15 Temmuz ve Tartışmalı Sonrası

“Yazıma başlamadan önce Türkiye’nin bağımsızlığını korumak için hayatını kaybeden 249 şehidimizi saygıyla anıyor,ailelerine ve tüm Türkiye’ye başsağlığı diliyorum.Ulusumuzun kaderi için sergiledikleri cesareti ve fedakarlığı asla unutmayacağız.Ayrıca darbeyi ve darbecileri şiddetle kınıyor ve lanetliyorum.”

Cumhurbaşkanlığı’nın şehitlerimizi anmak için bastırdığı bir poster.

David Galula’ya göre(1964),yönetim mekanizmasını kaba kuvvetle ele geçirmenin üç modeli vardır:devrim,darbe ve ayaklanma[1].Muhtemelen en yaygını olan darbe,köken itibariyle Fransızcadır ve seçilmiş bir iktidarın özellikle askeri müdahaleler olmak üzere yasadışı yöntemlerle devrilmesi manasına gelir.Birden fazla kez darbe yaşayan Türkiye bu manada yeterince deneyimlidir.1960'dan beri Talat Aydemir vakası gibi birkaçı dışında neredeyse tüm darbeler başarılı oldu.Geçen yıl FETÖ(Fethullahçı Terör Örgütü) mensubu bir grup sözde asker darbe girişiminde bulundu ve Türkiye’yi tüm siyasal,ekonomik,sosyal manada teslim almayı amaçladı[2].

Darbe gecesi Erdoğan meşhur konuşmasını yapıyorken.

Darbeciler bu kez başarılı olamadı çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan(OHAL kapsamındaki son pratikleri nedeniyle demokrasi bağlamındaki karakteri hala tartışılır mahiyettedir.) tüm vatandaşlara darbe karşısında sokağa çıkma çağrısında bulundu.Bu çağrıdan sonra,çeşitli görüşlerden önemli miktarda insan demokrasi yanlısı zeminde uzlaştı ve sokaklara akın etti,darbeciler tarafından kullanılan tankları durdurdu vd.

Sokağa çıkan vatandaşlar tarafından ele geçirilen tank demokrasi zaferini simgeliyor.Cesur Türk insanı büyük takdiri hakediyor.

Türk siyasal tarihinde bu olay vatandaşlar ve iktidar arasındaki işbirliği ile darbeyi püskürtme bağlamında kritik bir noktadır.Tüm bunlardan sonra,bu olaydan ve sonrasından bir dizi çıkarım yapılabilir.

Böyle bir işbirliği darbe gecesi Atatürk Havalimanında görülüyor.

İlk olarak,darbeye karşı koymayı amaçlayan bu işbirliği(iktidar ve halk arasındaki) siyaset uzmanları arasında bir tartışmayı tetikliyor;hükümetlerin darbeye direnmek ve püskürtmek için kendi lehlerinde kesinlikle hiçbir çaresinin olmadığı tezini çürütmeye öncülük ediyor.Bu vaka ilk çareyi/yolu inşa ediyor ve bu yolun kanıtlanmış bir biçimde uygulanabilir olduğunu gösteriyor.15 Temmuz’dan önce hiçbir zaman böyle bir işbirliği düşünülmemişti.Elbette insanları böyle bir gecede sokağa davet etmek,başka bir deyişle kargaşanın ortasına,ulusal barış için risklidir.Bu durum kaosa veya iç savaşa neden olabilir.Örneğin,toplumun demokrasi taraftarı olan bir kesimi sokaklara akın ediyorken,eğer aşırı muhalif yada radikal gruplar da dışarı çıksaydı;nasıl bir sonuç çıkacağı oldukça sorunludur ve iç barış için ciddi bir meydan okumaya gebedir.Son olarak bu model bir nevi kumardır ve yeni ortaya çıkmıştır;yani mesele üzerindeki tartışma yıllarca sürecek gibi gözüküyor.

O gece meclis binası darbeciler tarafından kullanılan F16'larca bombalandı.

Mesele üzerine bir diğer çıkarımım,muhalefet parileri hem darbe karşıtı duruş hem de ulusal politikalara katkı açısından demokrasi için hayatidir[3].Bugün parlamentoda üç muhalefet partisi var ve daha fazlası da parlamento dışında.Özellikle,seküler ve Türkiye’de muhaliflerin öncüsü olan,anamuhalefetin yetkilileri ve genel başkanı;hükümeti bürokrasideki ve askeriyedeki Gülenci tehlikeye karşı çoğunlukla 2010’dan 2014’e defalarca kez uyardı.Ama iktidar ve taraftarları bu gibi uyarıları gözardı etmeyi tercih etti ve tehlikenin farkına ancak FETÖ(iddialara göre hükümetin eski müttefiki[4]) ilki 17–25 Aralık davaları olmak üzere hükümet çıkarları için bir tehdit oluşturduktan sonra vardı;bunun üzerine(17–25 Aralık davaları) hükümet Gülencilere karşı yoğun bir mücadele başlattı ama artık çok geçti.Eğer muhalefetin uyarıları ciddiye alınsaydı,ülkenin kaderi muhtemelen yeni bir darbe girişimiyle yüzleşmeyecekti.Ayrıca darbe gecesi anamuhalefet genel başkanı bir ret metni yayınladı ve darbenin karşısında durdu.Bu duruş ulusal direnişi büyük oranda güçlendirdi ve darbenin başarısız olmasına yardımcı oldu[5].

Anamuhalefet genel başkanı başarısız darbe girişimi sonrası 2 milyondan fazla kişinin katıldığı Yenikapı Mitinginde kalabalıklara hitap etti.

Dahası CHP(Cumhuriyet Halk Parisi), OHAL uygulamalarına rağmen ılımlı bir yaklaşımla hala maksimum seviyede katkı yapmayı deniyor.Sonuç olarak,muhalefet partilerine daha çok dikkat verilmeli ve görüldüğü üzere onlar da en azından bazı durumlarda haklı olabilirler.

Son çıkarım ise;Türkiye,OHAL’i kaldırmalı ve bir normalleşme süreci başlatmalı.Başarısız darbe girişimi sonrası hükümet,devleti FETÖ gibi yasadışı yapılardan temizlemek ve krizi daha etkili yönetebilmek için üç aylık OHAL ilan etti.OHAL ilanının başlangıçta sağlam bir zemini vardı ve toplumun farklı kesimleri tarafından normal görüldü.Hatta bu kararı güçlü biçimde destekleyenler oldu.OHAL üç kez uzatıldı.OHAL yönetimi altındaki bir yıl çeşitli şekillerde birçok adaletsiz ve keyfi uygulamayı ortaya çıkardı.Yüz binden fazla insan FETÖ ile ilişkili olduğu gerekçesiyle ihraç edildi;ifade özgürlüğü Kadri Gürsel gibi kamuoyunca FETÖ’cü değil aksine FETÖ düşmanı olarak bilinen birçok masum gazeteci ve akademisyenin tutuklanmasıyla veya birtakım farklı yöntemlerle cezalandırılmasıyla ihlal edildi.

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça Ankara’da İnsan Hakları Anıtı önünde OHAL ihraçlarını protesto için açlık grevi başlattılar ve ardından tutuklandılar.Bugün sağlık durumları ise kritik.

Bunlara ek olarak,bazı ihraçların geçerli gerekçelendirmeleri yoktu;çünkü bu insanlar,mesela akademisyen Nuriye Gülmen ve İbrahim Kaboğlu sadece meşru hükümet karşıtlarıydı.Onlar kendilerini işlerine adadılar ama ihraç edilerek veya tutuklanarak ya da her iki yöntemle sadece eleştirel fikirleri yüzünden susturulmaya çalışıldılar.OHAL yüzünden bu insanların yargı mekanizmalarına başvurma hakkı yok.Son olarak,Türkiye’nin niçin hızla normalleşmesi ve modern demokratik bir yönetim inşa etmesi gerektiği hususunda ekstra sebepler gösterilebilir.

Netice itibariyle bir darbeyi deneyimlemek ve akamete uğratmak,çıkarımları açısından önemlidir.Darbe karşısında hükümet ve halk arasındaki işbirlikçi model,eleştirel ve yapıcı katkıların gerekliliği/önemi,normalleşme dönemi başlatılarak OHAL’i kaldırma tavsiyesi gibi üç çıkarım net bir biçimde açıklandı.Parlak bir gelecek için iktidardan beklenen demokratik ve kapsayıcı bir tutumla hareket etmesidir.