POLİTİKA NANKÖRDÜR,
ZAMAN BELİRLEYİCİDİR…

Zaman akıp giderken her saniyesi bir daha yerine konulamayacak tek gerçektir. Hayatımızın tüm sürecinde zaman kavramı oldukça değerli bir süreçtir.
Siyasette zamanı iyi kullanmak oldukça önemlidir. Hedefiniz büyük ise zamanı iyi kullanmak oldukça stratejik bir adımdır.
Başarılı olmak, zirveye oynamak ve zirvede kalmak tamamen zamanın iyi ve akıllı kullanılması ile ilgilidir.
Recep Tayyip Erdoğan’ın; zamanı ve çağımızın stratejik aklını en iyi kullanan bir lider olduğu artık çok açık bir gerçektir.
Recep Tayyip Erdoğan artık zirvede ve zirvede kalmanın zamansal stratejileri ile hareket etmek zorunda.
Zirvede kalmak oldukça zor ve oldukça yorucu bir iştir. Bir liderin bu konuda sürdürülebilir bir süreci yürütmesi için etrafında oldukça güvenilir, karizmatik, akıl üreten ve öngörüsü yüksek bir kadro konuşlandırması hayati önemdedir.
CB’lığı seçimleri geçti, sistem değişti, Recep Tayyip Erdoğan şu anda Türkiye’nin en güçlü siyasi lideri ve rakipsiz tek muktedir devlet adamıdır. Başkan’ın Bu pozisyonu her zamankinden daha güçlü halini aldı.
İşte şimdi zamanı iyi kullanmak isteyen politik profiller, yeni siyasal oluşumlar, Liderlik pozisyonları almak için yoğun bir çalışma içine girmektedir. Bir siyaset uzmanı olarak bu değerlendirmeleri yapmak tamamen kişisel görüşlerimdir, bir grup/kişinin leh ve aleyhinde olmak kaygım yoktur,
Bunlara bağımsız, öngörüsel siyasi analizler de diyebiliriz.
Başkan Erdoğan yüklenmiş olduğu o ağır görevin sorumluluklarını yerine getirmek ile meşgulken, hele de çok güvendiği isimlere verdiği sorumluluklara gelen eleştirileri göğüsleyip ülke sorunları ile oldukça meşgulken geri planda yeni siyasi oluşumların ilk adımlarının seslerini duyuyoruz dersek yanlış olmaz.
Ekonomide ve özelikle mikro ekonomide yaşanan kırılganlıkların etkileri ve bunun topluma yansımalarının yoğunlaştığı günümüzde AK Parti için iktidar ateşten bir çember olma yolunda. Ayrıca hükümeti kuran ve ekonomiden sorumlu atamalarda aileden isimleri değerlendiren Başkan Erdoğan’ın bu hamleleri doğrudan elini sorumluluk altına sokması anlamına geliyor.
İşte bu süreçte önümüzde 31 Mart yerel seçimleri var. Yeni siyasi oluşumlar planlayan isimlerin, yerel yönetimlerde önemli mevkileri tutarak ekonomik kaynak üretmek, yapılanmanın mutfağını oluşturmak için kalecikler inşa etmek istemeleri için doğru bir zaman başlıyor.
AK Parti içinde lider vasfı olan bir kaç isim var. Bunlardan biri de İçişleri Bakanı sayın Süleyman Soylu’dur.
Bir kaç gündür basında Sayın Soylu’nun Ankara BB Başkanlığı adaylığından söz ediliyor. Tabi bu İstanbul özelinde de konuşuluyor. Hem de MHP’nin Soylu’nun çatı adaylığını destekleyeceği bir isim olduğu ifade ediliyor.
Peki Sayın Soylu Ankara’da MHP ve AK Parti’nin onayladığı Ankara Çatı adayı olup belediye başkanı olursa (ki bana uyar) sadece belediye başkanı olup park, bahçe işleri ile uğraşıp, protokol düğünlerinde nikah mı kıyacağını düşünüyorsunuz?
Bence böyle olmaz. Siyaseti yakından takip eden bir uzman olarak ve politik profil analizlerinde yerinde öngörüsel tahminler yapan biri olarak Sayın Soylu’nun sadece belediye başkanlığı yapmayacağına inanıyorum.
Ne olacağını analiz edeyim; Sayın Soylu Ankara ya da İstanbul adayı olarak MHP tasdikli Ak parti adayı olursa kesinlikle çok rahat kazanır. Hatta tarihi bir oy rekoru ile seçilir. İşte bu Sayın Soylu’yu ilk tahrik eden gelişme olur.
İkinci aşama ise yeni siyasi oluşum için kaynak üretimi süreci başlar, bu en az iki yıl sürer. Geniş bir yelpazede bir çok isim ve politik merkez Sayın Soylu etrafında konuşlanmaya başlar, arkasından medya ve sermaye desteği gelmeye başlar. Ve bir gün MHP ve İP’e (İYİ) birleşin baskıları gelmeye başlar. Sonra sayın Soylu, derin bir elin MHP-İP-DP ve kısmen AK Parti den kopma bir grup ile yepyeni bir parti olarak ortaya çıkan yeni oluşumun başına geçer.
Bu şu anlama gelir, 2020–21 ortalarında bu ülkede Başkanlık seçimlerini kucağımızda buluveririz.
Hazır Başkan Erdoğan tüm enerjisini ve millet nezdindeki kredilerini vasıfsız kefillerine harcarken, ekonominin mikro etkileri hane halkına yansıyıp acılar çoğalırken, fırsatı değerlendirecek ellerin yeni siyasi oluşumlar için mutfağa girmesi için bundan daha iyi bir zaman dilimi olamazdı.
Bir siyasi analist olarak yeni liderlerin ve yeni siyasi oluşumların Başkan Erdoğan sonrası için hesap edildiğini düşünüyordum. Ancak yeni veriler bunun daha öne çekileceği ve Başkan Erdoğan’ı post modern bir yapılanma ile bertaraf etmeyi düşünen bir merkezin hareketlendiğini düşünmek çok ta hayal değil.
Bunun adına ihanet diyemeyiz. Bu belki de acil durumda milliyetçi muhafazakar siyasi kitle için bir (b) planı olarak ta değerlendirilebilir.
Yazının başında dediğim gibi; Zaman iyi kullanıldığında başarının tek anahtarıdır.
Bu anahtar iki şekilde kullanılabilir; Ya dışardaysanız kapıyı açıp içeri girersiniz ya da içerdeyseniz kapıyı kilitler kendinizi güvene alırsınız.
Bu dönem; içerdekiler ve dışardakilerin zamanı kullanma becerisinin sergileneceği 2–3 yıllık bir zaman dilimi olacak.
Dünyayı insanlar değil zaman değiştirir; ancak bu değişim insan eliyle olur…
