DEDEM MAKYEVELİST DEĞİLDİ..

Dedem rahmetli Osmanlının son, Cumhuriyetin ilk dönemlerinde medrese eğitimi alıp Hafız-vaiz-imam olarak yıllarca anadolunun çeşitli vilayetlerinde görev yapmış, 2 dil bilen (Arapça-Osmanlıca) bir kuşağın temsilcilerindendi. Bölgesinde oldukça saygı gören bir din adamı idi. Çalışma odasında onlarca el yazması kitaplar, Osmanlı eserleri ve dini tefsirlerle ömrünü tamamlayıp seksenli yılların sonunda hakkın rahmetine ulaştı(85 yaşında)..

Allah rahmet eylesin Babası da Çanakkale şehitlerinden bir Hafızdı.

Dedemin yanında büyüdük. Bize ticari ve sosyal hayatımız için Rahmetli şunu hep söylerdi: “Torunum, Helal haramı bastırırsa Maldan, Helal haramı dengelerse Candan, Haram helali bastırırsa Allahu alem, yani onun cezasını ilahi rahmanda doğrudan belirler..

En tehlikesi haramın helali bastırması ve güllük gülistanlık bir hayat yaşayıp da ölen insanların akıbeti idi. Dua etmek lazım ki dünyadaki hataların cezalarını dünyada kefaretini vermek ve İlahi rahmanda Allahın adil mahkemesi ve adaletine tabi kalırken “takipsizlik” kararı ile berat etmek.”

N.Machiavelli’(1469–1527) ismini ve makyavelist akımını çoğunuz duymuşsunuzdur. 1513'te yazdığı Principe (Hükümdar) adlı eserin­de siyasetin yüzyılımıza hitap eden tanımını çok realist bir akımla dillendirmiş.

Türkiyede “MAKYAVELİST” akımın unutulmayacak liderlerinin başında Süleyman Demirel gelir. Oy almanın mübah olduğu her yolu denemek bu akımın en temel kuralıdır. Demirel yıllarca “benim köylüm, benim işçim, benim işadamım vs” diyerek oy aldığı ve oy alıp iktidar olunca ise kime hizmet ettiği hepimizce malum. Sonra Çiller’in 3 anahtarı, Cem Uzan’ın döner tezgahları mübah yolların siyasi tarihimizin en güzel örnekleri oldu. Tabi Fetö’nün her siyasi parti kalıbına girip oy alanların temsil ettiği politik merkezleri ele geçirmesi de bu akımın günümüze güncellenmiş versiyonudur.

Makyavelist akım der ki, “devlet içinde kaosu kendin yarat, yarattığın kaosu sonra sen çöz ve kahraman ol”..

Asıl konumuz ise günümüz siyaseti. İktidar olmak ya da iktidarda kalmak için oy almanın her yolu mübah mı?

Seyirci yediği gollerden daha çok golleri atan takımını daha çok alkışlar. Heyecanlanır, fanatikleşir ve mutlu bir şekilde evine gider. Çok gol yiyen kalecesi değil daha çok goller atan forvetler konuşulur. Yani takım bir farkla da kazansa sonuç herkesi mutlu eder.

İşte Makyavelist akım sonuç odaklı politik başarıları hedef gösterir.

Ya Futbolla ilgilenmeyip stadyuma gitmeyen vatandaş/millet bu konuda ne der? Ahlak, temiz politik siyaset zemini isteyip, Makyavelist metodları tasvip etmeyen o sessiz çoğunluk ne olacak?

AK Partiyi iktidara, CB Erdoğanı milli iradenin liderliğine o sessiz çoğunluk getirdi.

Attığımız gollerden bir tane fazla gol yersek artık trübünlerde Makyavelist akım hakim olur..

Yani: Seyirci kendini mutlu etmek için her yolu mübah sayar..

One clap, two clap, three clap, forty?

By clapping more or less, you can signal to us which stories really stand out.