farkına varamayan delilermiyiz?
Kimsiniz peki siz?Bu sorunun cevabını gerçekten buldunuzmu hayatınızda?Yoksa,toplum ve içinde yetiştiğiniz kültürün size empoze ettiği sahte ideoloji,din ve güç pozisyonları ile kendinize değişik isimler koyup insanları birbirinden ayırıyorsunuz?Nedir yaşamak?Çok para sahibi olup güçlü mevkilerde mi olmak yaşamak?Kendinizi veya ailenizi güvende hissedecek kadar güç ve para kazanmak için her türlü kurnazlık ve kötülüğü yapıp ,başkalarına ve doğaya zarar vermek mi yaşamak?Arzularınızın peşine takılıp kendinizi kaybettiğiniz anlar mı yaşamak?İstediğiniz her tecrübeyi yaşayıp,en lezzetli yemekleri gözü dönünceye kadar tıka basa yemek mi mi yaşamak?Ölüm döşeğindeki yaşlı bir insanın,geride bankada bıraktığı dijital rakamlar ve boşa geçen bir ömür mü yaşamak?Başarılı olmak mı yaşamak?Siz çok zeki ve başarılı olup para ve mevki kazanabilirsiniz ama bu hayatınızı doğru yaşadığınızı gösterirmi?Birbirimizi öldürmekte de çok başarılıyız.Teknolojinin gelişmesi ile daha başarılı öldürüyoruz diğerini artık.Peki bu gerçek bir başarımı?Mars’a robot gönderiyoruz yaşam bulmak için ama daha yanıbaşımızdaki komşumuzla gırtlak gırtlağayız.Video oyunları gibi bir tuşa basıp dünyanın öbür ucundaki bir bebeğin kafasına bir drone ile bomba yağdırabiliyoruz artık,ne kadar büyük bir başarı değil mi?O inandığınız dindarlık kavramında yazıyor mu başkalarını öldürmeniz iyidir diye?Yoksa insanları ayırıyormusunuz Türk,Kürt,musluman,yahudi,şu bu diye?Hayat bir dağın tepesine erişip kibirlenmek değil,o tepeye çıkarken nasıl yürüdüğünüzdür.Hayatınızın şu anında ne yapacağım diye düşünüyorsanız,cevaplarınızı dışarıda değil içiniz’de arayın. Ne kadar zalim,diktatör,ne kadar deli ve bencil olduğunuzu göreceksiniz.Etrafınıza yalan söylediğinizde,aslında her yalanı kendinize söylediğinizi anlayacaksınız.Doğaya ve diğer insanlara nasıl zarar verdiğinizi göreceksiniz.Bir insan başka bir insana veya canlıya zarar veriyorsa ve bunun inançlarının gerekliliğiyle doğru olduğuna inanıyorsa bu insana dindar diyebilirmisiniz?Dindarlık gerçeği görmek değilmidir?Sebebi ne olursa olsun,başka bir canlıya zarar verdiğiniz gerçeğini görebiliyormusunuz?Arzularınızın,korkularınızın ve inançlarınızın peşinden giderken gerçek hayatı görebiliyormusunuz?Çünkü gerçek birdir.Sadece bir gerçeklik yokmudur?Bakın yaşadığınız şu hayata,hangi gerçekleri görüyorsunuz?Kim kime zarar veriyor,kim kimi öldürürüyor?Zalimin müslüman,yahudi,hıristiyan,komünist,ateist, şu veya bu olması birşeyi değiştirirmi?Zalim zalimdir.Yoksa favori zalimleriniz,savaşlarıniz mı var?Bunları görebiliyormusunuz,yoksa kafanızı çevirip psikolojik uyuşturucularınızın konforlu illüzyonlarına mı dalıyorsunuz?Korkuyorsunuz,gerçekleri görmekten korkuyorsunuz.Korktuğunuz için de kaçmak istiyorsunuz acı gerçeklerinizden, kiminiz fiziksel, çoğunuz zihinsel uyuşturucularınızla.Korkmayın,gerçek dindarlık budur.Gerçeği görmek.Gerçekleri de ikinci bir insan gibi yaşayıp,size ezberletilen sahte ideolojiler ile göremezsiniz.Bunu ancak siz gerçekleştirebilirsiniz.Aksi taktirde,aklınız ve düşünceleriniz başkaları ile kontrol edilir.Propaganda’nın ve kontrol’un anlamı budur.Bütün otokratik yönetimler ilk olarak iletişim araçlarını boşu boşuna kontrol altına alıp,gerçekleri manüpile etmeye çalışmaz.Kendi yarattığınız bu düşünce hapishanesinde,bir esir olduğunuzu bile farketmez, hatta hayali demir parmaklıklarınızı celladına aşık olan bir deli gibi savunursunuz. Bu okuduğunuz kelimelere de,bu satırların sahibine de kesinlikle inanmayın.Çünkü sözler ve fikirler asla gerçek değildir.Birisi size bin kere ben dindar, iyi bir insanım derse ama hemen sonra her türlü şeytanlığı yapıyorsa o sözlerin ne anlamı vardır? Kör bir insana guzel bir dağ manzarasını nasil tarif edebilirsiniz? Kelimeler sizi mest edebilir ama gerçeği hiçbir zaman tarif edemez. Başbaşa kaldığınız bir anda dinleyin o içinizdekileri.Aklınızın ne kadar meşgul ve düzensiz olduğunu görecek,anlayacaksınız.Oturun bir ağacın gölgesinde ve bir kuşun şarkısını dinleyebiliyormusunuz hiçbir çaba göstermeden,sadece ve sadece o anı yaşamak için sessizce,izleyin kendinizi.Yamaçlarda uçan bir kartalın günbatımında süzülüşünü izleyebiliyormusunuz sükut içinde,test edin kendinizi.Bir güldeki yağmur tanesi olup,hayatın derin yanlarını görün.İşte hayatınızda ilk başarmanız gereken,gerçekten kim olduğunuzu keşfedip,insanlığınızı bulmanızdır.Bunu yaparken de kimler olmadıklarınızı keşfedeceksiniz.Yaşamanızın ilk amacı budur.Bu amacı gerçekleştirme çabanız da gerçek dindarlıktır,gercek başarıdır.Bu aynı zamanda sizin bir insan olarak ta sorumluluğunuzdur.Çünkü bu acı gerçekleri hepimiz yaratıyoruz.Ancak bunu gerçekleştirdikten sonra kalbiniz huzura erip, aklınız sessizleşir ve gerçek meditasyona o zaman başlarsınız.Yaşamın anlamını veya tanrının,Allah’ın olup olmadığını da bu amacı gerçekleştirdikten sonra bulabilirsiniz.Siz istediğiniz kadar bir mağarada 20 yıl yemeyin,içmeyin konsantrasyonla tanrıyı bulmaya çalışın,istediğiniz kadar duvarların önünde ağlayın,istediğiniz kadar ezberlediğiniz mantraları,duaları tekrarlayın,sahte din adamı ve politikacıların peşinden koşun,eski köhnemiş geleneklerinizi tekrarlayıp durun,kısacası kendinizi istediğiniz kadar kandırın,bu şekilde hiçbir zaman gerçek bir dindar olamazsınız.Çünkü gerçekler, entellektüel bilgi veya konseptlerle görülemez.Bu manada, 5 üniversite bitirip ateism’e inanip kendini felsefeci sanan bir profesor ile,bir inanca fanatik olarak inanan ve kendisini dindar diye kandıran cahil diye hor gördüğünüz bir köylünün birbirinden farkı yoktur.İllüzyonlarınızın ne kadar kutsal veya değerli olduğuna inanırsanız inanın,illüzyonun sahte olduğu gerçeği değişmez.
Gerçekleri görüp te buna rağmen kötülüğün peşinden koşanlar,size sesleniyorum.Kutsal diye inandığınız kitaplarda sözü edilen şeytani,öbür dünyalarda aramayın.O şeytan sizsiniz işte siz.