2018 özetim

Birkaç aydır heves ettiğim, hayatımda üçüncü kez atıldığım blog tutma olayına sonunda tekrar giriştim. Gereksiz “hello world, hadi bism…” gibi bir yazıyla başlamak yerine, 24 yıllık hayatımın en heyecanlı yılı olan 2018'i özetlemek istiyorum. Hadi bism…

Blogtaki ilk yazı olacağı için kendimden de kısaca bahsedeyim. Ben 24 yaşında, İzmir’de yaşayan, kendini yazılımda ve diğer birkaç disiplinde geliştiren bir yazılımcıyım. Son birkaç aydır, -yazının devamını kendisine adayacağım projem- Craftt üzerinde, ortağım Oğuzhan ile çalışıyorum. Çok seri girişimciyiz, sepseri.

2018'in başlarında, birkaç kez pivot ettiğimiz proje(ler) üzerinde, elle tutulur pek bir çalışma yapmamış olsak da bol bol fikir geliştirmiştik. Aslında fikirleri düşünüyorken bir yandan da bir arkadaşıma mobil uygulama yaptırıyorduk ufak ufak. Onu da sonra yarıda bırakıp web’e döndük ya, neyse, bu konuya birazdan gelcem.

Nasıl, yılan de mi?

O aralar Craftt değil projenin adı, Eventmate diyoruz. Aylarca Eventmate dedik, onlarca kişiye söyledik ismi. Bi kere de Google’ı açıp ismi aramamışız. Bizimkine benzeyen 3 tane daha proje var o isimle, biri hala yürüyormuş o sıralar. Temmuz gibi fark etmiş olmalıyız, Craftt için logo tasarladığımız dosyayı 6 Temmuz’da oluşturmuşum zira.

İtiraf etmeliyim ki 2018'de yaptığım en büyük hata, sadece ürün geliştirmeye odaklanıp diğer her şeyi bir kenarı itmekti. Yaklaşık 6 ayımızı kendi keşfettiğimiz fikire, kendi içimizde çözüm üreterek, sadece kendimiz test ettiğimiz bir mobil uygulama geliştirdik. Pişman mıyım? Tam olarak değil. 2017'nin saçma sapan aksiyonlarının yarattığı yorgunluğu atmalıydım üzerimden.


12 yaşımdan beri kod yazıyorum; tasarım, kullanışlılık -buna UX dendiğini de 2018'de öğrendim-, sunucu yönetimi gibi alakalı diğer konularla uğraşıyorum. Bu yaşıma kadar girişimcilik ve iş geliştirmeyle ilgili en ufak bir istek oluşmadı içimde. (2008'deki e-tohum’a katılmıştım bir kere gerçi. Motivasyonum neydi bilmiyorum.) Uzun süre kendi işimi yapmak gibi bir şey düşünmemiştim. Aslında düşündüm de, kafamda kendi işini yapma konusu “kodumu yazar satarım” gibi sığ bir düşünce ile sınırlıydı. Mesleğime ve kendimi mesleki olarak geliştirmeye odaklanıyordum. Hatta yakın zamana kadar kendi projelerim için “abi ben teknik işleri hallederim, gerisi sizde” cümlesini sık sık kurmuştum birlikte çalıştığım arkadaşlara. Ne salakmışım. Teknik işler en sıkıcı kısımmış.

Gel zaman, git zaman, ben deli gibi kod yazıyorum. Proje dışardan bakınca tek, ama aslında yazılım olarak 3 ayrı proje yapıyorum. Mobil uygulama, backend ve atölyelere kullandıracağımız panel. (Atölye mi? Sahi, ne yapıyordu bu Craftt? Sitede kısaca bahsettik. Yakında bununla ilgili bir blog yazarım.) Ben 3 projeyi geliştiriyorum ama aslında gelişmiyor. Sürekli ya bir bug, ya da “abi bunu böyle yapmayalım ya”lar dönüyor konuşmalarda. 6 ayda gerçekten kabul edilebilir seviyede ortaya çıkan tek şey mobil uygulama. O da 3 ekrandan falan oluşuyordu sanırım. Saymak için açıp bakmayacağım, üzülüyorum gördükçe. Backend de fena değil ama bi stres testi yapsak Amazon anında arayıp “bilader noluyo” der muhtemelen. Lütfen denemeyin, anksiyetem zaten pamuk ipliğine bağlı durumda.


Fark ettim ki kalan bütün işleri Oğuzhan’a yıkmak pek adil olmamış. Ayrıca durmadan ürün geliştiriyoruz (kendi içimizde :D) ama Instagram hesabında 12 takipçi, 0 post var. Kime kullandıracağız lan bu uygulamayı?! Oğuz da Webrazzi falan takip ediyor, yatırımcılara falan ulaşmaya çalışıyor. O aşamadayız ya çünkü. :D

“Bırak abi yatırımı falan şimdi, sosyal medyayı harekete geçirelim.”
“Olmamış, yine olmamış… Bu origami feyk.”

Geçirmedik. Aradan aylar geçti, 15 takipçimiz oldu. Bi gün origami kağıdı aramaya çıkıp sarı ince karton alıp geldim eve. Logoyu yapıcam elimle. Otantik bir ilk post, bir “hello world” yaratma peşindeyim. Baya leş oldu. O kadar beğenmedim ki kendime sinirlendim, ağlıcam sinirden.

A4'ten yaptım bir tane. Logonun renginde olmadı ama n’apalım artık… Fotoğrafını çektik, ışıklar falan -2 telefonun flaşı-, fena prodüksiyon var yani. Şöyle bir şey çıktı ortaya:


Ağustos gibi ufkumuz açılmaya başladı. İYTE Teknopark’ta gerçekleşen Tech’n Roll ile başlayıp Fuck Up Nights gibi etkinliklerle kabuğumuzu kırmaya ve dışarı çıkmaya başladık. İzmir Bilimpark’la görüştük bi ara, başvuru yaptık, kabul edildik. (🎉) Görüşmeden dönerken İEÜ’de Design X diye bir program yapılacağını öğrendik. Ona da başvurduk. (Alıştım zaten her başvuru formunu doldurmaya.) Taylan (Demirkaya) hoca ve Ezgi (Ezdar Onur) hocadan 30 saatlik bize oldukça faydalı olan bir eğitim aldık.

İlk fotoğrafta soldan sağa Oğuzhan, Serkut, ben.

Eylül ortalarında, -2012'de katıldığım Startup Weekend hackathon’ında mentörlük yapanlardan biri olan- Uğur Arıcı’ya yazdım Twitter’dan. Hackathon’dan beri takip ediyorum Uğur’u. Samimiyetine, yapıcılığına inandığım birisi. Mesajda kısaca Craftt’tan bahsedip, vakit ayırabilirse kısa bir Skype görüşmesinde biraz daha detay verebileceğimi ve feedback istediğimi söyledim. Geri çevirmedi isteğimi, 1 ay sonra vakitleri ve boş zamanı denk getirebilip yaptık Skype’ı. 😅 Müthiş verimli geçti. 2 sayfa not çıkarmışım konuşma boyunca, hala duvarımda asılı, haftada bir tekrar okuyorum. Önerilerin çoğunu uyguladık bile o günden bugüne. Ayrıca uygulamayı, “bu arada uygulama var, bi baksana” telkinlerime gerek bırakmadan kendi isteğiyle indiren ilk kişiydi. Teşekkürler Uğur! Büyük motivasyon oldun. 🤩

Uygulama demişken… Uygulamayı geliştirmeyi bıraktığımızdan bahsetmiştim. İnsanların Instagram postlarımızda gördüğü workshop’a katılmak için uygulama indirmek, kayıt olmak ve uygulamada tekrar aynı workshop’ı bulmaya çalışmasının kötü bir deneyim olacağından, onun yerine basit arayüzlü ve sonuç odaklı bir websitesi yapıp satın almayı hızlıca webde bitirmenin daha sağlıklı olacağından bahsetti Uğur. Taylan hoca da Design X’in ilk dersinde “fikrinize aşık olmayın, dışardan bakabilecek, kullanıcılarla empati kurabilecek kadar objektif yaklaşın” demişti. Haklıydılar. Websitesi yaptık, uygulamayı durdurduk. Uğur bundan bahsetmiyordu tam olarak ama Apple developer hesabının, 2017'de 250 TL iken sonraki yıl 750 TL’ye çıktığını görünce kendim verdim durdurma kararını. 😄

“Reklama harcarız o parayı.” — Hakan Aktaş, 2018.

Kısaca 2018 böyle geçti benim için. Nerdeyse sadece iş tarafına değindim yılın. İyisiyle kötüsüyle onlarca daha olay olmuştur ama sevgili günlük kafasına çevirip kişisel zırvalıklarımla boğmayacağım kimseyi. Aslında işlerle ilgili anlatmadığım bir sürü şey oldu da başka zaman yazarım artık. 2018'de tanıştığım, bana kişilik ve iş olarak katkı sağlayan bir sürü güzel insan oldu. Hepsine müteşekkirlik falan işte, çok uzadı, benim de uykum geldi. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki blogda görüşmek üzere, beğenmeyi, abone olmayı ve paylaşmayı unutmayın.